Bu sefer zafer de var hezimet de!

Bu sefer zafer de var hezimet de!

Pazartesi, 24 Haziran, 2019 - 07:45
​Resul Tosun
Gazeteci Yazar
31 Mart sonrası aradaki farkın azlığı ve şaibeyi kastederek, “Bu sonuçlar ne kazanan için bir zaferdir ne de kaybeden için bir hezimettir” demiştim.

Yine aynı kanaatteyim.

Ama doğru oturup doğru konuşalım, 23 Haziran sonuçları ise, kelimenin tam anlamıyla kazanan için büyük bir zafer kaybeden için de acıtıcı bir hezimettir.

Beğenmediğimiz İmamoğlu büyük bir zafer kazanmış, kişiliğiyle, bilgisiyle birikimiyle ve tecrübesiyle İmamoğlu’nu 10’a katlayacak olan Yıldırım ise acı bir hezimete maruz kalmıştır.

Rakibine 806 bin oy fark atan İmamoğlu’nu kutlamamak insafsızlıktır, vicdansızlıktır!

***

İlk kutlamanın, rakibi Yıldırım’dan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelmesi de çok ama çok anlamlıdır.

Diktatördür, demokrasiye saygıları yoktur kabilinden yapılan eleştirilere mükemmel bir cevap olmuştur.

Şaibe ortadan kalkmış İmamoğlu büyük bir fark ile seçimi kazanmış Erdoğan’da tıpkı Ankara tıpkı İzmir, tıpkı Antalya ve benzeri şehirlerdeki sonucu kabullendiği gibi sandıktan çıkana saygı göstermiş, saygı göstermekle yetinmemiş İmamoğlu’nu kutlamıştır.

Bu kutlama demokratik olgunluğu göstermesi açısından hem içerdeki hem dışardaki muhaliflere kapak olacak bir erdemdir!

***

Adaylar bazında kazanan ve kaybeden vardır. Ancak partileri teker teker değerlendirecek olursak ciddi miktarda oy kaybına rağmen Türkiye’nin en büyük partisinin hâlâ AK Parti olduğunu görürüz.

İmamoğlu’nun aldığı %54 oy sadece CHP’nin oyları değildir.

Bu oylar CHP, İP, HDP ve diğerlerinin toplamıdır. Diğerlerinin içinde AK Partiye oy vermiş seçmen de vardır!

Hepsinin toplamı %54dür AK Parti’nin tek başına aldığı oy %45’dir.

Evet, oylarda gerileme vardır ama İstanbul’un da Türkiye’nin de sorunlarını çözmeye en güçlü aday hâlâ AK Parti’dir. Bu gerçek İmamoğlu’nun zaferi kadar açık ve net bir gerçektir.

***

Peki, buna rağmen İmamoğlu nasıl kazanmış ve AK Parti nasıl kaybetmiştir?

Bir, İmamoğlu’nun ekibi ve ona destek verenler gözle görülür üstün bir gayret ile çalışmıştır.

İki, planlı programlı ve etkileyici bir kampanya yürütmüşlerdir. Hem alan çalışması itibariyle hem sosyal medyayı etkileyici biçimde kullanmaları itibariyle hem sandık başlarındaki titizlikleri itibariyle çalışmışlar ve habbeyi kubbe yapma başarısı göstermişlerdir. Dolayısıyla asıl başarı İmamoğlu’nun değil bu ekibin başarısıdır dersek abartmış olmayız.

Üç, bu başarılı çalışmanın en etkili yönü ise 31 Mart seçimlerinin devlet baskısıyla iptal ettirilerek İmamoğlu’na mağduriyet yaşatıldığı algısını -özellikle genç seçmene- kabul ettirmişlerdir. Kanaatimce AK Parti’nin 31 Mart’a göre eksilen 216 bin oyu da bu algının kurbanıdır!

***

Buna mukabil Yıldırım’a destek veren güçlü bir ekip olmamıştır. Ekibi, Yıldırım gibi güçlü bir adayı seçmene tanıtamamıştır. Ne alan çalışması itibariyle, ne basın ve sosyal medya çalışması ile işin gerçekten ehli olan Yıldırım’ı seçmene anlatamamıştır.

Ayrıca ona destek veren partiler de etkileyici bir propaganda çalışması yapmamıştır. Canla başla çalışanları tenzih ederim ama kurumsal olarak ne AK Parti ne de MHP bu seçimde etkileyici bir çalışma yapamamış kendi oylarını bile koruyamamıştır!

Buna bir de hükümet ve belediyedeki kimi icraatların küstürdüğü seçmen kitlesini; rakibin de hatalar ve eksikler üzerine etkileyici biçimde gidişini eklersek bu sonucun kaçınılmaz olduğunu görürüz.

***

Netice itibariyle her ne kadar İmamoğlu kazanmış olsa da seçim sonuçları itibariyle Türkiye’nin hâlâ en üçlü partisi AK Parti ve en güçlü lideri Erdoğan’dır. Erdoğan tecrübesi ve birikimiyle yapılan hataları telafi etme istidadına sahiptir.

Önümüzdeki 4 sene seçim yoktur. Erdoğan hem partiyi yeniden dizayn ederek derleyip toparlar özellikle genç kuşakların beynine ve kalbine girmeyi başarırsa 2023 seçimlerinin galibi şimdiden bellidir. Aksinin telaffuzu bile üzücüdür!

***

Evet, seçmenin kararına saygı göstermek mecburiyetindeyiz. Seçmen bu tercihiyle hem İmamoğlu’nu seçmiş hem de AK Parti’ye unutulamayacak bir ders vermiştir.

Fakat İstanbul’a yazık etmiştir! Yazık etmiştir, çünkü İmamoğlu yansıtıldığı gibi özgür iradesiyle İstanbul’u yönetme imkânından kanaatimce mahrumdur.

Keşke anlatıldığı gibi tasarruflarda bulunsa, o zaman İstanbul kazanacaktır. Ama İmamoğlu hem CHP’ye hem İP’ye hem de HDP’ye ve diğer destekçilerine bedel ödemek zorundadır.

İşte bu bedel onun ayağındaki prangalar olacaktır.

Ve bence en büyük darbeyi de partisinden yiyecektir! Çünkü bu rüzgar CHP genel başkanının iktidarını da sarsacak bir rüzgardır.

Kökten CHP’li İnce’ye kaptırılmayan koltuk, çakma CHP’liye hiç kaptırılmayacak ve en büyük darbeyi bizzat Kılıçdaroğlu’dan yiyecektir!

Evet, İstanbul’a yazık olmuştur ama ne yapalım İstanbullu bunu kendisi istemiştir! Onun için bekleyip göreceğiz.

Hayırlı olur inşallah!

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya