Dinde tükenmişlik ve Müslümansız İslam

Dinde tükenmişlik ve Müslümansız İslam

Perşembe, 20 Haziran, 2019 - 06:15
İslam ve Müslüman arasındaki ilişki, ahlaki, itikadi, siyasal, kültürel, sosyal, iktisadi ve psikolojik açılardan tartışılmaktadır. Müslüman, kısaca İslam’ı benimseyen ve yaşayan kişi demektir. Müslüman olduğunu söyleyen kişiden, İslam’a uygun ahlaki ve manevi davranışlar beklenir. İslam’a uygun davranış ve pratikler ortaya koymayan insanların, İslam’a uygun davranmadığı dile getirilir. Modern dönemde Müslümanların, İslam’a göre yaşamadığı, ama Müslüman olmayan insanların daha çok İslami yaşantı içinde olduğu ifade edilmektedir.  

Ziya Paşa, “Diyar-ı küfrü gezdim beldeler, kâşaneler gördüm. Dolaştım mülk-i İslam-ı bütün viraneler gördüm” demiştir. Mehmet Akif, “İşleri var dinimiz gibi, dinleri var işimiz gibi” demektedir. Muhammed Abduh, “Batı’ya gittim, İslam’ı gördüm, fakat Müslümanlar yoktu. Doğu’ya gittim, Müslümanları gördüm, fakat İslam yoktu” sözleriyle Müslüman dünyadaki tükenmişliği ve Müslümansız İslam durumunu ifade etmektedir.

Müslümanların yaşantısında İslam’ın olmaması, günümüzün en büyük problemidir. İslam, akılı, ahlaklı, çalışkan, yapıcı, barışçıl, müreffeh ve hikmet sahibi Müslümanların hayatında canlı olarak yaşanmadığı sürece, Ziya Paşa’nın, Akif’in ve Abduh’un tespit ettiği derin bataklıktan çıkış yoktur.

Müslüman toplumlarda İslam, ahlaki, varoluşsal ve manevi olarak yaşanması gereken hayati, canlı ve dinamik bir tecrübe olarak görülmemektedir. İslam, kuru ritüeller, alışılagelen kabuller, efsaneler ve klişe davranışlara indirgenmiştir. Müslümanlar, İslam’ı ahlak ve ibadet olarak yaşamak için derinlikli, nitelikli, genişlikli bir motivasyona ve heyecana sahip değildirler. İslam’ın hayat olarak canlı, verimli ve yapıcı bir şekilde uygulanmaması, Müslüman toplumlarda dinde tükenmişlik sendromu veya Müslümansız İslam olarak ifade edilen ucube durumun ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Müslümanların İslam’a uygun yaşamadıkları ama Batılı toplumların İslam’ı daha çok yaşadıkları şeklindeki duruma neden olan faktörün iyi tespit edilmesi lazımdır. Müslüman toplumlar, İslam’la sahiciliğe, sahihliğe, ahlaka, adalete ve akla dayanan bir ilişki kurmamaktadırlar. Müslüman toplumlar, İslam’la sahteliğe, sanallığa, kurnazlığa, hile-i şer’iye’ye, ahlak dışılığa,  haksızlığa ve akıl dışılığa dayanan bir ilişki kurmaktadırlar. Başka bir ifade ile Müslüman toplumlar, bir yanılsamayı İslam olarak yaşamaktadırlar. Yaşadıkları illüzyonun İslam olduğunu sanan kişi ve gruplar, kendilerini Müslüman olarak vehmetmektedirler.

Müslümansız İslam veya dinde tükenmişlik sendromunun kaynağı, İslam ve Müslüman arasında kurulan çarpık ilişkidir. İslam, sahici, sahih, realist, aklı ve ahlakı esas alan fıtrat dinidir. Günümüzde Müslüman ve İslam arasındaki ilişki, sahihliğe, sahiciliğe, akla ve ahlaka dayanmamaktadır. Müslüman kişi veya grup, kendisi ve İslam arasında gerçeklikten uzak ve kopuk bir ilişki kurgulamaktadır. Kişinin İslam adına tecrübe ettiği duygular, düşünceler ve davranışlar, gerçekliğe değil, gerçek dışılığa dayanmaktadır. Müslümanların eleştirilen birçok tutum ve davranışının İslam’da olmadığının söylenmesinin nedeni budur. İslam’da olmayan tutum ve davranışları İslam’ın kendisi olarak yaşanması, dini tecrübenin bir yalan ve yanılsama üzerine kurgulandığını göstermektedir. Yalan ve yanılsamanın İslamileştirilmesi ve kutsallaştırılması, İslam’a, imana ve insana yönelik en büyük tehdidi oluşturmaktadır.

Somut verilere dayalı olarak İslam ve Müslüman arasındaki ilişkinin ortaya konması, bizi yalanın ve yanılsamanın dindarlık olarak yaşandığı gerçeğiyle yüz yüze getirmektedir. Ülkelerin değerlerinin İslam’a uygunluğunu araştırmak üzere hazırlanan İslamilik Endeksi, önümüze bu tabloyu net olarak koymaktadır. İslamilik Endeksi, a) ekonomi, b) adalet ve yönetim, c) insan hakları ve siyasi haklar ve d) uluslararası ilişkiler şeklindeki dört kategoride ülkelerin İslami kriterlere uygun özellikler taşıyıp taşımadığının envanterini çıkarmaktadır.

İslamilik Endeksine göre, 153 ülke arasında İslami ilkelere en uygun olan ülke Yeni Zelanda’dır. Yeni Zelanda’dan sonra endekste yer alan ülkeler İsveç, Hollanda, İzlanda, İsviçre ve İrlanda’dır. Endekse göre ilk 44 ülke arasında hiçbir Müslüman ülke bulunmamaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri, listede kırk beşinci sırada yer alarak en üst sıraya sahip Müslüman ülke konumundadır. Yemen, endekste en son sırada yer alan ülkedir. İslamilik Endeksi, İslam ülkelerinin İslamilik derecesinin ve niteliğinin çok zayıf ve yetersiz olduğunu acı bir tablo olarak ortaya koymaktadır.

Yoksulluk, yolsuzluk ve baskıcılık gibi olgular, Müslümanları İslam’dan uzaklaştırmakta, İslam’a ve insanlığa yabancılaştırmaktadır. Yoksulluk, atalet, şiddet,  düşmanlık ve cehalete karşı Müslümanlar işbirliği, bilgi, çalışma, yardımlaşma, kardeşlik, adalet ve refahı geliştirme kapasitelerini, yeteneklerini ve pratiklerini geliştirememektedirler. Yalana ve yanılsamaya dayalı din, cehalet, fanatizm, şiddet, sefalet ve düşmanlıktan başka bir şey üretmemektedir. Müslümanların, akıl, adalet, ahlak, şeffaflık, gerçekçilik ve çalışma temelinde tazelenmiş bir manevi ve dindarlık tecrübesini keşfetmeleri ve yaşamaları gerekmektedir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya