Fas Asilah Forumu'nda keşfettiğimiz Afrika

Fas Asilah Forumu'nda keşfettiğimiz Afrika

Perşembe, 11 Temmuz, 2019 - 12:45
Süleyman Cevdet
Mısırlı araştırmacı yazar
Necib Mahfuz, Karnak adlı romanını yayınladığında Tevfik el-Hakim’e de bir tane gönderip kendi el yazısıyla kitabı şöyle takdim etmişti: Üstad İmam Tevfik el-Hakim’e… Kanalın okyanusa selamı!

‘Kanal’ kelimesinin sözlükte birden fazla anlamı var. Kelime, kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar kazanır. Bununla birlikte Necib Mahfuz’un takdimindeki anlamı, tarlaları sulayan suların aktığı küçük kanal şeklindedir.

Nobel ödüllü yazar sanki Tevfik el-Hakim ile bir kıyaslama yapıyor ve el-Hakim’in enine ve boyuna temsil ederek yaşadığı okyanusa karşılık kendisini bir kanal olarak görüyor.

Mahfuz, onu yalnızca bir okyanus olarak değil, bir imam olarak da görüyordu ama bu başka bir hikâye!

Kanal ve okyanus arasındaki bu bağlantı, görünüşe bakılırsa Fas’taki Asilah Uluslararası Kültür Forumu ile Fas’ın, mensubu olarak Kuzey Batı’nın uzak noktalarında, deniz ile okyanusun buluşma noktasında omuzlarından birine yerleştiği Afrika kıtasının diğer bölgeleri arasında da hüküm sürüyor. Forumun Genel Sekreteri Muhammed Bin İsa, sürekli zihninde, her durumda kanalı okyanusa bağlayan ilişkinin anlamını döndürüyor gibi duruyordu.

Asilah, kanaldır; Afrika ise okyanus. Her ikisi birbirinden alıp vermeye, birbirine dökülmeye hazırdır. Yer, konum ve bakış açısı alışverişinde bulunurlar, bir araya gelip ayrı düşmeyecekleri her fırsatı kollarlar, eksiksiz köşeleri ile birleşik bir imaj çizebilecekleri vesileleri araştırırlar.

Bu adam ülkesinin dışişleri bakanı olduğu ve Rabat’ta diplomasinin başı olmadan önce kültür bakanlığı yaptığı için siyaset, kara kıtaya yönelik adımlarına egemen olan tek şey değildi. O, 1978 yılında başlayan ve peş peşe sezonlarla yoluna devam ederek yarın akşam faaliyetlerine son verilecek olan kırk birinci sezona ulaşan forumun genel sekreterliğinin gereklerini yerine getiriyor. Kıtaya yönelik her bir adımında geniş manasıyla kültürün daha kalıcı, zengin ve verimli olacağını bilerek hareket ediyor. Böyle bir kültürün, siyasetin umursamaz bir şekilde yolunda yürürken koparıp ezebileceği şeyleri bağlamak için daha güçlü olacağının farkında.

Kıtaya yönelik yarış, erken vakitlerde kıtamıza doğru yavaş yavaş ilerleyen ve bu ilerlemeyi sürdüren Çin tarafından son senelerinde güçlü ve küresel bir görünüm arz etmiş ve Çin’den sonra Rusya gelip, sonra da ABD işlerini düzenlemeye başlamış olsa da Asilah Forumu daha önce, Afrika şiiri ödülleri arasından bir ödül tahsis ettiğinde oradaydı. Söz konusu ödül halen Kongo Şairi Brazzaville Tchicaya U Tam’si’nin adını taşıyor. Bu şair, ilk senelerinde forumun konukları arasındaydı. 1988’de aniden dünyaya gözlerini yumduğunda Bin İsa, onu Kongo’nun kuzeybatısında yer alan köyünden ebedi istirahatgâhına uğurlamak için giden tek Afrikalı kültür bakanıydı. Her üç senede bir, bir Afrika şairinin ödül aldığı duyuruldu. Maksat, Afrika’da ödülleri hak eden şiirin ve kutlanmaya değer yeteneklerin olduğunu göstermekti.

U Tam’si, Asilah’a her geldiğinde her yeri gezdi ve bahçelerinden birinde dinlendi. Bu dünyadan göçtüğünde bahçe onun ismini kapısında taşıdı; halen de durur. Belki de onun bir mücadeleci ve fikir adamı olarak hayatı boyunca davet ettiği, bir hava gibi yayılıp insanların soluduğunu düşlediği yüksek insani ilkeleri kökleştirmek adına!..

Tıpkı Sudanlı edebiyatçı et-Tayyib Salih gibi. O da forum etkinliğine her katıldığında gözleri ile kendine İkinci Hasan Konferans Salonunda bir sandalye seçti ve yerini hiç değiştirmedi. Bir gün aramızdan ayrıldı. Ondan sonra her yeni sezonda katılımcılar, et-Tayyib’i rahatsız etmekten çekinerek aynı salona hassas adımlar attılar. Kim bilir belki de salona girdiklerinde onu en sevdiği koltuğunda bulurlardı. Onu bulamadıklarında kayıplarını yoğun bir şekilde hissedip boş koltuğa işaret ederek esefle şunu söylerlerdi: et-Tayyip burada oturur, dinler ve herkese güzel vakit geçirtirdi. Konuştuğunda sevimli kekemeliği ile kalplere hitap ederdi!

Bu yıl kıtadaki ve kıta dışındaki Afrika yaratıcılığının sezonu kutlandı. Angola, Cape Verde ve başka yerlerden düşünürler, müzisyenler ve yazarlar gelerek kalabalıklara Afrika müziğini, şarkısını, düşüncesini, yaratıcılığını sundular ve Afrika’da insanlar arasındaki muhabbet bağlarına uzanarak onu güçlendirebilecek yaratıcı sanatlar var olduğunu ifade ettiler.

Gösterdiler ki bu sanatların yaratıcılarına herhangi bir zeminde Afrikalı veya değil, sadece yaratıcılık sahibi bir insan olarak bakabilirsiniz. Bu işlere imza atan, sunabileceği bir yaratıcılığı olan bir insandır; o kadar!

Cape Verde’in eski Kültür Bakanı Mario Lucio Sosa, ülkesinin kendi gözlerinin önünde ve onun altın yüzünün özellikleri üzerine düşünen herkesin karşısında güzel çehreli, göz kamaştırıcı, hoş kokulu bir kadın gibi durduğuna, ama siyasetçiler bu kıymetli parçayı nasıl değerlendireceklerini ve dünyaya nasıl sunacaklarını bilmedikleri için ağlayıp sıkıntı çektiğine dikkat çekmeye adandı. Ona göre onun yaratıcılığı, bu görevi yerine getirebilmelidir!

Geçen yılın bu vakitlerinde Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, kırkıncı sezonun açılışını yapmış ve Senegal’in şairi ve lideri olan büyük selefi Leopold Sedar Senghor’un kendisinden önce, 80’li yıllarında başında Asilah’a geldiğini belirtmişti. Senghor, Asilah’ı bir lider olarak ziyaret ettikten sonra bir şair olarak ziyaret etmişti.  

Cumhurbaşkanı Sall, kıtanın, atalarının çölün bir engel olmasına izin vermeyerek ondan bir köprü yarattıklarını ve onu ekonomik, kültürel, toplumsal ve ruhsal alışveriş yollarının kesişim noktası haline getirdiklerini unutan çocuklarına bu arzunun ilk atalarda olduğu gibi torunlar tarafından da beslenmesi gerektiğini ve Asilah’ın istek, coşku ve güç verebileceğini hatırlatmak için gelmişti.

Onlara, anlaşılabilir güvenlik algılarının, Arap kıtasının kuzeydeki denize uzanan kıyıları ile güneyden okyanusa uzanan derinliği arasındaki hareket özgürlüğünün yolunu tıkamasının uygun düşmeyeceğini anımsatmak için orada bulunuyordu.

Asilah’taki Afrika, folklorik bir varlık olmayıp onu yeniden keşfetmenin temellerini atan bir varlıktı. Bununla birlikte onun yeniden keşfedilmesi, bu sefer evlatları eliyle yapılacak; beş asır boyunca zenginliklerini yağmalayan sömürge eliyle değil. Bu ikinci keşifte ilk adımı kültür atacak ve siyaset onun ardından gelecek. Bu, kırk yıldır elverişli havayı hazırlayan Asilah’ın üstünlüğü olacaktır!

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya