Güzel kokusunu vatanına adayan kelimeler

Güzel kokusunu vatanına adayan kelimeler

Cumartesi, 15 Haziran, 2019 - 14:00

Libyalı şair Ahmed el-Hariri, Libya aşkı için güzel bir resim, ses ve harftir. Geçmişte kelimeler ile Libya’nın varlığını nakşetmiş ve öylece kalmıştır. Ulusal duyguların bütün çağlarında yaşamıştır. Hayalini kurduğu bir vatanda kalemiyle nağmeler söylemiş ve güzel bir kalple delicesine sevmiştir. Kelimelerini; görmese de o güzel kokuyu paylaştığı sevgilinin aşkını hisseden her kalpten çekip almıştır.

Ahmed el-Hariri; Libya’nın bağımsızlığını yeni kazandığı bir dönemde, altmışlı ve yetmişli yıllarda Libya’nın lirik şiirlerinin yazarıydı. Kendine has renkleri ve kokusu olan kelimeler üreterek Libya şarkıları ve müziğinde özel bir yer edinmişti. Libya’da şarkılar; çalışmak ile ilgili olanlardan güzelliğiyle çöldeki o uzun seyahatlere eşlik eden “El-Hadi” şarkılarına kadar hayatın içinden doğmuştur. Libya kelimeleri ile şarkı söyleyen şair; çevresindekilere hitap etmekte, onlardan ilham almakta, onlara tarihi, acıları ve bilgiyi sunmakta ve tarih boyunca uzanan nesilleri anlatan satırları yazmaktadır. İtalyan sömürgeciliğine karşı cihat dönemi; 20 yıl devam eden savaşların kalbinden yazan şairlerin anlattığı kan ve duygularla yazılan efsaneler ile doludur.

El-Hariri; 1943 yılında Trablus şehrinin farklı uluslardan inanların bir karışımından oluşan Şayıb El-Ayn mahallesinde doğdu. Burada yaşayanların büyük bir bölümü sadece meslekleri olan balıkçılık ile değil merkezinde inceliğin, hoşgörü, dayanışma, hayatın estetiğinin yer aldığı toplumsal davranış ve değerler sistemi ile de denize bağlıydı. Trablus’taki bu mahalle; her birinin kendine özel mal, düşünce, yemek, giyim kuşam, dil ve sanat gibi yaşam tarzını taşıdığı tüccar ile işgalcileri şehre taşıyan denizin renklerinden doğan, tarih ve mekân tarafından üretilen bir fırçanın çizdiği bir yağlıboya tablosu gibidir.

El-Hariri’nin ailesi de bölgedeki diğer evlatların babalarından miras aldıkları balıkçılıkla uğraşıyordu. Bu nedenle; deniz ve Trablus’taki bu eski yerleşim yeri, onun için sayısı bini aşan şarkılarındaki harflerin renklerinin kaynağını oluşturan özel nefes alanıydı. Sıcak ve tutkulu duygular, güçlü bir hasret ile yüklü aşk şarkıları yazdı ve kelimeleri ile duyguların tablolarını çizdi.

Mesleğine, söz yazarlarının şarkılarını söyleyen bir kişi olarak başladı. Bazı gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Düşünür Sadeq Naihoum’a, Muhammed ve Reşat El-Havni kardeşlerin çıkardığı ve politik cesaretin, toplumsal ve sanatsal eleştiri ile yaratıcılığın minberi olan “Gerçek” gazetesinde edebiyatçı Halife El-Faher ve Muhammed Virit’e eşlik etti. Bunun yanında “Radyo” dergisi, “Yeni Sabah” ve “Kültür Haftası” vb. gazetelerde yazıları yayınlandı. Dizilerden derlemelere ve monologlara kadar çeşitli eserler verdi.

Fasih Arapça ve yerel Libya lehçesi ile birkaç şiir kitabı yayınladı. Bu şiir kitaplarının en önemlisi; “Bir Bilsen”, “Rüzgâr Avcısı Bir Ellilik”, “Âşıklar Makamında Solo”  ile “Gözlerinizde Kentimi Buldum” romanıdır. Kendinden önce birçok şarkı yazarı gelip geçti. Ama Ahmed el-Hariri’nin bu alanda gerçekleştirdiği nitelikli değişim hem kelimeleri hem de içeriği kapsar.

Ondan önce yazılan çoğu aşk şarkıları; ağlayan ve aşkından şikâyet eden âşıkların ahları ile doludur. Bu şarkılarda aşkın hüznü, sevgilinin cilveyle attığı oklara benzetilir, sevgilinin umursamazlığı aşığın kalbini yakıp kül eder. Biraz daha geç dönemde ise Libya’ya daha çok vatan sevgisini ve devrimciliği anlatan coşkulu siyasi şarkılar egemen olur.

El-Hariri ise aşk şarkılarını apayrı bir boyuta taşımıştır. Bu şarkılar; güzel bir hasret ve hayali bir özlem ile süslü bir mutluluk halini resmederek âşıkların arasından akan duygusal kokulu harfler, ışın olmak için katman katman yükselen ve alçalan gökkuşağı gibi rengârenk kelimelerle yazılmıştır.

Ahmed el-Hariri vatanına aynı duygusal ve estetik sözlük ile seslenir. Vatan şarkıları ve şiirlerinde kelimeler, insanlara bombaları, ateş ve barutu taşımazlar. Bilakis toprak ve insan sevgisi ile yüklüdürler. Libya, el-Hariri için aşkını terennüm etmekten vazgeçmediği sevgilidir. Şiirinin ilk bölümünde kalemini tarihe daldırır şair oradan vatanın çayırlarını dolaşmaya çıkar. Birçok genç sanatçı onun şarkılarını okumuştur. Ama o aslında, hemşerisi ve ömrünün sonuna dek dostu kalan, en önemli Libyalı şarkıcılardan biri olan Selam Kadri ile muhteşem bir ikili oluşturmuştu.

İkisi de harfler, sesler, vatan ve insan sevgisinde birleşmişlerdi. Merhum sanatçı Selam Kadri son derece hassas ve gururlu bir kişiliğe sahipti. Orta ve geniş bir ses tabakasına sahipti. El-Hariri’nin kelimelerini, Libya’nın farklı bölgelerindeki tüm yaş gruplarından kadın ve erkeklere kendisini doğrudan ifade eden bir hisle taşımayı başarmıştı. 50, 60 ve 70’li yıllarda yeni Libya şarkı dünyasını yaratan Libyalı şarkıcılar arasında bir yıldızdı.

Ahmed el-Hariri; duyuları olan, sevgiliye ve vatana olan aşkını fısıldayarak ve haykırarak söyleyen, insan ve toprağın uyumundan doğan esintilerden oluşan, insan ve vatan olarak Libya’yı kucakladığı aynı ruhtan doğan en güzel kelimeleri yaratmıştır. Libya’ya olan aşkını anlattığı şiirinde şöyle der:

Emret de ey Libya bir meltemin üzerinde uçup

Işık veren

İnsanlara aşk yolunu aydınlatan

Topraklarına iyilik eken

Bir demet yıldızı sana getirelim

Eğer teminat istiyorsan

İplerini kirpiklerin

Düğmelerini şefkatli kalbin nabızlarının oluşturduğu

Bir kaftan sana teminatımız olsun

Ömrümüzü versek bile azdır

Sana olan sevgimizi anlatmak istesek ey Libya,

Milyonlarca ifade yetersiz kalır

Akşamın şafağını alıp

Ondan sana bir elbise diksek

Onu giydiğinde

Tarih onda eriyip bir siluete dönüşür

Şan ve şeref seni kıskanır

Kalbimizin kanıyla sana yazdığımız mektup

Senden başkasına duyulmayacak bir aşkı anlatır

Libyalı aşk şairi el-Hariri vatanına olan coşkulu aşkını, kalbin ve duyguların harfleri ile yazılmış bir duygu seli ile terennüm etmiştir. Aynı ruhsal mürekkep ile daha genç yaşta bağlandığı kadına ve birçok şarkısını adadığı sevgiliye hitap eder. O, Tunus’ta “El-Meşmum” olarak adlandırılan ful çiçeğinin kokusunun eksik olmadığı Trablus şehrinin çocuğudur. Onun için ful çiçeği; gözleri, burunları ve kalpleri dolduran sevgi ve aşkın kokusudur. Bu nedenle ful çiçeği demeti şairimize sevgilisine ful çiçeği hediye ettiği o samimi ve sıcak görüşmeyi hatırlatır:

Nereden geldiği belirsiz bir ful kokusu

Beni benden aldı

Bana gerçek aşkımızı hatırlattı

Güzelliğini ve

Gözlerinde sabahlayan geceleri hatırlattı

Hilal gibi kavisli kaşlarını

Duygularımın altında öğle uykusuna daldığı kirpiklerini hatırlattı.        

Sanırım bu şarkı, el-Hariri’nin yazdığı en güzel ve duygulu şarkıdır. Çünkü bu şarkıda sevgilisini manevi aşkın renkleri ile tasvir etmiştir. Ful çiçeğinin kokusu ona sevgilinin yüzünün güzelliğinden kaybolduğu buluşma anını hatırlatır. Gecenin sabahladığı kara gözlerini, hilal gibi kaşlarını hatırlatır. Ardından son mısra ile hem maddi hem de manevi güzelliğin buluştuğu betimlemenin en zirve noktasına ulaşır:

Duygularımın altında öğle uykusuna daldığı kirpikler

Sevgilinin kirpiklerin oluşturduğu o eşsiz gölge altında duyguları yazın öğle uykusuna dalan bir âşık.

Aynı kolay ve şeffaf şiirsel duygularla bir başka şarkısında el-Hariri şöyle der:

Geçip giden o zamanı hatırlıyor musun ey efendim

Ne olur bana aşkın ezgisini bir kez daha söylesen
Şair Ahmed el-Hariri iki sevgilisi yani ilk aşkı Libya ile kirpikleri altında öğle uykusuna daldığı o eşsiz güzellikteki sevgili arasında gidip gelir. Ama vatanına olan aşkını anlattığı şiirlerde tarih ve gurbette de yer alır. Libya’nın aşkı ile dolu harflerini tellendirmekten hiç bıkmaz. Örneğin “Hurma ağaçlarının arasından geçtik” adlı şarkısında; eski Libya halk şiirinin, bilgelik ve vatana yönelik bitmeyen özlemin anlatıldığı şiirin kurucusu olan Şeyh Kanana El-Zeydani’den mısralara da yer verir:

Hurma ağaçlarının ve çalılıklarının

Arasından geçip gittik

Ama çok geçmeden pişmanlık bizi yakaladığında

Dönmeyi diledik

Şefkatli vatanımızı bırakıp gittiğimizde

Onun bizleri unuttuğunu

Görmezden geldiğini zannettik

Bir de baktık ki hasretle kalplerde dolaşıyor

Özlemimizle ciğeri yanıyormuş

Onu bırakıp gitsek de

Hurma ağaçlarının kumları üzerinde bıraktığı izi özledik

Meğer o da çocuklarını

Hasreti artan bir aşığın kıskançlığı ile arıyormuş

Ardından şarkısını Libya’da “El-Burol” adı verilen hızlı bir tempo ile şu şekilde sonlandırır:

Ey garip, aziz ve değerli bir şey zihnimde ve şiirlerimde

Hiçbir şeye denk olmayan bir sevgi ile büyüyor

Bil ki vatandan ayrılmak zordur

Ayrılabilirsen yardan ayrıl

Ama vatanından ne olursa olsun ayrılma

Libya’ya olan aşkım büyüyor ve yaşıyor

Hiçbir hayal onu çizemez

Ahmed el-Hariri ve kaleminin sesi sanatçı Selam Kadri sanki siyam ikizleriymiş gibi aynı dönemde bu dünyadan ayrıldılar. Aşk, sevgi ve barış kokuları saçtıkları Libya’ya ise ne ful çiçeği demetlerinden ne de sevgilinin kirpikleri altından öğle uykusuna dalan duygulardan bir iz taşıyan kanlı bir düğün hâkimdir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya