Evlilikle ilgili edebi literatür

Evlilikle ilgili edebi literatür

Salı, 18 Haziran, 2019 - 10:30
Halid Kıştini
Iraklı gazeteci - yazar
Evlilik konusu, bilhassa kendisinde önemli bir rol oynayan nasip ve şans bağlamında hikayeler, şarkılar, özlü sözler ve atasözleri için belki de en verimli sahayı oluşturmaktadır.

Bu konudaki atasözleri ile ilgili literatürü araştırdığımızda sonu olmayan sayfalar ile karşılaşırız.

İşte ben de bu konudaki kaynakları araştırırken tam olarak bunu hissettim. Hatta sonunda sıkılıp kızgınlıkla kendisini bir kenara bıraktım.

Ne yani evliliğin kendisinde boğulmamız yetmiyomuş gibi bir de edebi literatürü ve mirasında mı boğulacağız.

Evlilik konusundaki asıl sorunumuz ona çok şey yüklememiz ama çok az şey beklememizdir.

Onu sorunların çözümü, mutluluğun, çocuk sahibi olmanın, bir yuva kurmanın, servet edinmenin, makamlar elde etmenin, şan ve şeref sahibi bir aileye intisap etmenin bir yolu olarak görüyoruz.

Bizleri bu konularda hayal kırıklığına uğrattığında ise kendisine sövüyoruz.

“Kızımı rahat etsin diye evlendirdim, arkasında kuyrukla döndü” atasözünü söyleyen adamın başına da bu gelmiştir.

Anlatılanlara göre bu adam, Şam halkının “Beni rezil edecek genç yerine beni şımartacak yaşlıyı tercih ederim” sözünü duymuş ve gidip kızını yaşlı bir adamla evlendirmiş. Ama çok geçmeden adam ölmüş ve kızı bir sürü çocukla baba evine geri dönmüş.

Evlilikte yaşanan hayalkırıklıkları atasözlerinde kendisine çokça yer verilen bir konudur.

Örneğin Lübnanlılar bu konuda şöyle derler:”Rahat etmek için evlendik, orak kullanıp yemek yapar olduk”.

Mısır’da ise aynı anlamda şu atasözü kullanılır: "Evlenip kurtulayım dedim bir de baktım ki bekarlar cennette yaşıyorlarmış."

Bu atasözlerinin konularının sadece evlilikten kaynaklanan hayalkırıklıkları ile sınırlı olmadığı kesindir.

Bilakis bunu aşarak genel olarak insanların beklentilerine kadar uzanmaktadır.

Örneğin Şam’da: "Daha çok kazanmanın peşinde koşanlar daha çok kaybederler" derken Tunuslular bunu daha alaycı ve zarif bir üslupla şöyle desteklerler: "Kazanmak isterken Ebu Ribeh tarafından avlandı."

Suudi Arabistan’da ise: "Atlamak istedi boynunu kırdı" denilir.

Bütün bunlar insanın asırlara uzanan trajik kaderinin bir parçasıdır. Bu trajik kaderle kasttetiğim insanın kadere boyun eğmek zorunda olmasıdır. Nitekim bu Yunan edebiyatının da ana fikrini oluşturmuştur. Atinalı şair ve oyun yazarı Euripides “Hekabe” adlı tragedyasında bunu şöyle açıklar: "Zorunluluk katı, kader ise acımasızdır."

Bu Yunanlılardan Perslere uzanan bir dünya mirasıdır. Nitekim İranlılar da şöyle der: "Şanssız kişi muhallebi yerken bile dişini kırar."

Arap ülkelerinde de bununla ilgili sayısız atasözü vardır. Sudan’da “Ezelde yazılanlar hala geçerli”, Libya’da "Kaderden kaçılmaz", Mısır’da ise “Alna yazılmış olanı gözlerin görmesi gerek” derler.

Tunuslular “Bir kuyuya düşüp çıkıp bir başkasına düşsen de, kuşların kanatları üzerinde yürüsen de Allah’ın istediği mutlaka olur” diyerek bu düşünceyi o zarif ve komik üslupları ile daha da vurgulamışlardır.

Yukarıda yer verdiğimiz atasözlerinin tamamında, şansın insanın kaderindeki rolünü oynarken evliliğin de şans yolunda kendi rolünü oynadığını görürüz.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya