İdlib’in geleceği üzerinde ABD-Rusya-Türkiye çatışması

İdlib’in geleceği üzerinde ABD-Rusya-Türkiye çatışması

Perşembe, 13 Haziran, 2019 - 12:30
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist
ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa ziyareti sırasında Twitter hesabından şu açıklamayı yaptı: “Rusya ve Suriye’nin ve daha az ölçüde İran’ın Suriye’deki İdlib şehrini bombalayıp ayırt etmeksizin sivilleri öldürdüğünü duyduk. Dünya bu katliamı seyrediyor. Bu katliamın amacı nedir?”

İdlib’te insani felaket, uzun süreden beri kötüleşti. İdlib, iktidardan ayrılmayan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in bilindik aktif stratejisine boyun eğiyor. Suriye ordusu, tek bir bölgede muhalif savaşçıları kuşatıp Rus hava kuvvetleriyle koordine halde ve radikalizmle mücadele adı altında sivillere saldırıyor. Açıkçası Suriye ordusu, ateşkes anlaşmasını ihlal ediyor ve muhaliflerin kontrol ettiği toprakları yavaş yavaş geri alıyor.

Esed rejimi Humus, Halep, Doğu Guta ve Dera’yı geri almak için aynı stratejiye başvurdu. Dolayısıyla rejimin İdlib’i geri almak için ne kadar süreye ihtiyaç duyduğu ve bu durumda ne kadar insanın öleceği bilinmiyor. İdlib’teki olaylar, kapsamlı Suriye çekişmesinin temel dinamiğini temsil ediyor.

Suriye sahasındaki sınırlı Batı nüfuzunun yanı sıra Suriye’nin geleceği konusunda Batı, Esed rejimi, İranlı ve Rus destekçileri arasındaki mevcut anlaşmazlık, rejime istediğini zorla almasına imkân tanıdı. Öte yandan bölünmüş muhalefet ise artan bir şekilde radikal taktiklere başvurdu. Fakat İdlib’teki çatışma farklılık arz ediyor. İdlib’teki aktif taraflar için tehlikeler, önceki savaşlara göre daha büyüktür. Rejim ve destekçileri arasındaki çıkar yaklaşımı, onları sahada saldırgan bir tutum sergilemeye teşvik ediyor. Şöyle ki Esed, Suriye’nin kuzey koridoruna hâkim olmak ve Türkiye sınırıyla meydana gelecek ticari ayrıcalıklara sahip olmak için İdlib savaşını fırsat olarak görüyor.

Rusya, İdlib’teki silahlı unsurların Lazkiye’deki Hmeymim hava üssüne yönelik tehdidini azaltmanın gerekli olduğunu düşünüyor. İran ise Hizbullah’ın nüfuzunu ve Suriye’nin kuzeybatısında kendi nüfuzunu güçlendirmek için İdlib savaşını fırsat olarak görüyor. Silahlı muhalefetin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği kuzeydoğu bölgesinin dışında kalan son toprağını kaybetme tehlikesi ise, ılımlı ve radikal grupları rejim ve müttefiklerinin saldırılarına direnmek için savaşta birlikte hareket etmeye sevk edecektir.

Batılı konuşmacım şunları söylüyor: Güçlü ve korkunç bir çatışmanın gidişatını değiştirme dürtüsüne sahip tek taraf Türkiye’dir. Ankara, rejimin İdlib’e yönelik saldırısının yüz binlerce mültecinin İdlib’in kuzeyinde kontrol ettiği topraklara ve belki de Türkiye’ye akın etmesine yol açmasından endişeleniyor. Yine Ankara, İdlib’in düşmesinin Suriye’nin kuzeybatısındaki Türk nüfuzunun sonunu getireceğinden korkuyor.

Türkiye’nin İdlib savaşının gidişatını değiştirmeye yönelik çıkarları açık ve net. Fakat bu değişikliği yapmaya yönelik araç-gereçler açık ve net değildir. Türkiye, “Ulusal Kurtuluş Cephesi” adı altında müttefik savaşçılara askeri desteğini artırarak rejim güçlerinin ilerlemesini durdurmaya çalışabilir. Müttefik savaşçılar, Kefer Nebbude ve diğer yerlerde rejim güçlerini yenmek için Türkiye’nin desteğini gördü. Bu destek, rejimin İdlib’e hâkim olmasını yavaşlatabilir. Ancak bu, İdlib’in rejim tarafından kontrol altına alınmasını engellemeyecektir. Ankara, muhaliflere yönelik desteğini İdlib’i tamamen kontrol etmek şeklinde tercüme edemeyecek. Türkiye, Eylül 2018’de inşa etmeyi kabul ettiği silahtan arındırılmış bölgeden Heyetu Tahrir eş-Şam (HTŞ) savaşçılarını çıkarmayı başaramadı. Bunun için silahlı unsurların rejimle savaşma gücünü artırmak, şiddetin uzamasına, sivil kaybının artmasına, Rusya’yla gerilimin tırmanmasına ve savaşçıların daha da radikalleşmesine neden olacaktır.

Konuşmacım sözlerine şunları ekliyor: Ankara’nın İdlib’teki çıkarlarını korumak ve Eylül 2018’de varılan ateşkes anlaşmasını yeniden müzakere etmek için izlediği aktif yöntem, savaşçılarla ilişkisi yerine Rusya’yı gözlemektir. Moskova, Rus girişimine meşruiyet kazandırma ve Suriye’nin geleceğiyle ilgili yürüttüğü Astana görüşmelerini sürdürmek için Ankara’ya ihtiyaç duyuyor. Aynı şekilde Rusya, Batı’nın aksine Suriye’de istikrarı gerçekleştirebileceği söylemini desteklemek için Türkiye’ye gereksinim duyuyor.

Konuşmacım aynı zamanda şunları dile getiriyor: Rusya, gelecekte Suriye’nin kuzeyinde yeniden imar çalışmaları için Türkiye’nin yardımına ihtiyaç duyacak. Tabi yeniden imar, fon sağlanırsa gerçekleşecek. Suriye dışında Rusya, S-400 füze savunma sistemini satma işlemini tamamlamak için Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor. Moskova, füze savunma sistemi satma işleminde ABD-Türkiye ilişkisini bozma hedefini gerçekleştirdiğini düşünüyor. Yine Rusya, doğalgaz ithalatının devam etmesi ve Rus gazının Avrupa’ya yakın olması için Türkiye’ye gereksinim duyuyor. Tüm bunlar, ateşkes için Türkiye’nin Rusya’ya yönelik baskı araçlarını oluşturuyor.

Yeni bir ateşkes, İdlib’te ihlalleri gözlemleme mekanizmasını güçlendirme, HTŞ unsurlarını sınırlandırmak için istihbarat alanında işbirliğini artırma ve İdlib’e giden otobanları kapsayacak şekilde silahtan arındırılmış bölgeyi genişletme noktasında Türkiye ve Rusya’nın taahhütlerini de kapsayabilir. Rusya ve Suriye ordusunun hastaneleri hedef almayacaklarını garanti etmeleri karşılığında Türkiye, HTŞ ile çalışan İdlib yönetimine askeri desteğini durdurmayı ve İdlib’te HTŞ ile bağlantılı oluşumlarla ticari ilişkilerini kesmeyi taahhüt ediyor.

İdlib’te çok sayıda potansiyel bozguncunun mevcut olmasından dolayı bu tarz bir düzenlemeyi muhafaza etmek kolay olmayacaktır. Aynı şekilde bu durum, Esed rejiminin İdlib’i eninde sonunda geri alacağı gerçeğini değiştirmeyecektir. Fakat bu durum, kısa vadede toplu yaralanmaların meydana gelme ihtimalini azaltabilir ve İdlib’in geleceğiyle ilgili daimi bir müzakerenin ortaya çıkmasına olanak sağlayabilir. Bu, Türkiye’nin İdlib’te desteklediği sivil tarafları da kapsaması gereken bir durumdur.

İdlib’in geleceğine yönelik aralarında rekabet olmasına rağmen Eylül 2018’deki Soçi Anlaşması, Türkiye ve Rusya’nın yaralanma oranlarını azaltabilecek bir yönteme ulaşabileceğini ve temel siyasi tartışmaları belirleyebileceğini göstermektedir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesini ve emellerini kuşatan krizler yokmuş gibi nasıl yaşayacağını biliyor. Pentagon’un Türk pilotların F-35 eğitimini durdurduğunu açıkladığı bir zamanda Erdoğan, futbolcu Mesut Özil’in nikâh şahitliğini yaptı.  Erdoğan’ın Libya’ya yardım ulaştırırken Adalet ve Kalkınma Partisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetti. Bunun üzerine Erdoğan, seçimlerin yeniden yapılmasına karar verdi.

Erdoğan, özel açıklaması için dipnot düşerek kendisinin sözüne bağlı bir insan olduğu söylüyor. O, ABD’nin Türkiye’den vazgeçemeyeceğini düşünüyor. Fakat İdlib’le ilgili ABD’li bir kaynağın söylediği gibi Washington, Ankara’ya nasıl baskı yapacağını ve Ankara’yı yeni bir ateşkes konusunda Moskova’yla müzakerelere başlamaya nasıl teşvik edeceğini biliyor. Yeni bir ateşkes, İdlib’in Humus, Halep, Doğu Guta ve Dera olmasını engelleyebilir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya