Libya’da ​İhvan tehlikesi

Libya’da ​İhvan tehlikesi

Pazar, 30 Haziran, 2019 - 08:30
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Hasan el-Benna es-Saati ve Seyyid Kutub kardeşlerin Libya’yı yönetme tehlikesi, kesinlikle Libya’yla sınırlı kalmayacak. Aksine tehlike, zarar ve terörü ihraç etme tsunamisi Libya’yı geçerek tüm bölgeye yayılacak. Bunun için uluslararası terör örgütü, Libya’yla sınırlı kalmayacak. Tam tersine örgüt, Libya’yı finans merkezi ve transit geçiş noktası olarak kullanacak. Petrol satışını ve ihracatını kontrol edecek. Ardından örgüt, terörü tüm Arap ülkelerine ihraç edecek. Buradan da diğer ülkelere intikal edecek.

Sınır ötesi rehbere biat eden kötü niyetli örgütün kendi sınırlarında durması mümkün değildir. Bunun için tehlike, hala devam ediyor. Ajandalarını ve planlarını uygulamak amacıyla büyük bir servet toplamak için 8 yıldır Libya’da tutunmaya çalışıyor.

Bu nedenle örgütün iğrençliğini ve NATO’nun 2011 yılında Libya rejimini devirmesinin ardından söz konusu örgütün eski rejimin yerine nasıl geçtiğini kendi gözlerimizle gördük. Örgüt, Trablus’ta devlet organlarını kurnaz bir şekilde ele geçirdi. Ulusal ordu saldırı düzenlemeden ve Bingazi ile Derne şehirleri kurtarılmadan önce İhvan’ın içinden çıkan gruplar, örgütün sınırsız desteğiyle bu şehirleri işgal etti.

Fakat örgütün Libya’da halk tabanına sahip olmaması iyi bir durumdur. Dürüst bir seçim yapıldığında İhvan ve müttefikleri hiçbir şey elde edemeyecek.

Libya’nın kolay bir lokma gibi kötü niyetli ve sapık örgüte bırakılması, Arap ülkelerinin yanı sıra özellikle de komşu ülkeler için stratejik bir hata sayılmaktadır. Çünkü ilk etkilenecek ülkeler, Libya’ya komşu ülkelerdir. Hatta komşu ülkeler, terörün ihraç edilmesi ve terör gruplarının eğitilip finanse edilmesi nedeniyle sapık örgütün ateşiyle dağlandı. İhvan örgütü, parayı ve Libya petrolünü kontrol etmeye devam ederse durumlar daha da feci olacak. Çünkü İhvan, yurtdışında kendisine bağlı diğer grupları finanse edebilecek. Zira örgüt, nerede olursa olsun rehbere biat ederek bağlanıyor.

İhvan tüzüğüne göre ülkeyi yönetenler, rehberin yani genel yönetimin kararlarına bağlı kalması gerekiyor. Bu da yurtdışında rehbere biat edildiğini teyit ediyor. Bunun için Libya’da İhvan, Mısır’daki rehberin talimatlarına bağlı kalıyor. Bu da vatana değil de İhvan metoduna göre vatanı temsil eden rehbere bağlı olunduğunu gösteriyor.

Örgüt üyeleri, destekçi, mensup, muntazam ve işçi olarak sınıflandırılıyor. Sınıflandırmaya göre örgüt üyeleri, sadece mason ayinlerinde görülen tam bir gizlilikle faaliyet gösteriyor. Hasan el-Benna’nın ifade ettiği gibi örgütün fikirleri, mushaf ve kılıç mesabesindedir.

İhvan, daima değişken olup farklı siyasi renklere bürünmektedir. Öyle ki şartlar nedeniyle bu konuda bukalemunu bile geçti. Örgüt, toplumsal popülerliğini kaybetti. Libya’da Şubat 2011 hareketinin başında halk aldatıldı. Halk, Katar’ın getirdiği sıradan örgüt üyelerinin önceki rejime karşı kendi çıkarlarını savunduğunu zannederek, örgüt mensuplarının korunmasını istedi. Fakat örgüt üyelerinin halkın çıkarları için değil de sadece kendi çıkarları için rejime itiraz ettikleri anlaşıldı. Örgüt, diğer muhaliflerle ortak olmadan mutlak bir şekilde yönetimi ele geçirdi. Genellikle örgüt, muhalefet safında bulunduğu sırada ya da zor zamanında yanında duranları inkâr etti. Fakat örgüt, iktidara gelir gelmez çevresindeki herkese kötü davrandı. Sanki sadece rehbere biat edenlere vefa gösteriliyor ve güveniliyordu. Diğerleri örgüt nezdinde ne bir taahhüde ne de bir sözleşmeye sahipti.

Libya örneğinde Kaddafi rejimine muhalif saftaki İhvan örgütü sürgündeydi. Fakat örgüt, muhalefetle olan ittifakını hızlı bir şekilde bozarak, 2007 yılında “Yarının Libyası” projesinde Kaddafi rejimi ve Seyfülislam Kaddafi’yle ortaklık müzakereleri yapmaya başladı. Seyfülislam Kaddafi, örgütün birçok unsurunu hapisten çıkardı ve bu konuda babasını ikna etti. Ancak örgüt, “Yarının Libyası” projesini altüst ederek, Libya hapishanelerinde yazılan fıkhi değerlendirmeleri inkâr etti. Muhalefet ve NATO, hem Kaddafi rejimini hem de tüm Libya devletini yıkmaya katıldı. Örgüt, Şubat 2011’de iktidara geldikten sonra kendi yanında duran muhalif kanattan ve ulusal güçlerden herkese kötü davrandı. Örgüt, demir yumrukla iktidarı ele geçirdi. Bu konuda Katar ve Türkiye, İhvan’a sınırsız bir şekilde destekte bulundu.

Örgüt, siyasi takiyeyi sürekli tatbik etti. İhvan üyeleri, “Örgüte fikri ve tarihi anlamda bir üyelik vardır. Rehberle örgütsel anlamda bir ilişki yoktur” diyerek örgüte bağlı olmadıklarını inkâr etme noktasında siyasi takiyeyi kullandı. Oysaki hakikat, rehbere biat etmekti. Rehber, 15 yıldan fazla süre aktif bir kardeş olmalı ve 40 yaşından küçük olmamalıydı. Seçim yapıldıktan sonra örgüt üyeleri, İhvan’ın kurucusu Hasan el-Benna’nın inkâr etmediği törenlerde kılıç ve silahla rehbere biat ederdi.

Bunun için tüm ulusal güçler, Arap ülkeleri ve özellikle komşu ülkeler, İhvan örgütünün Libya’da petrolü ve yönetimi kontrol etmesinin tehlikeli olduğunu fark etmelidir. Bu terör örgütüne yönelik tecrübe; tehlike ve zararın bölgeye yayılacağını doğruluyor. Dolayısıyla ulusal, bölgesel ve hatta küresel güvenlik tehdidine karşı ciddi bir duruş sergilenmelidir. Zira örgütün dünya çevresinde 72 ülkede şubesi bulunuyor. Hepsi de rehbere bağlılığı suç sayıyor.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya