Müzik ve siyaset: Richard Wagner’in çağrısı

Müzik ve siyaset: Richard Wagner’in çağrısı

Perşembe, 11 Temmuz, 2019 - 15:00
Londra/Şarku’l Avsat
Ahmed el-Muslimani

Mısır Cumhurbaşkanlığı eski Basın Müsteşarı 

1981 yılında İsrail’de bir orkestra, ünlü müzisyen Richard Wagner’in bir parçasını çalarken dinleyicilerden biri kendini sahneye attı ve gömleğinin önünü açıp Nazi toplama kamplarında aldığı yara izlerini gösterdi. Bu olay üzerine konser sona erdi.

2012'de Tel Aviv Üniversitesi, Wagner'in eserlerinden oluşan büyük bir konseri iptal ederken 2014'te, İsrail radyosu yayınladığı bir Wagner eserinden dolayı özür diledi.

Büyük bir Alman müzisyen olan Richard Wagner, tarih boyunca en ünlü klasik müzik devleri arasında yer almıştır. 1813'te doğan ve 1883'te hayata veda eden Wagner, 70 yıllık ömrünün olgunluk çağını 19. yüzyılda geçirdi. Wagner'in kökenleri ve yaşamıyla ilgili kaynaklarda çeşitli açıklamalar bulunuyor. Bunlar arasında onun müziğe başladığı ilk yıllarda hiçbir enstrümanı iyi bir şekilde çalamadığını iddia edenler olsa da Wagner kısa sürede müzik tarihini “senfoni” döneminden “opera” dönemine taşıyan sanatçı oldu.

Wagner, ünlü müzisyen Beethoven’dan ilham alıyordu. Beethoven, Wagner henüz 14 yaşındayken ölmüştü. Öte yandan Wagner, ünlü filozof Nietzsche ile göz kamaştırıcı bir değişim yaşadı. Bir keresinde Nietzsche’in hayatındaki tek kazanç olduğunu söyleyen Wagner, “O bana bir hayat verdi. Tanrı şahidimdir, ne istediğimi bilen tek kişi o” dedi. Nietzsche ise, Wagner’a karşı bir hayranlık besliyordu ve bunu, “Wagner’e yakın olduğumda kendimi Tanrı’nın huzurunda hissediyorum!” şeklinde ifade etmişti.

Wagner’in dine olan bağlılığı Nietzsche’de derin bir darbeye yol açtı

Nietzsche’nin Wagner’e olan hayranlığı fazla uzun sürmedi. Wagner'in eserlerinde bulunan “din” ile “müzik” arasındaki ilişki Nietzsche'yi kızdırmıştı. Nietzsche bir ateist, Wagner ise inançlı biriydi. Wagner’in dini temalara olan bağlılığı Nietzsche’de derin bir darbeye yol açtı. Wagner, eserlerinin bazılarında putperestliğe karşı Hıristiyanlığın zaferine işaret ettiğinde Nietzsche, “Onu bir özgürlük sembolü olarak görürken o, karanlık bir dini düşüncenin ağına düştü” dedi.

“Bir müzik entelektüelinin” müzik kültürü olması için büyük çabalar sarf etmeye ihtiyacı yoktur. İlgilenmeyenler için klasik müzik, hiçbir fikri veya içeriği olmayan belirsiz bir çalışma gibi görünürken opera da çığlık ve bağırma seslerinden ibaret gibi gelebilir. Fakat öyle değildir. Her bir opera eserinin arkasında harika bir hikaye vardır.

Arap kültürünün, Batı’nın müzik düşüncesini açıklamak için yeterli bulunmaması ise tam bir talihsizliktir. Dünyanın klasik müzik çevrelerindeki kendilerini üstün görme hali diğer çevreleri hor görmeleri ve alay etmelerine neden olmuştur. Wagner'in müzik okumaları ise, kendini üstün görenlerle hor görülenler arasında bölünmüştür.

1843'te Paris'e giden Wagner’in bindiği gemi Kuzey Denizi'nde şiddetli bir fırtınaya yakalandı. Korkan yolcular bir birlerine hikayeler ve öyküler anlatmaya başladılar. Anlatılanlar arasında destanlar da vardı. Bunlardan biri de “Uçan Hollandalı” hikayesiydi. Uçan Hollandalı lakaplı kaptanın idaresindeki bir Hollanda gemisi Ümit Burnu’na geldiğinde şiddetli bir fırtına kopar.  Ancak geri dönmemekte kararlı olan kaptan, gemisi fırtınada sürüklenirken okyanusa meydan okur ve “kıyamete kadar yelken açmak zorunda kalsam da Ümit Burnu’nu geçeceğim” der. Uçan Hollandalı’nın gemisi fırtınada kaybolurken okyanusa karşı gelen kaptan ve mürettebatının lanetlendiği ve bu yüzden kıyamete kadar fırtınada yelken açmaya devam etmek zorunda kaldıkları şeklinde bir efsane ortaya çıkar.

Bu efsane Wagner tarafından operada da “Uçan Hollandalı” adıyla şahesere dönüştürülmüştür. 14. yüzyılın bir başka efsanesi ise “Rienzi Operası” adıyla eserleştirilmiştir. Rienzi Operası’nın hikayesi ise şöyledir; İtalyan bir hayalperest, Roma'yı soyluların haksız uygulamalarından kurtarmak için insanları uyandırmaya çalışır. Ancak soyluların ajanları tarafından düzenlenen komplo ile din adamları tarafından ölüme mahkum edilir.

Wagner’in efsanelerden esinlenerek yazdığı üçüncü eseri ise “Tannhauser Operası”dır. Onun hikayesi ise şöyledir;

Wartburg Kalesi’nde bir şarkı yarışması düzenlenir. Büyük ödül ise azize Elizabeth'in elidir. Tannhauser ödülü kazanır, ama kısa bir süre sonra ortadan kaybolur. Ardından hacca gider.

Wagner eserlerini inceleyen tarihçilere göre operadaki hac kervanlarını tasvir eden yürüyüş (marş) müziği dünyayı halen kendine hayran bırakıyor.

Lohengrin Operası’nda ise Wagner, bir Alman destanını operasının konusu yapmıştır. Destan ise Lohengrin adlı şövalyenin evlenme sözü verdiği Elsa için savaşa bir kuğu tarafından çekilen kayıkla gelişini ve kuğunun Brabantların dukası ve Elsa’nın erkek kardeşi Gottfried’e dönüşmesini anlatır.

Wagner’in ünlü “Parsifal Operası” ise İsa’nın kanının döküldüğü Kutsal Kase'nin hikayesini anlatır.

Wagner Müzesi

Öte yandan Alman yetkililer, restorasyon geçiren Wagner Müzesi'ni 2015 yılında yeniden açtılar. Açılışta ünlü müzisyenin torunu Eva Wagner şunları söyledi;

“Bayreuth’daki insanlar onun dünyanın en önemli bestecisi olduğunu biliyorlardı ve nihayet artık düzgün ve harika bir müzeye sahip”

Birçok tarihçi, müzik tarihinin romantik döneminin Beethoven ile Wagner arasında ikiye ayrıldığını savunuyor. Yani romantik dönemin ilk yarısının Beethoven, ikinci yarısının ise Wagner’in etkisi altında kaldığına inanıyorlar.

Wagner, düşünce dünyasında müzikte olduğu kadar iyi değildi. Irkçıydı ve Almanların Yahudilere yönelik kibir ve nefretinde büyük bir paya sahipti. Wagner’in Yahudi karşıtı ırkçılığı, Wagner’den 6 yıl sonra doğan Nazi lideri Adolf Hitler’in ilham kaynağı oldu.

Wagner'in mezarını birkaç kez ziyaret eden Hitler, bir keresinde, “Wagner'in mezarını ziyaret ettiğimde görevimin ne olduğunu anladım!” dedi.

Wagner’e büyük bir hayranlık duyan Hitler, bunu “Wagner muhteşem. Onun müziği benim inancım” sözleriyle ifade etmişti.

Almanya'daki Yahudiler, Almanca konuşan ve yüzyıllardır bu ülkede yaşayan Alman vatandaşlarıydı. Ancak Wagner, “Müzikte Yahudilik” adlı ünlü makalesinde şunları yazmıştı;

“Yahudiler yabancılardır.. Parazitlerdir.. Yeryüzünde kökleri yoktur. Yaratıcı olamazlar. Onlar Alman değillerdir.. Fakir ve değersizlerdir.. Bir Yahudi, insanlığın yıkılmasına yol açan bir şeytandır.”

Wagner,  bir asırdan uzun bir süre önce dünyadan ayrıldı. Geriye bıraktığı fikirlerinden ise hiçbiri doğru değil. Ancak efsanevi müziği, dünyanın dört bir yanındaki tiyatroları ve evleri hala aydınlatmaya devam ediyor.

Wagner’in ırkçılığı, eserlerini sınırlandırdı. 200’den fazla ülkede simge bir isim haline gelen Wagner, İsrail’de yasaklıdır. Wagner’in siyasi tarafı geriye itilir müziği ön plana çıkarılırsa ırkçılık yok olur ve geriye bir müzik dehası kalır.

Editörün Seçimi

Multimedya