Balkanlaşma, Lübnanlaşma ve Somalileşme

Balkanlaşma, Lübnanlaşma ve Somalileşme

Salı, 18 Haziran, 2019 - 10:00
Semir Ataallah
Lübnanlı gazeteci - yazar 
Yaser Arafat bir dönem ilk olarak Osmanlı İmparatorluğu ardından Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve son olarak da Yugoslavya’nın çöküşünün ardından patlak veren savaşlar ile ortaya çıkan Balkan devletlerine nispetle bölgenin Balkanlaşması konusunda uyarılarda bulunuyordu.

Balkanlaşmaya karşı uyarıların yapıldığı bu dönemde, Lübnan’daki farklı gruplar arasında iç savaş patlak verdi. Bu kez ‘Balkanlaşma’ gibi yeni bölünmeler ve devletler ortaya çıkarmayan ‘Lübnanlaşma’ terimi ortaya çıktı. Ardından Somali halen devam eden tam bir kaosa sürüklendi. Bununla birlikte uluslararası sınırları olduğu gibi kalırken ülkenin içeriden çözüldüğü, kıtlıkların vurduğu ve silahlı grupların devlet yönetimini paylaştığı bir devlet anlamına gelen ‘Somalileşme’ terimi doğdu ve yayıldı.

Her ne kadar ‘Iraklılaşma’ ifadesi arada bir ön plana çıksa da ‘Somalileşme’, en yaygın ve kalıcı terim olmayı sürdürdü. Şimdi ise yeni bir uyarı ortaya çıktı: O da Libya modelinin tekrarlanmaması için!

Libya şu anda bölünmeyen Balkanlar, mezhep siyasetinin olmadığı Lübnan ve başkansız bir Somali gibidir.

Asıl sorun bu tarihi hastalıkları tasvir eden terimlerin uzun süre yürürlükte kalmasıdır. Lübnan’da savaş askeri olarak durdu ve onun yerini başka savaşlar aldı. Somali’de savaşın sonu yok gibi görünüyor. Libya ise yaklaşık 10 yıl sonra, ‘Lübnanlaşma’dan ‘Somalileşme’ye geçti. Şu anda ise, ‘Balkanlaşma’nın eşiğinde durmaktadır.

BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Salame petrol nedeniyle Libya’daki savaşın dış finansmana ihtiyacı olmayan tek savaş olduğunu belirtiyor. Ancak aslında petrol, Suriye ve Irak’ta olduğu gibi çok ya da az olsa da önemli bir rol oynamıştır. İki ana oyuncu ise Katar ve Türkiye’dir. Doha doğalgaz alanında ikinci değil birinci sırada yer almak isterken, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Suriye’de DEAŞ dışındaki taraflar ile de petrol anlaşmalarını genişletmek için damadını maliye bakanı yapmıştır.

Katar ve Türkiye Libya’da çatışmaları alevlendirmekte yarışmaktadır. Halbuki Türkiye’nin eski bir imparatorluğun eski vilayeti olması dışında Libya ile hiçbir ilişkisi yoktur. Katar’ın geçmişinde bu tür ilişkilere sahip olmadığını biliyoruz. Ama Gazze’den Libya sınırına kadar mümkün olan her yerden Mısır’ın peşinde olduğu açıktır. İran ise Husiler aracılığıyla Suudi Arabistan’ı ve Körfez petrolünü hedef alma görevini üstlenmekte, Türkiye’ye hem Irak hem de Suriye’nin istilasında eşlik etmektedir.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya