Fransa’dan İran’a uyarı

Fransa’dan İran’a uyarı

Çarşamba, 26 Haziran, 2019 - 08:15
Arak’taki ağır su nükleer tesisi
Paris/Mişel Ebu Necm
Fransa Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı bir hafta önce yapmış oldukları açıklamalarda Körfez’de yaşanan krizin üstesinden gelinmesi için halen az da olsa vaktin olduğunu söylemişlerdi. Fakat Fransa’daki genel tutum, ABD’nin insansız hava aracının Körfez suları üzerinde düşürülmesiyle birlikte karşı karşıya kalınan imtihanın üstesinden gelinmesine rağmen bölgedeki tansiyonun yükselmesini takip eden riskler dolayısıyla değişiyor. Fransız yetkililer tarafından verilen uyarıların sıklığı, tehlikenin devam ettiği yönündeki söz konusu genel atmosferin delili niteliğinde. Nitekim son olarak Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian dün, İran'ın nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmeyi bırakmasının ciddi bir hata olacağı yönünde uyarıda bulundu.

Tahran zenginleştirilmiş uranyum üretimi limitini 27 Haziran'da aşacağını duyurmuştu. Sonrasında ise Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin’e vermiş olduğu mühletin sonra ermesinin ardından nükleer anlaşmadaki taahhütlerinin azaltılmasında ikinci evreye 7 Temmuz’da geçeceğini açıkladı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, İran'ın nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmeyi bırakmasıyla ciddi bir hata yapacağı uyarısında bulundu. Fransa Ulusal Meclisi'nin sorularını yanıtlayan Le Drian “İran', Viyana Anlaşması'nda aldığı yükümlülükleri yerine getirmeyerek ABD'nin uyguladığı baskıya kötü bir cevap vermiş olur” dedi. Fransız, Alman ve İngiliz diplomasisinin böyle bir kararın İran’ın çıkarına olmayacağını açıkça belirtmek için tamamen seferber olduğunu dile getiren Le Drian, önemli olanın Körfez'de yaşanacak herhangi bir tırmanışı önlemek amacıyla birlikte çalışmak olduğunu yineledi.

Ancak Tahran, Almanya Dışişleri Bakanı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Diplomatik Danışmanı ve son olarak da İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı tarafından iletilen Avrupa’nın tavsiyelerini ‘dinliyor’ gibi görünmüyor.

Fars haber ajansının aktardığına göre İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, İran’ın nükleer anlaşmadaki yükümlüklerinin azaltılması planında ikinci aşamaya 7 Temmuz tarihinde geçeceğini duyurdu. İran’ın Avrupalı devletlerin ‘beceriksizliğinden’ ve artan baskılarından yorulduğunu dile getiren Şemhani, gerek ABD’nin gerekse de Avrupalıların taahhütlerine uymadıklarını belirtti.

Şemhani’den önce İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi de İran’ın kararından hiçbir şekilde geri adım atmayacağını vurgulayarak, anlaşmayı imzalayan Avrupalıların anlaşmayı uygulama iradesinden yoksun olduklarını söyledi. Arakçi “Nükleer anlaşmada kararlaştırılan yükümlülüklerimizi azaltmak ulusal kararımızdır ve taleplerimiz karşılanmadıkça geri döndürülemez” ifadesini kullandı.

Ajansın aktardığına göre Şemhani’nin bu muhtırası, üç Avrupa ülkesinin geçen cumartesi günü Tahran’a nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini azaltma kararı sebebiyle gönderdiği protesto notuna cevap olarak geldi. Üç Avrupa ülkesi de halihazırda oldukça zor bir noktada bulunuyor ve olayların seyrini kontrol edemiyor. Washington’ın Tahran’a yönelik yaptırımlarının önüne geçemedikleri gibi Tahran’ı da sabırlı olması konusunda ikna edemediler. Fransız kaynakları, Avrupalıların ABD ve İran arasında arabuluculuk yapma şanslarının gittikçe tükendiğini ve kullanılabilecek manevra alanının azaldığını dile getiriyor.

Avrupalı kaynakların aktardığına göre Avrupa ülkeleri şu ana kadar ‘nükleer anlaşmaya bağlı kalma ve Amerikan yaptırımlarından koruma’ kartlarıyla Tahran üzerindeki baskılarını sürdürebileceklerini düşünüyorlardı. Onların hesaplarına göre Tahran bu desteği kaybetme riskini göze alamazdı. Çünkü İran, Kuzey Kore'ye veya Küba'ya dönüşmek istemiyordu ve kendi çıkarları için anlaşma dahilinde hareket etmesi gerekiyordu. İran’ın “Amerikan baskısı” karşısında takip ettiği “stratejik sabır” politikası göz önüne alındığında bu yaklaşıma ikna olduğu görülüyor. Ancak Avrupalı kaynaklar, İran petrol ihracatını günde 1,5 milyon varilden 400 bin varile düşüren ABD yaptırımları nedeniyle oyunun kurallarının değiştiği görüşünde.

Washington zaman faktörünü mevcut politikasının esası olarak oyuna sürerek ‘yaptırımların etki etmesi’ ve ‘Tahran'ın müzakere masasına geri dönmek zorunda kalması’ gibi bir yol takip ediyor. Bu durum, Amerikan uçağının düşmesini takiben herhangi bir askeri saldırının gerçekleştirilmemesini büyük ölçüde açıklıyor. Buna karşılık olarak Tahran ise yaptırımların sürelerinin uzamasından endişeli. Tahran’ın elinde ise oyuna sürebileceği iki kart var: Nükleer anlaşma ve bölgede tansiyonu yükseltme.

“Uçurumun Kenarına Doğru” isimli bu oyun, Avrupalıları endişelendiriyor ve alarm zilini çalmak zorunda bırakıyor. Avrupalılar önümüzdeki cuma günü Viyana’da yapacakları nükleer anlaşmanın akıbeti ve endişe verici İran eylemleri konulu toplantıda mesajlarını doğrudan İran tarafına iletecekler.

Editörün Seçimi

Multimedya