Demokrasi sosyal bilimlere ihtiyaç duyar mı?

Demokrasi sosyal bilimlere ihtiyaç duyar mı?

Pazar, 16 Haziran, 2019 - 13:15
Emel Musa
Tunuslu şair ve yazar

Aslında makalemizin başlığı, Chicago Üniversitesi’nden felsefeci Martha Nussbaum’un kitabının başlığı.

Nussbaum, bu kitapta “Demokrasinin beşeri bilimlere ihtiyacı var mı?” sorusunu soruyor.

Gördüğümüz gibi soru, gayet açık ve net. Kitap, demokrasinin beşeri bilimlere ne derece ihtiyaç duyduğunu ve beşeri bilimlerin demokrasinin güvenliğini nasıl garanti altına aldığını ortaya koyarak cevap veriyor.

Bildiğimiz üzere Müslüman Arap dünyasında demokrasiye olan ihtiyaç kesinleşmeye başladı. Bazı Arap toplumları, demokratik sürecin başlamasını garantileyen esaslar ve yasalar inşa etmeye yöneldi.

Belirlemeye başladığımız esaslar, sadece yasa ve hukuk endişesine mi sahip yoksa biz, demokrasinin vazgeçilmez esaslarından biri olmasından ötürü beşeri bilimler meselesine gerekli ilgi ve çabayı gösterdik mi?

Bazıları, demokrasi ile beşeri ve sosyal bilimler arasında ne tür bir çıkar ilişkisi olduğunu merak edebilir. Fakat öyle görünüyor ki demokrasi ile beşeri ve sosyal bilimler arasındaki sağlam ve mantıklı ilişki, herhangi bir toplumda beşeri bilimleri kıyaslamanın, demokrasi tecrübesini ölçmenin ve demokrasinin iyileşme derecesini belirlemenin temel bir faktörü değildir.

Martha Nussbaum, gerçekten önemli bir detayı ele aldı. Nussbaum, son derece mantıklı bir fikir ortaya attı: Beşeri bilimler, demokrasinin güvenliğini garantilemektedir. Böylece herhangi bir toplumun demokrasi riskine girebileceğini anlıyoruz. Demokrasiyi benimsemek için belirli siyasi veriler yeterlidir. Fakat demokrasinin güvenliğini koruyan ve demokrasinin gelişip büyümesini ve pekişmesini sağlayan şey, beşeri bilimlerin yükselişinin yanı sıra bu bilimlerin faydasına olan inançtır.

Büyük bir ihtimalle ülkelerimizdeki demokrasi sorunu da burada gizlidir. Açıkçası biz, cenin aşamasındaki demokrasiden bahsediyoruz.

Birçok Arap ülkesinde meydana gelen hareketler, birtakım reformlar dikte etti ve demokrasi değerlerini kaybeden cumhuriyetleri bir nevi yıktı. Böylece halkımız söz sahibi oldu ve etki etmeye başladı. Bunun için yeni bir Arap demokrasisinden bahsedilebilir. Bu yeni demokrasilerin sağlam bir şekilde gelişmesini garantileyen şartlara sahip miyiz?

Doğru ve objektif cevabın “hayır” olduğunu düşünüyorum.

Demokrasinin sosyal bilimlere ihtiyaç duyduğu konusunda hemfikir olduğumuz zaman bu olumsuz cevap daha da artıyor. Çünkü Arap dünyasındaki okullar ve üniversiteler, beşeri ve sosyal bilimlere ait uzmanlık alanlarını büyük ölçüde kenara itti.

Sonuç olarak bu da bugün Arapların beşeri bilgiden yoksun oldukları anlamına geliyor.

Tarihi olaylara vakıf ve farklı kültür ve medeniyetleri araştıran insan, düşünce ve his dünyasında dolaşıyor. Çokluk ve farklılık içerisindeki insan ise, demokrasinin güvenliğini garantileyebilir. Nitekim bu sonuncusu, halk otoritesi ve halk yönetimi demektir. Bu da demokrasilerde gerçek otorite sahibinin -yani halkın- yönetime uygun olmasını ve beşeri bilimlerin ortaya çıkarttığı açılım, hoşgörü, görecelik ve ötekine saygı gibi sıfatların mevcut olmasını şart koşmaktadır.

Arap insanını içerden (vicdan, akıl ve ruh) inşa etmeye başladığımız zaman demokrasinin güvenliği kesinleşiyor. Anlayış, yorum, anlam, düşünce, detay, sanat ve yaratıcılık konusunda etkisini göstermesi için beşeri ve sosyal bilimleri serbest bırakarak Arap insanı için yenilebilir bir hayal üretiyoruz. Arap insanını kendisine, başkasına, zayıf ve güçlü noktalarına yaklaştıracak şekilde eğitmek, onu dengeli bir birey yapmaktadır. Aynı zamanda bu, Arap insanının toplumsal rollerini güzel bir şekilde yerine getirmesini sağlamaktadır. Başka bir ifadeyle beşeri bilimler, sağlıklı demokrasinin dayanağı olan insan faktörüyle ilgilenmektedir. Bireyde bozulma meydana geldiği zaman demokrasi de bozulacaktır.

Aynı zamanda demokrasi, teknolojiye, doğru bilimlere ve tecrübeye de ihtiyaç duyar. Çünkü demokrasi, zekâ, yaratıcılık ve kişinin dünya işlerini yürütme becerisi olmasının yanı sıra imkânsızı mümkün hale getirmektir. Aksine demokrasi, hayalleri gerçekleştirme ve zorlukların üstesinden gelme konusunda bilim-kurgu gücünü ortaya çıkartıyor. İnsanı teşvik eden ve beklentilerin yayılmasını kolaylaştıran kültür, yeniden insan yetiştirme sürecinde beşeri bilimlere güvenin ve bu bilimlerden istifade etmenin sonucunda ortaya çıkan kültürdür. Aynı zamanda bu kültür, kaynak, kalkınma ve refah için verimli yollar açmaktadır. Bu yollar, demokrasilerin güvenliğini tehdit eden yolsuzluk belirtilerini azaltmaktadır.

Öyleyse demokrasi, bir oyun ya da slogan olmayıp gerçekten mümkün bir şeydir. Ancak ülkelerimizde demokrasinin gelişmesini ve güvenliğini garantilemek zordur.

Demokrasi, sosyal bilimlere ihtiyaç duyar. Biz, beşeri bilimlerin zamanının geçtiğini düşünmeye başladık.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya