Libya da göç tsunamisinin kurbanıdır

Libya da göç tsunamisinin kurbanıdır

Cumartesi, 6 Temmuz, 2019 - 12:15
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Libya; ne Avrupa’ya yasadışı göç sorununun ne de yoksulluk, hastalık, iş fırsatlarının azlığı, sürdürülebilir bir kalkınmanın yokluğu, çatışmalar ve iç savaşlar nedeniyle göçmenlerin ülkelerinden göç etmesinin sorumlusu değildir. Bu göçmenlerin yasadışı bir şekilde yaşadıkları, yeterli parayı bir araya getirmek için çalıştıkları ve ardından Avrupa’ya kaçtıkları bir geçiş ülkesinden ibarettir. Bu göçmenlerin topraklarında yaşamasından, özellikle de devletin çökmesinin ardından ikamet ve giriş yasalarını ihlal etmelerinden Libya’da muzdariptir.

Doğrusu topraklarına gizlice sızan bu kişilerin sorumluluğu Libya’ya ait değildir. Çünkü yetkili makamların bilgisi ve izni dışında topraklarına giriş yapmışlardır. Bu nedenle koruma hakkına sahip değillerdir. Onlar Libya topraklarına çöllerden ve sınır noktalarından kaçakçılar aracılığıyla giriş yapmışlardır. Bu da onları kaçış ya da göç yolculuğu boyunca, özellikle de silahlı milis güçlerin yarattığı bir kaosun hâkim olduğu ve merkezi bir yönetimi olmayan bir ülkede kaçakçılar için kolay bir lokma haline getirmektedir. Bu göçmenlerden bazıları Avrupa’ya gitmek için yeterli parayı biriktirene kadar Libya’da yasadışı bir şekilde çalışırken, bazıları da Avrupa’ya gitmeyip yasadışı bir şekilde ülkede yaşamayı sürdürmektedir.

Savaşlarda ve özellikle de çatışmaların yaşandığı sıcak bölgelerde ölümlerin ve kurbanların olması elbette hepimiz için üzücü bir durumdur. Ama Geryan hastanesinde yaralı 43 Libya askerinin soğukkanlılıkla öldürüldüğü katliam ile ilgili hiçbir kınama duymazken, göçmenleri barındıran bir merkezde 44 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine bir kınama ve eleştiri fırtınası ile karşı karşıya kalmak bir tür çifte standart hatta ahlaki yolsuzluktur. Aynı şekilde adil ve şeffaf bir soruşturma yapılmadan bir tarafı kınamak ve yargılamak, bu tarafların kurbanlar için sağlamak istediklerini iddia ettikleri adalete de aykırıdır.

İlk soruşturmaların ve kurtulanların tanıklıkları şok edici bir gerçeği ortaya çıkarmıştır. Reuters haber ajansına göre BM: “Trablus’taki muhafızların, Libya’da göçmenlerin bulunduğu gözaltı merkezine yapılan hava saldırısından kaçmaya çalışan göçmenlere ateş açtıklarına dair bilgiler aldığını” ifade etti.

Kurtulanların tanıklıkları; Türkiye ve Katar’ın silah ve cephane ile destekledileri Trablus’taki suç örgütlerinin ve milis güçlerini gerçek yüzünü ifşa etti. Bu tanıklıklar, göçmenlerin gözaltında tutuldukları merkezlerde silah ve cephane saklandığını ve depolandığını vurguladı. Hatta bazı göçmenler, bu silahların taşınmasında kullanıldıklarını ifade ettiler. Bu bilgiler, Trablus’taki milis güçlerin, Trablus’un Tajoura banliyösünde yasadışı göçmenlerin ölümü olayından tamamen sorumlu olduğunu vurgulamaktadır

Libya’ya kaosun yerleşmesini isteyen ve Müslüman Kardeşler  ile milis güçlerini destekleyen bazı hükümetler de bu olaydan faydalanmaya ve kanıt olmadan Libya ordusu hakkında bir kınama kararı alması için Güvenlik Konseyi’ne acil toplanma çağrısında bulundu. İngiltere’nin Tajoura’daki göçmen merkezi ile ilgili  bir kınama kararı alınması talebi ile Güvenlik Konseyi önceki akşam 2 saat süren acil bir oturum düzenledi. Ancak ABD, uzun tartışmaların ardından karar tasarısını veto ederek Güvenlik Konseyi’nden böyle bir karar çıkmasını engelledi.

Başkan Trump’ın yasadışı göçmenler ile ilgili sosyal medya paylaşımı birçok mesaj taşımaktadır: “Bu göçmenler dünyanın her yerden geliyorlar. Kurulan kamplarda sağlık ve güvenlik gibi tüm ihtiyaçları karşılanmasına rağmen şikayet edip kendilerine sunulan hizmeti beğenmiyorlar. Eğer koşullardan memnun değillerse gelmemelerini söyleyin.” Başkan Trump bu sözleri ülkesinin Meksika sınırından maruz kaldığı yasadışı göç dalgasına bir tepki olarak söylemiş olsa da, aynı şey kaybettikleri cenneti bulma umuduyla Avrupa’ya göç etmek isteyen Afrikalılar için de geçerlidir. Bu kişiler göç yolculuğu boyunca hastalıklar, çatışmalar yüzünden hayatlarını kaybederken  bazen de Trablus’taki milis güçler gibi suç örgütleri tarafından kullanılmaktadır. Hatta bu milis güçler, birçok göçmeni köle pazarlarında insan haklarına saygısı olmayan kişilere köle olarak satmışlardır.

Göçmenlerin nihai hedefi Libya değildir. Özellikle de savaşlara ve siyasi bölünmeye tanık olduğu bu zor koşullarda, geldikleri ülkelerden pek de farklı olmayan Libya onlar için sadece bir geçiş ülkesidir.

Göçmen krizi; zaten kendi sorunları ve sıkıntıları altında ezilmekte olan Libya’dan uzakta, göçmen ihraç eden ülkelerde sürdürülebilir bir kalkınma ile vatandaşlara onurlu bir yaşam sunularak çözülebilir. Donanmalar ya da göçmenlerin Libya gibi geçiş ülkelerinde yerleştirilmesi aracılığıyla bu kriz ne çözülebilir ne de engellenebilir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya