​ABD ve Çin’in ticaret savaşı nasıl sonuçlanacak?

​ABD ve Çin’in ticaret savaşı nasıl sonuçlanacak?

Pazar, 16 Haziran, 2019 - 13:00
ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Aralık 2017’deki görüşmesinden
Dr. David Pollock / Şarku’l Avsat
ABD’li uzman Dr. David Pollock yükselen ABD-Çin ticaret savaşı ile bunun Ortadoğu’ya olan etkisi hakkında Şarku’l Avsat için yazdı.

“ABD ile Çin arasındaki yükselen ticari gerginlik için gerçek manasıyla savaş hatta ticaret savaşı bile denilemez.  Esasında tüm bu gelişmeler her devletin yurtdışından gelen ürünlere getirmeye başladığı vergi ve cezai tarife silsilesinde yaşanan yükselişten ibarettir. Bu konuda ilk adım ABD’den geldi. ABD Çin’den gelen ürünlere yüzde 25 oranında ek vergi koyarken bu miktar milyarlarca dolarla ölçülüyor. Bu adımın ardından Çin ABD’ye aynı taktikle cevap verdi. Bugün her iki ülke de birbirini bu ucu açık alanda daha sert adımlar atmakla tehdit ediyor.

Bu çeşit bir olumsuz rekabet iki tarafın da ekonomisine zarar veriyor çünkü yeni vergiler ülkeye giren ürünleri daha pahalı hale getiriyor ve bunun sonucunda tüketiciler yüksek fiyat ödeyerek daha az ürün almak zorunda kalıyor. Söz konusu gelişme ticari hareketliliğin azalmasına ve doğal olarak iki ülkenin ekonomik kalkınmasının gerilemesine neden oluyor. Bu sebeple uzmanlar ticaret savaşlarında kazanan tarafın olmadığını ve bu savaşta bir tarafın diğer taraftan daha fazla zarar etmesi mümkün olsa da tüm tarafların kaybettiğini belirtiyor.  Örnek olarak söz konusu gerginliğin ardından ABD’den Çin’e giden tarım ürünlerinde büyük bir azalma oldu. Bunun ardından Trump ülkedeki çiftçilerin yaşadığı zararı azaltmak için hükümet bütçesinden tarım için milyarlarca dolar değerinde ek bütçe tahsis etme zorunda kaldı.

Peki, Trump niçin Çin ile ticaret savaşına girdi? Trump’ın bu adımı, Çin’in bazı önemli ekonomi politikalarını değiştirmesi için yapılmış bir baskı girişimi olarak anlaşılabilir. Çin’in düzeltmesini istediği politikaları arasında sanayi casusluğu, fikri mülkiyet hırsızlığı, teknoloji ile hükümet tarafından belirli endüstriler için ayrılmış dev yardımların zorla nakledilmesi ve çok önemli sektörlerde yurtdışından gelen ürünlere katı kısıtlamalar getirilmesi gibi uygulamalar bulunuyor. Aralarında New York Times’ın ünlü köşe yazarı Thomas Friedman gibi Trump’ı sert bir şekilde eleştiren kimselerin de bulunduğu ABD’li gözlemcilerin birçoğu Çin’in bu alanda 20 sene önce katıldığı Dünya Ticaret Örgütü’nün aldattığını belirtiyor.

Çin’in getirdiği bu ek tarifelerin ülke ekonomisine katkısı noktasında etkin bir faaliyet oynayıp oynamayacağı belli olmasa da bu, Çin’in ABD’ye karşı koz olarak kullanacağı bir seçenek. Bu durum ABD’nin iki tarafından daha büyük zarar almaması için ek tarife gerginliğinin daha ileriye taşımasına engel olabilir. ABD siyasetinin gidişatını belirleyen üst düzey yetkililer bu konuda daha dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. ABD ve Çin’in ek tarife gerginliğini daha ileri bir boyuta taşımak yerine yakın bir zamanda bu konuda bir anlaşmaya varacağını düşünüyorum.

Burada şunun belirtilmesi gerekiyor: ABD Başkanları ek tarifeler getirilmesi ve ticari politikalar belirlenmesi noktasında kanuni bir güce sahip.  Başkanın elinde bulundurduğu bu şahsi güç ABD’nin mevcut anayasasından geliyor.  Mevcut ABD anayasasında Acil Olağanüstü Ekonomik Güçler yasası ve benzeri birçok kanun bulunuyor. Şuan yaşanan anlaşmazlık Trump’ın sahip olduğu bu gücü sert ve şaşırtıcı bir şekilde kullanmasından kaynaklanıyor. Çin, Washington ve Ortadoğu’da Çinli uzmanlarla bu konuda yaptığım görüşmelerde onların Trump’ın karar alış şekline çok ihtimam gösterdiklerini gördüm. Çok sert kararlar alan ve ne yapacağı tahmin edilemeyen Trump bazen de çok hassas konularda herkesi şaşırtarak fikrini ani bir şekilde değiştirebiliyor.

Şuan ABD ve Çin dünyanın en büyük ekonomisi (ABD Çin’den daha zengin olsa da) ve birbirlerinin ticari ortakları olmaları nedeniyle ikili arasındaki ticari gerginlik sadece kendilerini değil tüm dünyayı da etkiler. Örnek olarak uluslararası borsadaki hisseler ABD-Çin arasındaki gerginliğin arttığını gösteren haberler çıkmasının ardından değer kaybederken gerginliğin azalması durumunda değer kazanıyor.

Dünyanın iki ekonomi devi arasında çıkan ticari gerginlik uluslararası ekonomik kalkınmayı yavaşlatıyor ve ekonomi borsalarında durgunluk yaşanmasına sebebiyet veriyor. İşte bu gerginlik Ortadoğu ekonomisinin büyümesini engelliyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri de petrol fiyatları. Petrol fiyatları çoğunlukla uluslararası ekonomik imkânlarla doğrudan bağlantılı oluyor. Bu imkânlar azaldığı vakit petrol fiyatları da azalıyor. Ortadoğu’daki birçok ülkenin ekonomisi petrol gelirlerine bağlı olduğundan dolayı yaşanan zarar ikiye katlanıyor. ABD-Çin geriliminin Ortadoğu’ya yaptığı en büyük etkinin bu olduğunu söyleyebiliriz.

Söz konusu gerilim doğrudan olmasa da Ortadoğu’da başka birçok şeyi tetikleyebilir. ABD ve Çin yeni pazarlar ile yeni ekonomi ve yatırım fırsatları aramaya başlayabilir. Bunun sonucunda da Ortadoğu’da belirlenen birçok bölgeye yönelik yabancı yatırımlar artabilir. Örnek olarak Çin, Mısır gibi büyük bir nüfusa sahip olmasının yanı sıra fiyatların kısmi olarak düşük olduğu Arap ülkelerindeki yatırımlarını ve ekonomi faaliyetlerini büyük miktarda artırabilir. ABD’li şirketler de bu doğrultuda bir adım atabilir.

Bu konuda çok önemli bir noktaya dikkat çekilmesi gerekiyor. O da Ortadoğu’daki devletlerin bu konuda güçlü ilişkiler kurulması noktasında iki ekonomi devi arasında seçim yapmak zorunda kalmayacak olmasıdır. Aynı devletler Tahran’a uygulanan yaptırımlar konusunda ABD ile İran arasında seçim yapmak zorunda kalıyor. Bu sebeple Çin ile ABD’nin Ortadoğu’da yeni ticari fırsat arayışına girmesi ABD-Çin ticaret savaşının verdiği ekonomik zararları azaltabilir. ABD ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da kötüye gitmesi durumunda Ortadoğu ülkeleri hayati öneme sahip bazı alanlarda bu iki devlet arasında seçim yapmak zorunda kalabilir. Bu alanlar arasında güvenlik sektörü ve bu sektöre ilişkin yatırımlar bulunuyor. Silah, Siber teknoloji ve hassas hammaddeler bunlardan birkaçı. Örnek olarak Çin merkezli Huawei şirketinin telekomünikasyon teknolojisini artan bir şekilde kullanması ve ABD’nin eskiyen envanterinin satılması gösterilebilir.  ABD ile Çin arasındaki ekonomik gerilim artarsa her iki ülke de zikri geçen hassas ürünlerin ihracatına kısıtlama getirebilir ve diğer ülkeleri bu ürünlerden mahrum bırakabilir. Bu durumda Ortadoğu ülkeleri hiç olmadığı kadar baskı altında kalabilir.

ABD-Çin ticaret savaşının Ortadoğu’yu  etkilemesi muhtemeldir. Ortadoğu’da siyaseti belirleyen yetkililerin iki ekonomi devi arasında yaşanan ticari gerginlik için bir çözüm arayışına girmesi gerekiyor. Bir çözüm bulunması durumunda bu Ortadoğu ekonomisini olumlu etkileyebilir.

Editörün Seçimi

Multimedya