Acil durum toplantısı düzenleyen BMGK tanker saldırılarını kınadı

Acil durum toplantısı düzenleyen BMGK tanker saldırılarını kınadı

Cuma, 14 Haziran, 2019 - 11:15
New York/Ali Barada
En üst düzeydeki seviyedeki uluslararası yetkililer,Umman Körfezi'nde iki petrol tankerini hedef alan saldırıları ve Suudi Arabistan'daki uluslararası su yollarına, petrol tesislerine ve altyapıya yönelik benzer saldırıları şiddetle kınadılar. Neler olup bittiğine dair gerçeklerin açığa çıkarılması çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, saldırılara ilişkin endişelerini dile getirdi. ABD, seyrüsefer güvenliği ve özgürlüğünü tartışmak üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) acil durum toplantısı düzenlemesini istedi ve İran'ınArap bölgesindeki kötü niyetli faaliyetleri karşısında güçlü ve birleşik bir cephe oluşturulması çağrısında bulundu.

Bütün bu tutumlar, BM ile bölgesel kuruluşlar arasındaki uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkin işbirliği bağlamında, Kuveyt Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Sabah Halid el-Hamad es-Sabah’ın başkanlığında BMGK üyeleri tarafından yapılan açık bir kamuoyu toplantısında dile getirildi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, BMGK’deki konuşması sırasında, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik sorunlarına ilişkin duyduğu derin endişeyi dile getirerek, sivil gemilere yönelik saldırıları şiddetle kınadığını söyledi ve bir an önce gerçeklerin açığa çıkarılarak sorumluların bulunması çağrısı yaptı. Guterres, konuşmasının devamında, “Dünyanın kaldıramayacağı bir şey varsa, o da Körfez bölgesinde yaşanacak bir büyük bir çatışmadı” ifadesini kullandı.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Şarku’l Avsat’ın, Genel Sekreter Guterres’in son birkaç hafta içerisinde bölgede yaşanan saldırılara yönelik uluslararası veya bağımsız soruşturmalar yapmak isteyip istemediği sorusuna, “Genel Sekreter Guterres, gereğinin yapılması amacıyla gerçeklerin açığa çıkarılmasını istiyor.  Şu an için bundan daha fazlasını söylemeyeceğiz” ifadeleriyle yanıt verdi.

Toplantıya katılanlar arasında yer alan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt,“Arap Birliği, başta Güvenlik Konseyi olmak üzere BM ile olan ortaklık mekanizmalarının etkinliğini en üst düzeye çıkarmak için sabırsızlanıyor. Böylece bütün bu çatışmaları ve krizleri çözmek ve zorlukların üstesinden gelmeye çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.

"Sabotaj faaliyetlerinin kabul edilemez"

Arap liderlerin ‘Suudi Arabistan Krallığı'ndaki petrol tesislerini ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) karasularındaki ticari gemileri hedef alan terör eylemleri’ ile ilgili son kınamalarını hatırlatan Ebu Gayt,İran müdahaleleri ve eylemleri karşısında onlarla birlikte tam bir dayanışma içerisinde olduklarını dile getirdi. Ayrıca Arap bölgesinin güvenliğini korumanın küresel güvenliğin temin edilmesinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, söz konusu tehdit ve tehlikelerin bölge ülkelerini aşan ciddi sonuçları beraberinde getireceğini belirtti. Ebu Gayt,“Sabotaj faaliyetlerinin kabul edilemez olduğuna dair bölge ülkelerine açık ve net bir mesajın gönderilmesi için uluslararası dayanışma gerekiyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

Kuveyt Başbakan Yardımcısı Şeyh Sabah Halid el-Hamad es-Sabah, BM Genel Sekreteri Guterres ve Arap Birliği Genel Sekreteri Ebu Gayt tarafından dile getirilen hususları teyit ettiğini belirterek, “Devam eden saldırıların bir uzantısı olan Umman Körfezi'ndeki iki petrol tankerinin hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırılar, suyollarının güvenliğine zarar veriyor ve dünya enerji güvenliğini baltalamakla uluslararası barışı ve güvenliği tehdit ediyor. Dünyanın bu hassas bölgesinde daha fazla gerginliğin önüne geçilmesi için gerekli tüm önlemlerin alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

"İran bölgeyi istikrarsızlaştırıyor"

ABD'nin BM Büyükelçisi Jonathan Cohen, İran’ın bölgesel barış ve güvenlik için en önemli tehdit olmaya devam ettiğini dile getirerek, bölgedeki birçok kötü niyetli faaliyete karıştığını belirtti. Arap Birliği'nin 31 Mayıs'taMekke Zirvesi’nin ardından İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran davranışlarının durdurulması çağrısının yapıldığı açıklamadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İran’ın bölgesel çatışmaları uzatmak için büyük çabalar sarfettiğine ve bu durumun büyük insani ızdıraplara sebep olduğuna dikkat çeken Cohen, ABD’nin İran rejiminin bu çatışmalardaki rolünü sonlandırmak ve milis desteğini ortadan kaldırmak için baskı yaptığını belirtti.

Cohen, bölge ülkelerinin İran'ın tehditlerine ve kötü niyetli faaliyetlerine maruz kaldığına işaret ederek, Tahran’ın kaynaklarının çoğunu devrimci ideolojisini yaymak ve kötü niyetli faaliyetlerini sürdürmek için kullandığını söyledi. Bütün bunlardan dolayı İran’ın karşısına güçlü ve birleşik bir cephe ile çıkılması gerektiğini vurgulayan Cohen, herhangi bir ticari yük gemisine yönelik saldırının kabul edilemez olduğunu belirtti. Ayrıca Umman Körfezi'ndeki gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların çok ciddi endişelere yol açtığına dikkat çekerek, ülkesinin destek olmaya ve durumu değerlendirmeye devam edeceğini söyledi.

Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi VassilyNebenzia, Ortadoğu’daki sorunların bölge ülkelerinin içişlerine yönelik dış müdahalelerden kaynaklandığını dile getirerek, BM Genel Sekreteri'nin Avrupa'daki soğuk savaş sırasında yapılan Helsinki anlaşmaları gibi yeni mekanizmalar yaratma çağrısına benzer şekilde Körfez güvenliğinin sağlanması için bölgesel bir çerçeve oluşturulması çağrısında bulundu.

Fransa'dan sûkunet çağrısı

Fransa'nın BM Daimi Temsilcisi François Delattre, Körfez bölgesinde gerilimin artması ve Umman Denizi'nde iki petrol tankerini hedef alan saldırılarla birlikte sükunetle hareket edilmesi ve tansiyonun daha da yükselmesine sebep olmadan hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca bölgesel bir diyalog için ilerlemeler kaydedilmesi gerektiğini dile getirerek, bunun için tüm endişelerin tartışılacağı bir forum düzenlenebileceğini söyledi.

BM Genel Sekreteri Guterres, oturum sırasında bir dizi Arap sorununu da ele aldı. Guterres, İsrail-Filistin çatışmasına değindiği konuşmasında,‘BM kararlarına, benimsenen ilkelere, önceki anlaşmalara ve uluslararası hukuka’ dayanarak iki devletli vizyona olan bağlılıklarını sürdürdüklerini dile getirdi. İki devletli çözümün alternatifi olmadığını belirten Guterres, 1967'de başlayan işgale son verilmesi gerektiğini söyledi.

Suriye meselesine ilişkin açıklamalarda bulunan Guterres, Suriye’deki endişe verici şiddete değinerek, 2254 sayılı  Güvenlik Konseyi kararını temel alarak tüm Suriyeliler için sürdürülebilir bir barışa çıkacak siyasi bir yola girilmesi ihtiyacını vurguladı.

Konuşmasında Libya’daki duruma değinen Guterres, yaşanan silahlı çatışmaların ülke üzerindeki sonuçlarından duyduğu derin endişeyi dile getirerek, ateşkes ve müzakereler için çalışılması çağrısında bulundu. Ayrıca BM’nin Irak hükümetine yönelik desteğini sürdüreceğini belirterek, Lübnan’ın egemenliği,bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün desteklenmesinde Arap Birliği'nin rolünün önemine vurgu yaptı. Bunun yanı sıra bölgesel gelişmelerden etkilenmesi ve çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapması dolayısıyla Lübnan’a daha fazla destek olunması çağrısında bulundu.

Guterres, Yemen müzakerelerinin sürdürülmesine yönelik çalışmaların devam etmesi çağrısında bulunarak, “Stockholm Anlaşması’nın uygulanması yalnızca insani yardımın erişimini sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda kalıcı bir siyasi çözüme giden yolu da açacak” ifadesini kullandı. Ayrıca, Somali'deki krize siyasi çözümler bulmak için çalışılması çağrısı yaptı.

Sudan'ın hassas bir dönemden geçtiğini dile getiren Guterres, “BM, Sudanlı tarafların sivillerin önderlik ettiği kapsamlı bir geçiş iktidarı üzerinde anlaşmaya varmaları için başlatılan süreci desteklemek için başta AfB olmak üzere bölgesel ortaklarla çalışıyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

Editörün Seçimi

Multimedya