Kıbrıs gazı, NATO’yu Türkiye’yle karşı karşıya getiriyor

Kıbrıs gazı, NATO’yu Türkiye’yle karşı karşıya getiriyor

Perşembe, 11 Temmuz, 2019 - 11:45
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist
Türkiye, 3 Mayıs 2019 tarihinde NAVTEX (Navigational Telex System) aracılığıyla Kıbrıs  açıklarında doğalgaz araması yapacağını resmen duyurdu. Bundan dolayı Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin bölgesel ortakları olan Mısır, Yunanistan ve Avrupa Birliği, Türkiye’ye yönelik uyarılarda bulundu.

Ankara, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yaşayan Türklerin yasal haklarını savunduğunu söylüyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talebi üzerine Türk petrol şirketine deniz parsellerinde petrol araması için ruhsat verildi. Deniz parselleri, Güney Kıbrıs’ın bazı ruhsatlı birimleriyle iç içe geçmiş durumda. Ayrıca Türkiye’de ilan edilen neritik bölge,Güney Kıbrıs’ın kendi münhasır ekonomik bölgesinde yer aldığını söylediği ruhsat gruplarıyla da iç içe geçmiş vaziyette.

Ankara, 2018’in şubat ayında denizde sınırlı bir şekilde hareket ederek Mısır, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve AB’ye bir mesaj gönderdi. Söz konusu dönemde Kahire ve Lefkoşa, Mısır’daki sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesislerini kullanarak Doku Akdeniz gazını Avrupa’ya pazarlamak için müzakere yapıyordu.

8 Şubat 2018’de tarihinde dev İtalyan şirketi “Eni”, Kalipso sahasında doğalgaz keşfettiğini duyurdu. Eni ayrıca 2015’te de Kıbrıs’ın bölgesel sularına sınır Mısır’daki “Zohr” doğalgaz sahasını keşfetti. Bunun üzerine Türk Deniz Kuvvetleri, Eni’ye ait sondaj gemisini kuşattı. Bu kuşatmadan dolayı şirket, sondaj gemisini geri çekmek zorunda kaldı.

Türkiye’nin bu hareketi, Lefkoşa’yı Kahire’ye daha çok yaklaştırdı. Lefkoşa, ihraç etmek için Mısır’daki LNG tesislerine doğalgaz tedarik etmeyi kabul etti. Önceden Türkiye’yle deniz altından doğalgaz boru hattı inşa etmeyi düşünen İsrail, Güney Kıbrıs gibi hareket ederek LNG ihraç etmek için Mısır’la doğalgaz satış anlaşması imzaladı.

Exxon Mobil şirketinin aynı Zohr sahasını paylaşan 10’uncu parseli keşfetmesiyle birlikte ikinci önemli dönüm noktası oluştu. Exxon Mobil şirketine bağlı sondaj gemisi 12 Kasım 2018 tarihinde bölgeye geldi. Türkiye, sondaj bölgesinde tacizde bulunmadı. Ankara, Washington’a provokatif hareketlerde bulunmamayı tercih etti. Türkiye’nin İtalyan sondaj gemisini kuşatmasından yaklaşık bir yıl sonra, Exxon Mobil şirketi 10’uncu parseldeki Glafkos-1 sahasında 142-272 milyar metreküp rezervlik doğalgaz keşfettiğini duyurdu.

Kalipso ve Afrodit sahalarında yaklaşık 320 milyar metreküpün yanı sıra Güney Kıbrıs, şu an enerji alanında Mısır ve İsrail’le ortaklık konusunda önemli bir konumda bulunuyor. Dolayısıyla AB ve ABD için Kıbrıs, büyük bir jeopolitik öneme sahip. Glafkos-1 sahasının bulunmasından bir aydan uzun bir süre sonra Türkiye, Navtex aracılığıyla Güney Kıbrıs sularında sondaj çalışmalarına başlayacağını bildirdi.

Türkiye’nin tutumu, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni rahatsız etti. Çünkü Güney Kıbrıs savaş gemilerine sahip değil. Dolayısıyla kuvvetli bir caydırıcı güç sağlayamıyor. AB’nin devam eden kınamalarına rağmen Türkiye 12 Mayıs’ta adanın sularına Yavuz sondaj gemisini göndereceğini açıklayarak faaliyetlerine hız verdi. Yavuz sondaj gemisi 20 Haziran’da yola çıktı. Yavuz gemisinin Karpaz’ın güney kıyısında sondaj çalışmalarına başlaması için bu hafta sondaj bölgesine ulaşması bekleniyor. İki sondaj gemisinin güvenliği, büyük bir deniz gücüyle sağlanıyor. Adanın batı yakasında 75 km’lik uzaklıkta faaliyet gösteren Fatih gemisine Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı iki fırkateyn ve 3 savaş botu eşlik ediyor. Yavuz gemisine ise bir fırkateyn eşlik edecek. Kaynağım, “Kıbrıs sularında Türk savaş gemilerinin varlığı, deniz güvenlik çerçevesini değiştiriyor” dedi.

Güney Kıbrıs, deniz gücüne ihtiyaç duyduğundan dolayı ABD, Fransa ve İtalya gibi Batılı deniz kuvvetlerini yanına çekerek aktif caydırıcılık düzeyini geliştirmeye başladı. Ancak girişimleri sekteye uğradı. Çünkü Güney Kıbrıs, Türkiye gibi NATO’ya üye değil. Bunun için Yavuz ve Fatih sondaj gemilerinin mürettebatına ve Türk petrol şirketiyle iş birliği yapan firmaların personellerine yönelik uluslararası tutuklama kararları çıkarmak gibi yasal işlemlerin yanı sıra NATO’ya üye büyük ülkelerden ve AB’den siyasi destek almayı garantilemeyi, Güney Kıbrıs’a karşı askeri kararlarını derinleştirmek için NATO üyeleri arasında diplomatik bir ortam oluşturmayı hedefliyor.

Yunanistan bu süreçte arabuluculuk noktasında önemli bir rol oynuyor. Şöyle ki Yunanistan, NATO’ya üye olmasına rağmen Türk tarafından olası bir saldırı meydana gelmesi halinde Güney Kıbrıs’ı savunma konusunda kararlı. 

Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasında “Tek bölgeyi savunma doktrini” kapsamında 1993 yılında yayınlanan deklarasyonda bu karara bir resmiyet kazandırıldı. Yunan ordusu, Güney Kıbrıs’ın güvenliğini desteklemek için adada askeri bir birlik bulunduruyor. Fakat KKTC’de konuşlanan 40 bin Türk askeriyle karşılaştırıldığında Yunan birliği zayıf kalıyor. Bunun için Yunanistan, Güney Kıbrıs’ın çıkarlarına hizmet eden ikili askeri ilişkiler kurdu. Yani Yunanistan - Güney Kıbrıs Rum Kesimi- Mısır ile Yunanistan- Güney Kıbrıs - İsrail arasında...

Yunanistan, Mısır ve İsrail’le devamlı askeri tatbikat yaptığı için bu ilişkiler büyük önem arz ediyor. Geçen nisan ayında Yunanistan’ın ortak hava kuvvetlerine ev sahipliği yaptığı en son tatbikata ABD, İtalya, Güney Kıbrıs, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri de (BAE) katıldı. Kaynağıma göre Doğu Akdeniz’deki tatbikatlara BAE’li –ki Türkiye, BAE’yi stratejik bir rakip olarak görüyor- pilotların katılması, NATO’nun bölgedeki Türk gücünü kuşatmaya çalıştığı izlenimini güçlendiriyor.

ABD, adadan yaklaşık 500 mil uzaklıktaki Girit Adası’nda bir üs bulunduruyor. Washington, 2018’in aralık ayında Yunanistan ile stratejik bir diyalog başlatarak güvenlik ortaklığını, enerji ortaklık kanununu ve Doğu Akdeniz’in güvenliğini sağlamlaştırdı. Bu kanun, Kıbrıs’a uygulanan silah yasağını bertaraf edeceği için önemlidir.

Fransa, sürpriz bir şekilde Kıbrıs’ı desteklemeye başladı. Zira Fransız Total şirketi, İtalyan Eni şirketiyle ortak bir şekilde Kıbrıs açıklarında doğalgaz alanında faaliyetler yürütüyor. Geçen ocak ayında Fransız bir fırkateyni, Güney Kıbrıs gemileriyle tatbikat gerçekleştirdi. Türkiye’nin 12 Mayıs’ta ikinci bir sondaj gemisi göndereceğini açıklamasından 4 gün sonra Fransa, Güney Kıbrıs’la Mari Deniz Üssü’nde savaş gemilerine hizmet edecek bir anlaşma imzaladı. Şöyle ki Fransa deniz kuvvetlerine bağlı büyük gemilerin demirlenmesi için yeni bir bölge inşa ediliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 14 Haziran’da “Türkiye, sondaj çalışmalarını durdurmazsa AB tarafından kendisine ambargo uygulanacak” dedi. Özellikle bu açıklamadan sonra Fransa’nın rolü Türkiye’yi şaşırttı.

Erdoğan, NATO’yu Türkiye’nin bölgesel çıkarlarına zarar vermekle suçluyor. Açıkçası NATO, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi kuşatma girişimlerini yoğunlaştırmaya yönelik bir plan izliyor. Erdoğan, Türkiye’nin emellerini korumak için bu kuşatmaya direnecektir. Bu durumda NATO, kuşatmayı daha da artıracaktır. Bu da Türkiye-NATO arasındaki ilişkiyi daimi bir şekilde değiştirebilecek tehlikeli bir çatışmaya götürebilir. Askeri bir çatışma çıkabilir.

Küçük bir soru… Lübnan gazı, Türk gazının neresinde yer alıyor?

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya