Neden bazı insanlar Ay yüzeyine hiç ayak basılmadığına inanıyor?

Neden bazı insanlar Ay yüzeyine hiç ayak basılmadığına inanıyor?

Salı, 16 Temmuz, 2019 - 12:15
Komplo teorisyenleri Ay’a inişin zamanlamasına dikkat çekiyor (NASA)
Londra/Şarku’l Avsat
İnsanlığın Ay’a ilk kez ayak basmasının üzerinden 50 yıl geçti. Bazıları içinse geçen bu 50 yıl ABD hükümetinin tarihin en başarılı aldatmacasını sahneye koyması anlamına geliyor.

20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong Ay yüzeyine adım attı. Bu başarı onu ve beraberindeki diğer astronotları taşıyan uzay mekiğini inşa eden bilim insanlarıyla mühendislerin yoğun çabasının ve muazzam bilgi birikimiyle yaratıcılığın birlikte kullanılmasının sonucuydu. Beklendiği gibi dünyayı şaşkına çevirdi.

Ancak kimileri bahsedilen başarıyı fazlasıyla inanılmaz buluyor. Astronotların Ay’a hiçbir zaman ulaşmadığına ve aslında bunun bir sahtekarlık, insanlara oynanan büyük bir oyun olduğuna inanıyorlar.

Independent Türkçe'nin haberine göre bu komplo teorisi, gerçekleştirilmesi büyük miktarda çalışma gerektirse de aslında görece basit. Teori, Apollo 11 astronotlarının aslında hiçbir zaman Ay’a gitmediğini, yörüngeye fırlatıldıklarını ve tüm dünya stüdyoda kaydedilmiş sahneleri izlerken sahte kahramanlar olarak karşılanmak üzere yere dönene kadar yörüngede beklediklerini ileri sürüyor.

Bu fikrin yanlışlığı belgeye dayalı kanıtlarla ve bilimsel gerçeklerle defalarca ortaya kondu. Fotoğraflar ve Ay’dan alınan numunelerle insanlığın Ay’a ulaştığı gerçeği gösterildi.

Ancak bu kanaatin ısrarla kendini koruması, toplumun liderlere karşı inanç kaybının ne kadar derin ve güçlü olduğunu, insanların tersini gösteren delillere rağmen neden kurumlara inanmayı reddettiklerini gösteriyor.

Komplo teorisyenleri sıklıkla Ay’a inişin zamanlamasının manidar olduğuna işaret ediyor. ABD’nin Ay’a ulaşan ilk ülke olarak görünmek için her şeyi göze alabilecek durumda olduğunu ve gerçekten oraya ulaşamayacak olsalar bile bunun gerçekleşmesini garantilemek istediğini öne sürüyorlar.

1962’de John F. Kennedy ABD için “kendini, bu 10 yıl dolmadan Ay’a insan indirme ve sağ salim dünyaya geri getirme hedefini başarmaya adamalıdır’’ demişti.

Üstelik Sovyet uzay programı başarılı bir Ay görevine yaklaşmış görünüyordu. Böylesi bir başarı ABD açısından hezimet demekti. Soğuk savaşın ve gerginliğin tırmandığı bu ortamda ABD Ay’a adım atan ilk ülke olma itibarını kazanmak istiyordu.

Ancak  bu komplo teorisi Ay görevinden hemen sonra başlamadı. İnsanlı ay yolculuğu komplosu aslında görev tamamlandıktan ve Apollo Programı bitirildikten sonra 1970’lerde ortaya çıktı.

Gerçekte bu kanaattin ortaya çıkışı, Ay’a inişin kendisiyle ilgili bir şeyden değil, daha çok ABD hükümeti ve vatandaşları arasındaki güvenin azalmasına dayanıyor. 1970’lerde açığa çıkan bir dizi bilgi Amerikan kurumlarına duyulan güveni sarstı.

1971’de Pentagon Belgeleri hükümetin Vietnam savaşı hakkında defalarca yalan söylediğini ifşa etti. 1976’da bir Beyaz Saray heyeti John F. Kennedy’nin öldürülmesinin büyük ihtimalle bir kumpas sonucu gerçekleştiği sonucuna vardı.

Böylece komplocu düşünme biçimi toplum içinde kendine yer bulmaya başladı. İnsanlar 1963’deki Kennedy suikastı gibi olayları sorgulamaya başladı. Bu komplocu düşünce yakın tarihli bazı olaylarda da kendini göstermeye devam ediyor. Komplo teorileri 11 Eylül saldırılarından, ABD’deki silahlı saldırıların gerçekte yaşanmadığı ya da devlet tarafından planlandığını öne sürenlere kadar uzanıyor.

Bu bağlamda komplo teorileri asla tükenmiyor. Anketler Amerikalıların yaklaşık yüzde 10’unun resmi açıklamalara güvenmediğini ve Rusya’da insanların yüzde 57’sinin ABD’nin hiç Ay’a gitmediğini düşündüğünü gösteriyor.

Editörün Seçimi

Multimedya