İran ve tankerler tartışması

İran ve tankerler tartışması

Pazartesi, 17 Haziran, 2019 - 12:00
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
İran rejimi ile Umman Körfezi’nde deniz trafiği güvenliğine zarar vermek, uluslararası denizciliği tehdit etmek yeni bir durum değildir. Bilakis bu İran rejiminin, ticari gemileri ve petrol tankerlerini taciz etmek, onlara musallat olmak hatta deniz trafiğini sabote ve tehdit etmek için deniz mayınları ekmek aracılığıyla uzun yıllardır tekrarladığı bir durumdur.

Son saldırıdan önce Fuceyra yakınlarında BAE’nin bölgesel ve ekonomik karasuları içerisinde 4 gemiyi hedef alan bir saldırı gerçekleşmişti. Bu saldırının ardından ise 2 Japon petrol tankerini deniz  mayınları ile doğrudan hedef alan saldırı yaşandı. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton bu saldırı hakkında: “Arkasında İran olduğu çok açıktır. Gemilere saldırıda kullanılan deniz mayınları büyük olasılıkla İran’a aittir” açıklamasını yaparken ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da saldırıların arkasında İran’ın olduğunu belirtti. Dolayısıyla bu durum, ABD’nin İran petrolünün satışını yasaklayan yaptırımlara karşılık İran’ın petrol taşımacılığı ya hepimizin ya da hiç birimizindir şeklindeki tehidtlerinden ayrı olarak değerlendirilemez. İran tehdidini açık ve son derece şiddetli ve tehlikeli bir şekilde yerine getirmiştir.

İran rejiminin 2 saldırıda da parmağı olduğuna yönelik göstergelerin varlığında 2 tankere düzenlenen saldırıda İran rejiminin parmak izleri oldukça açık görülmektedir.  Çünkü İran rejimi daha önce de aynı eylemi yine aynı metot ile gerçekleştirmişti. Buna ek olarak saldırı son derece profesyonel bir şekilde düzenlendi. Bu da saldırının; ileri düzeyde eğitim almış, hassas lojistik ve istihbarat desteğine sahip bir grup tarafından düzenlendiğini kanıtlamaktadır. Bunun  Umman Körfezi’nde ve İran karasularının 14 mil açığında İran rejiminin bilgisi dışında gerçekleşmesi mümkün değildir. Ayrıca bölgede her 2 saldırının sonuçlarının yararına olduğu tek ülke İran’dır.

İran’ın deniz trafiğini ve petrol tankerlerinin seyrini sabote etme çabaları Washington’un müttefiklerine yönelik bir mesajtır. Aynı şekilde İran, Umman Körfezi’nde deniz trafiğini sabote etmeye hatta gemi ve petrol tankerlerini tahrip edip batırmaya gücünün yettiğini göstererek müzakerelerde taleplerinin çıtasını yükseltmek istemektedir. Dolayısıyla bu, İran’ın attığı bir ön adım, müzakerelerde konumunu güçlendirmek için umutsuz bir çabadır.

İran rejiminin suçlamalardan sıyrılmak ve İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahat Pişe’nin; “Saldırıları düzenleyenlerr üçüncü bir ülkeden” açıklaması gibi suçu bazen meçhul bir üçüncü tarafa bazen de İsrail’e atma çabası saçma ve inandırıcı değildir ve dünyayı aptal yerine koyma ve suçtan kaçma çabasıdır.

İran rejimi bu aşamada diyalog ve müzakarelere hazır olmadığı için ABD yönetimini mayınlar bataklığına ve gemi savaşlarına çekmeyi seçmiştir. Nitekim Başkan Trump da: “Ne İran ne de ABD diyaloğa hazırdır” sözleri ile bunu vurgulamıştır.

Eski ABD Başkanı George Bush’un deyimiyle Beyaz Saray; “Nükleer dişlere sahip mollalar istememektedir.”Bu da Beyaz Saray’ın İran rejimine yönelik politikalarının bazılarının zannettiği gibi değişken değil sabit olduğunu vurgulamaktadır.

İçinde bölünmüş İran rejimi hala dünya önünde sorumluluklarını yerine getiren bir ülke gibi değil de devrimini ihraç etme konusunda takıntılı “devrim ve devrimciler” gibi davranmaktadır. Bu da Tahran’daki gerçek karar alıcılar olan Devrim Muhafızları komutanı, Dini Lider ve çevresi kadar çok bilgi sahibi olmayan rejimin siyasi vitrininde yer alan kişilerin kendileri ile çelişmlerine yol açmaktadır. Örneğin Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in İran rejiminin siyasetindeki rolü postacılıktan ibarettir.

Velayet-i Fakih abası altında saklanan İran rejimi; komplolarla komşularına saldırarak, iktidarları sarsarak, komşuların içişlerine karışarak, Umman Körfezi’nde deniz trafiğini sabaote ederek İslami öğretileri ilk ihlal eden taraf olmuştur.

Bu nedenle uluslararası toplum ve Güvenlik Konseyi, İran'ın deniz trafiğinin emniyetini ve güvenliğini tehlikeye atmasını önlemelidir. Çünkü bu uluslararası barış ve güvenliğe yönelik bir tehdittir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya