Yerleşimciler Kudüs'teki Filistinlileri kilise mülklerinden çıkarmaya başladı

Yerleşimciler Kudüs'teki Filistinlileri kilise mülklerinden çıkarmaya başladı

Çarşamba, 12 Haziran, 2019 - 14:45
Tel Aviv / Şarku’l Avsat
Ateret Cohanim Örgütü, kuruluşu, İsrail Yüksek Mahkemesi'nin kararını uygulamaya geçirerek Filistinli aileleri, Kudüs'teki Eski Şehir’e bağlı Nasıra Mahallesi’nde 70 yıldan fazla süredir ikamet ettikleri Ortodoks Kilisesi’nin evlerinden çıkarmaya başladı. Örgüt, 14 yıldır sürdürdüğü komplo faaliyetlerinin ardından söz konusu bölgelerin Yahudileştirilmesi sürecini tamamlamaya çalışıyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde, Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne ait gayrimenkullerin Yahudi yerleşimciler tarafından satın alınmasına karşı yapılan temyiz başvurusunu reddetti. Karar uyarınca söz konusu gayrimenkuller, eski Kudüs Rum Ortodoks Patriği Irenaeus ile Yahudi yerleşimciler arasında yapılan anlaşma gereği yerleşimcilere devredilecek. Karara gerekçe olarak Rum Patrikhane'sinin varlık gelirlerinin hesaplarına aktarılmadığına ilişkin iddiaları ispat etmeyi başaramaması gösterildi.

Mahkeme kurulu adına hükmü kaleme alan hakim kararda şu ifadeleri kullandı:

“Üç anlaşmanın etrafında dolanan temel bir soru var. Patrikhane'nin Eski Şehir gibi çok hassas bir yerde mülk satışı yapmasında nasıl bir çıkar söz konusu? Ayrıca anlaşmalar neden gizli bir şekilde yapıldı? Mülklerin satışında bir çıkar bulunduğuna işaret etmeden önce önümüze iki seçenek çıkıyor: Bunlardan ilki patrikhanenin söz konusu dönemde maddi durumunun kötü olması, diğeri de patrikhanedeki Arap ve Yunan hareketleri arasındaki çatışmalarla ilgili iç politikadır. Patrikhane, anlaşmaları yapan Yunan dolandırıcı Papademos'a karşı dava açtı ve çek hırsızlığından dolayı polise şikayette bulundu. Ancak bizim önümüze gelen davayla ilgili olarak polise herhangi bir şikayette bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Bundan 4 sene önce, Patrik Theodoros’un döneminde, Nisan 2000'deki Rehavia-Talbiya anlaşmasına ilişkin bir dava önümüze geldi. Patrikhane, davanın iptali için nasıl davranılması gerektiğini biliyordu. Buna binaen Patrikhane'nin bu davadaki davranışları bizi oldukça şaşırttı.”

Hakim kararı şu sözleriyle sonlandırdı:

“Patrikhane, ana iddia da dahil olmak üzere anlaşmanın yasallığı aleyhindeki bazı iddialarını ihmal etmiştir. Kutsal Sinod’dan anlaşmaya ilişkin onay alınmadı. Patrikhane, Sinod protokollerini açıklamayı reddetti ve Papademos'un rüşvet iddiasına odaklandı. Bu iddia, Papademos ile patrikhanenin 2010’daki temasları sırasında yapılan taslak bir bildirgeye dayanıyor. Söz konusu taslak, içeriğinin güvenilirliğini kanıtlamak için yeterli bir delil değil. Ayrıca yine delil olarak kabul edilemeyecek olan 20 saniyelik bir ses kaydı da var. Açık ve ikna edici kanıtlar gerektiren rüşvet iddiasını kanıtlamak için bu tür zayıf deliller ile hareket edildiğinden dolayı Yüksek Mahkeme'nin davayı kabul ederek patrikhanenin savunmasını reddetmesi şaşırtıcı değil.”

Birleşik Ortodoks Örgütü ve Ortodoks Gerçeği Grubu tarafında dün yayınlanan bildiride ise şu ifadelere yer verildi:

“Karar, durumu takip eden uzmanların beklentilerinden farklı olmadı. Patrik Theophilos ve patrikhanenin delil ve kanıt sağlamadaki büyük ve kasıtlı kusuru buna yol açtı. Bu kusurlar göz önüne alındığında, temyiz başvurusunun kabul edilme olasılığı zaten çok düşüktü.”

Dava ilk olarak 2005 yılında patlak vermişti. Patrik Papademos'un finans memuru, söz konusu mülkleri dönemin Kudüs Rum Ortodoks Patriği Irenaeus'un haberi olmaksızın yerleşimcilere sattı. İsrailli makamlar, Patrik'i anlaşmayı geçirmesi için ikna etmeye çalıştı ancak kendisi bunu reddederek anlaşmanın yanlış ve yasa dışı olduğunu söyledi. Yerleşimcilerin durumunu kayından takip eden gazeteci Yakub Libeskind, Maarib Gazetesi’nde yayınladığı haberinde anlaşmayı ortaya çıkardı ve durumdan Patrik'in sorumlu olduğunu söyledi. Beklenen oldu. Araplar, Irenaeus’u protesto etmek için gösteriler düzenledi. Irenaeus, Dünya Ortodoks Kilisesi Konseyi toplantısında görevinden alındı. Daha sonra yerine Katar’dan getirilen Piskopos Theophilus atandı. Irenaeus’un taraftarları, bunun yerleşimci kurumlar ile söz konusu kurumların iş birliği içerisinde bulunduğu Araplar tarafından kurulan bir komplodan ibaret olduğunu söyledi. Ancak Theophilus’un destekçileri Irenaeus’un suçlu olduğunu ve bunun delilinin de Theophilus'un emlak satışına karşı mahkemeye gitmesi olduğunu dile getirdi.

Editörün Seçimi

Multimedya