​Tunuslular 27 Haziran’ı hiç unutmayacak

​Tunuslular 27 Haziran’ı hiç unutmayacak

Pazar, 30 Haziran, 2019 - 15:45
Emel Musa
Tunuslu şair ve yazar

27 Haziran 2019 günü Tunus halkının hafızasından hiç silinmeyecek bir gün olacaktır.

Tunuslular bu günde bütün farklı ve çelişkili duyguları bir arada yaşadılar. Olayların birikimine ve gücüne eş büyük bir hızla duygu geçişleri yaşadılar.

Bütün bu iç içe giren ve birbirine karışan duyguları şu 2 duyguda özetleyebiliriz: Endişe ve korku. Bu duyguların nedeni ise bizatihi terör değil turizm üzerindeki ekonomik etkileridir.

Başkentin Perşembe günü tanık olduğu 2 terör saldırısının, bu endişe ve karışıklığın asıl nedeni olmadığını, yalnızca Tunus cumhurbaşkanının hastaneye kaldırılmasını gerektiren ciddi bir hastalık geçiriyor olduğu haberi ile eş zamanlı yaşandığı için durumun daha da kötüleştiğini belirtmemiz önemlidir. Bütün bu olaylar,Tunus halkına karşı birleştiler. Ama Tunus halkı, endişe ve kaygılara rağmen ayakta kalmayı,barış Tunus’u etrafında birleşmeyi ve hayatlarını sürdürmeyi başardı ve terör saldırılarına tanık olan caddede hareket ve hayat durmadı.

Elbette teröristlerin adeti olduğu üzere yeni saldırılarının da karakteristik özelliği ihanetti. Tunuslular terörün umutsuzca projesi nedeniyle; planlarına göre ses getirecek saldırılar düzenlemekten aciz bir hale gelmesinin ardından amacı kaos çıkarmaktan başka bir şey olmayan gelişigüzel saldırılar düzenlediğini, bunun herhangi bir güvenik açığı ile ilgili olmadığını öğrenmiş ve anlamış bulunmaktadır. Bu yüzden ve başkentte yaşanan saldırıların özellikle sivillerden önce güvenlik unsurlarını hedef alması nedeniyle güvenlik güçlerine eleştiriler yöneltildi.

Bilindiği gibi Tunus’u hedef alan terörün özelliği budur yani daha çok güvenlik güçlerini hedef almaktadır. Bu şiddet tarihi, Burgiba’nın dönemine kadar uzanmaktadır. O günden bugüne radikaller, köktenciler ve Müslüman Kardeşler ile yönetime ve iktidara gelmek için dini kullanan herkes bu yola başvurmuştur.

Buna ek olarak bu 2 saldırının zamanlaması da manidar.

Yaz turizm döneminin başlangıcında, herkesin turist sayısının yükselmesinden sevinç duyduğu ve başarılı bir turizm dönemi vaat eden güçlü bir geri dönüş kaydetmekten bahsettiği bir anda gerçekleşmiştir. Doğası gereği hain, ekonomik kalkınmayı hedef alan ve Arap ekonomilerini felce uğratmak isteyen bu terör, Tunusluları birbirine kenetledi ve onu görmezden gelip daha önemli olan olaya yani cumhurbaşkanının hastalığına odaklanmaları gibi güçlü bir tepki doğurdu. Dolayısıyla terör saldırıları değil cumhurbaşkanının hastalığının diğer meseleler ile ilgisi endişelerinin asıl kaynağını oluşturdu.

Tunuslular bütün bu olaylar aynı zamana denk geldiği ve yanıtı belirsiz soruların varlığından dolayı endişelenmişlerdir. Bu sorular arasında; Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunun çok gecikmesi ve şu ana kadar henüz faaliyete geçmemesi de vardır. Zira bilindiği gibi Anayasa Mahkamesi, yasa ve icraatların anayasaya uygunluğunu denetleyen bir komisyondur. Bunun yanında son haftalarda, anayasa maddelerinde görülen eksiklikleri ele alan ve önemli konularda sessiz kalmasını eleştiren hukuki sesler de yükselmeye başladı.

Bu da Tunuslular arasında bir hayalkırıklığı yaratarak anayasanın önemi ve gerektiğinde Tunuslulara bir yol haritası çizme ve üzerinde iyi düşünülmüş, onaylanmış hazır yasal reçeteler sunma yeteneği konusunda şüphe duymaya itti.

Tunusluların dikkatleri; terör saldırıları ve başarısız bir şekilde güvenlik güçlerini hedef alması ile cumhurbaşkanının hastalığı ve cumhurbaşkanlığı ofisinin sağlık durumunun ciddi olduğu yönündeki açıklamaları arasında dağıldı. Bu durum, Tunusluların en kötü ihtimalleri düşünmesine yol açtı. Çünkü cumhurbaşkanın hastalığına ek olarak; gerekli durumlarda onun yerini doldurması gereken meclis başkanı da hasta ve bir hastanede tedavi görmektedir. Bu ayrıntı, durumun daha belirsizleşmesine yol açarak endişeleri arttırdı. Bu endişe ve kaygı ancak cumhurbaşkanının sağlık durumunun istikrarlı olduğu ve düzelmeye başladığı yönünde haberlerin gelmeye başlamasının ardından azalabildi.

Aynı şekilde sosyal medya platformlarına egemen olan telaşın bir nedeni de meclisin, (Tunusluların bir anlığına cumhurbaşkanının durumunun çok kritik olduğunu düşündükleri göz önüne alınırsa) hem cumhurbaşkanının hem de meclis başkanının görevlerini yerine getirememesi halinde başka birini seçmek için bir oylama yapmak zorunda kalabileceğine yönelik korkuydu. Oylamada mecliste nispi çoğunluğa sahip olan Nahda Hareketi’ne bağlı bir kişinin seçilmesinden korku duyuluyordu.

Öyleyse fark ettiğimiz gibi; cumhurbaşkanın sağlık durumu birkaç saat içinde kritik olmaktan çıkıp düzelmeseydi ülkeye akıllıca kontrol edilmesi ve hareket edilmesi zor olan bir korku ve kaos hakim olacaktı.

Peki şimdi, Tunusluların önündeki en önemli adım nedir?

Tunusluların büyük bir çoğunluğunun kara Perşembe olarak adlandırdıkları Perşembe gününden çıkarılacak ders; ülkede baş gösterebilecek herhangi bir acil duruma anayasal olarak hazır olmak ve geçici içtihatlara başvurmamak için Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçmini mümkün olduğunca hızlandırmak olduğunu düşünüyoruz. Tunus’ta lk anayasa 1959 yılında hazırlanmıştır. Dolayısıyla Tunus anayasalar yönünden zengindir ve en iyi yeteneklere, en büyük hukuk fakültelerine sahiptir.  

Bu nedenle üçüncü cumhuriyetin anayasasının temel meselelerde büyük boşluklara sahip olması kabul edilemez. Bilhassa anayasa metninde açık olmayan konularda son sözü söylemesi çin Anayasa Mahkemesi  başvurulduğu göz önüne alınırsa kendisi anayasaya saygının ve hükümlerini yerine getirmenin güvencesidir.

Kendisini benimseyenlerin gittikçe daha çok köşeye sıkıştıkları terör ve saldırıları ise ne din ne de bir devletin gücü ile alakası olmayan uluslararası bir lanete dönüşmüştür. Çünkü terör, kötülüğün cinnet geçirmiş halidir ve onu yöneten akıl değildir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya