Suudi Arabistan ve G20 Zirvesi’ne giden yol

Suudi Arabistan ve G20 Zirvesi’ne giden yol

Cumartesi, 29 Haziran, 2019 - 09:45
İmil Emin
Mısırlı yazar
Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığında Suudi Arabistan heyeti, Japonya’nın Osaka şehrinde düzenlenen G20 Zirvesi’nin çalışmalarına katılmaya başladı. Genelde dünya ekonomisini özelde ise Ortadoğu ve Körfez bölgesini saran birçok sıkıntılar nedeniyle G20 Zirvesi, bu defa ayrı bir öneme sahip.

G20 Zirvesi yolunda Suudi heyeti, Güney Kore’yi ziyaret ederek büyük başarılar gerçekleştirdi. Bu ziyaret sayesinde iki ülke arasında 55 yılı aşkın bir süreye uzanan ekonomik ilişkiler ve stratejik ortaklıklar güçlendi.

Aslında Suudi Arabistan, 21’inci yüzyılın stratejik sahası ve yeni dünyanın merkezi Doğu Asya’ya büyük bir önem atfediyor. Bu durum, Veliaht Prens’in geçtiğimiz yıl yaptığı önemli gezilerde net bir şekilde görüldü. Suudi Arabistan’ın diplomatik ve politik nüfuz dairelerini sağlamlaştıran bu ziyaretler, kraliyetin geleceğe yönelik stratejik vizyonu kapsamında Vizyon 2030’a yoğunlaşıyor.

Suudi Arabistan’ın bölgede ve dünyada stratejik bir öneme ve ağırlığa sahip olduğunu herkes biliyor. Bu önem, Suudi Arabistan’ın edebi ve ahlaki varlığından kaynaklanmaktadır. Herkes, kalkınma ve aydınlanma tecrübesini gözlüyor ve bu tecrübenin gelecek günlerde büyük başarılar gerçekleştirmesini bekliyor. Çünkü bu tecrübe, her şeyden önce insana önem veriyor ve umut yollarını açıyor.

Bugün dünya liderleri, Suudi Arabistan’a köşe taşı, istikrarın dayanağı ve çalkantılı bir bölgede sürdürülebilir kalkınmanın destekçisi olarak bakıyor. Buna göre kritik sınırlara kadar Suud ortaklığı bir zorunluluk arz etmektedir.

‘Kritik’ sözcüğünü kullanarak abartı yapmış olmuyoruz. Çünkü dünya ekonomisinin durumu ve akıbeti hakkında bilgisi olanlar, ekonomik ağırlığa ve stratejik konuma sahip Suudi Arabistan’ın dünya ve petrol ekonomisinde önemli bir rol oynadığını bilir.

Petrol, modern medeniyetin hala önemli bir unsurudur. Petrolün alternatifleri bulunana kadar uzun yıllar geçecek. Alternatifler ortaya çıkana kadar dünya başkentleri, Körfez bölgesiyle ilgilenmeye devam edecek. Bölgede cereyan eden sorunlar, uluslararası vizyona ve toplu kararlara ihtiyaç duymaktadır.

Dünyanın en büyük 20 ülkesinin ekonomisi, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 80’ini temsil ediyor ve bu ülkelerin nüfusu, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 62’sini oluşturuyor. Dünyanın en büyük ekonomisine sahip 20 ülkenin lideri, uluslararası Körfez sularında meydana gelen gelişmelere kesinlikle uzun süre seyirci kalmayacaktır.

İran, Hürmüz Boğazı’nı petrol geçişine kapatacağını dile getirdi. Herkes, bazı petrol tankerlerine zarar veren kasıtlı sabotajın arkasında İran’ın yer aldığını biliyor. Yani büyük ülkelerin ekonomileri, İran devriminin iradesine bağlı olmaya başladı. Dünyanın en büyük 20 ülkesi, diğer herkesin çıkarlarını görmezden gelen İran’ın bu eğilimini kabul edecek mi?

Enerji kaynaklarına yönelik tehditler ve bu tehditlerle mücadele yolları, G20 Zirvesi’nde masaya yatırılan önemli konular arasında yer almaktadır. Nitekim dünya ekonomisinin, ABD’de meydana gelen bankacılık krizi nedeniyle 2008 yılında dünyayı vuran mali krizden daha tehlikeli bir krizle karşı karşıya kalacağına dair endişeler var. 

Dünya ekonomisinin geçirdiği süreci bilenler, petrol piyasalarındaki dalgalanmaların yanı sıra küresel borçların yükselmesi ve bu borçların zamanında ödenebilmesi noktasında duyulan şüpheler nedeniyle büyük bir kriz bekliyor. Dünyanın 1929 yılında yaşanan ekonomik krizi yeniden yaşamasından büyük bir endişe duyuluyor.

G20 Zirvesi’nde önemli konular arasında yer alan enerji meselesi, sadece ekonomi meselesi olarak görülemez. Aksine enerji meselesi; uluslararası politik kriz çemberinde özellikle de dünyadaki kutuplar arasında meydana gelen açık ve gizli çatışma kapsamında yer alıyor. Bu ne anlama geliyor?

Kısaca işaret etmek gerekirse İran’ın petrol tankerlerine saldırarak yol açtığı endişeler, geçtiğimiz hafta ABD’de yüzde 9 oranında petrol fiyatlarını artırdı.

Yani bu, tüm alanlarda Amerikan piyasalarında büyük bir zarar demektir. Washington için felaket şey ise şudur;

Petrol fiyatlarının yükselmesi, doğrudan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yararına olacak ve Putin, kârını artıracak. Dolayısıyla ABD yaptırımları asılsız gibi görünüyor ve etkisi ortadan kayboluyor.

Dünya liderleriyle yapacağı görüşmelerin yanı sıra Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Osaka’da karşılanmasını izleyenler, Suudi Arabistan’ın ılımlılığının, diyalog çağrısının ve barışın tüm dünyaya yayılması arzusunun Doğu ve Batı’da sevilmeye ve istenmeye başladığını görür. Öte yandan insanlar, uluslararası suların can damarını kesmeye yönelik tehditler değil, serbest ticaretin yeni dünyasını bekliyor.

Suudi heyeti, Vizyon 2030’un parametrelerini sağlamlaştırmak için Osaka Zirvesi’nin iyi bir fırsat olduğunu düşünüyor. Yani Suudi heyeti, dijital dünyaya ve bilgi alışverişine katılmayı umuyor. Dijital dünya ve bilgi alışverişi geleceğin emtiasıdır ve yeni ekonomiler bu emtiaya dayanacaktır. Prens Muhammed bin Selman, tüm analizlerinde ve görüşlerinde petrol ekonomisi dışında bilgi ekonomisine ve inovasyona vurgu yapıyor.

Bu yıl Suudi Arabistan, sadece Suudi Arabistan lisanıyla değil tüm Ortadoğu lisanıyla konuşuyor. Suudi Arabistan, ölüm yolunda çalışanların aksine yaşamaya ve bölgeyi geliştirip kalkındırmaya çalışıyor.

Suudi Arabistan’ın G20 Zirvesi’ne giden yolu, eğer deyim yerindeyse daha hümanist bir toplum için fazilet merdivenlerini çıkmak demektir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya