​Callamard raporu rezaleti

​Callamard raporu rezaleti

Cuma, 21 Haziran, 2019 - 10:15
Selman Dusari
Suudi Arabistanlı gazeteci, Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
BM’nin, BM Raportörü Agnes Callamard’ın Cemal Kaşıkçı’nın ölümüne dair sunduğu gibi bir raporun asılsız olarak kendisine nispet edilmesi ile adının yine karalanmasına ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Evet, bu raportörün onursal bir görevi var. Evet, raporu, İnsan Hakları Konseyi’nin yıllık olarak sunduğu onlarca rapor gibi bağlayıcı değil. Evet, bu rapor esasında BM’nin görevlendirmesi ile yayınlanmadı. Ama büyük bir rezalet yaşandı ve çamuru BM’ye bağlı odaklara sıçradı.

Rezalet dememizin sebebi, yalnızca bu raporun onlarca çelişki ve mantıksız sonuçlar barındırması ya da ele alınabilecek sağlam ve kesin delillerden yoksun oluşu değil. Rezalet, çünkü raportör Krallığa karşı kişisel tutumunu ve kanaatini yansıtmış. Hâlbuki bir raporun, şaibelerden uzak kalarak tarafsız olması gerekir. Yani rapor aslında sunulup ilan edilmeden önce güvenilirliğini zaten yitirdi.

Öyle olmasa Callamard, Suudi Hükümeti ile paylaşmayıp Türkiye ile paylaştığı belirleyici delillerin olduğunu nasıl iddia edebilir? Hem de Krallık, meselenin soruşturulmasına katkıda bulunabilecek herhangi bir delilin sunulması yönündeki talebini defalarca dile getirmişken…

Raporda kullanılan ifadelerin daha önce Türk yetkililerin söz konusu davada Krallığa karşı organize edilmiş medya saldırılarında kullandığı ifadelere büyük oranda benzediği göz önüne alındığında bu durum, raportörün bu delilleri elde etme biçimine dair şüphe uyandırıyor. Kimliği belirsiz basın diğer kaynaklara dayanmasından bahsetmiyorum bile. Sayın Callamard Hanımefendi’nin Türkiye’d geçirdiği beş gün boyunca gerçekleştirdiği soruşturmalarda vardığı tüm sonuçlar, Türk yetkililer, Kaşıkçı’nın nişanlısı ve basın kaynaklarından toplanan verilerden mi ibaret?

Bu raporun BM’yi temsil etmediğini, örgüte ait güvenilir resmî bir rapor olmadığını ve BM görevlendirilmesi ile yapılmadığı için yasal bağlayıcılığı bulunmadığını bir kenara bırakalım, Callamard kasıtlı olarak oldukça önemli bir noktayı önemsememiştir. Şöyle ki Krallık’taki adlî makamlar, bu meseleyi incelemeye yetkili tek mercidir ve görevlerini tam bir bağımsızlık içerisinde yerine getirir. Ve Elbette davayı mevcut adlî sürecin dışına çıkarmak veya Callamard Hanım’ın yaptığı gibi etkide bulunmak suretiyle Krallığın egemenliğini değersizleştirmek ve içişlerine karışmak olarak görülen böylesi girişimleri de asla hoş görmez. Üstelik Callamard Hanım, bu tür keyfî müdahaleler için aslında herhangi bir yetkiye de sahip değildir.

Sonuç olarak tüm bunlar bu raporu ele alınabilecek yasal bir rapor olmaktan çıkararak basının tüketimine sunulmuş bir rapor haline getiriyor. Callamard’ın bununla hedeflediği, bu davanın ‘basın’ ömrünü uzatmak ve Krallığın itibarını zedelemeye devam etmek adına propaganda boyutu katmaktır. Bu hedef, Türk yetkililerin ilk günden itibaren gerçekleştirmeye çalıştığı stratejik hedef ile örtüşüyor.

El-Avamiye teröristlerini ve el-Kaide’yi ‘siyasi reformcular’ olarak niteleyen bir kimseye tarafsız rapor hazırlayacağı konusunda güven duyulmaz. Suudi kadınının olimpiyat oyunlarına ilk kez 2012’de, Londra’da katılması ile alay eden bir kimseden adil bir rapor sunması beklenmez.

Callamard, raporunda “Suudi Hükümeti, soruşturmasını ‘iyi niyetle’ yürütmedi” iddiasında bulundu. Böyle bir iddia karşısında BM Raportörü’nün ve onun arkasında durarak davanın soruşturulmasını gerçek anlamda engelleyen ülkelerin ve odakların, sonuçları aceleye getirmek ve delil süreci tamamlanmamışken hükümde bulunmak suretiyle dava sürecine etkide bulunmaya çalıştığından başka ne söylenebilir?!

Bu rapor, uluslararası olduğu iddia edilen raporlar tabutuna çakılan yeni bir çividen başka bir şey değildir. Yasal çerçevede kalması ve hiçbir tarafın olumsuz etkisine izin verilmemesi gereken, hatta yalnızca failinin adaletin seyrini engellemesini makul gösteren davaları siyasete alet etmek için korkunç bir şekilde kullanılan bir araçtır.

Callamard’ın raporunun güvenilirlik düzeyini ölçmek ve Suudi Arabistan’a karşı gerçek tutumunu öğrenmek isterseniz yalnızca Twitter hesabında hızlı bir gezinti yaparak gerçeği kendiniz de keşfedebilirsiniz!

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya