Geçmiş ile bugün arasına sıkışan İngiliz-Hint kökenli Iraklılar

Geçmiş ile bugün arasına sıkışan İngiliz-Hint kökenli Iraklılar

Çarşamba, 12 Haziran, 2019 - 14:15
1917 yılında İngiliz ordusunun Bağdat'a giriş anı (Wikipedia)
Londra/Şarku’l Avsat
“Eğitim, çalışma, evlilik ve aile kurma gibi doğal haklara sahip bir Iraklı olarak doğdum. Ancak eski rejim döneminde yaşadığımız adaletsizlik, korku, gözdağı, yerinden edilme ve mahrum bırakılmalar nedeniyle geleceğe dair büyük korkularım var”

32 yaşındaki Muhammed Bedir’in üzüntü veren bu sözleri, son birkaç yıldır toplumun sert tepkisinden duydukları korkuyla sessizliğe gömülen yüzlerce İngiliz-Hint kökenli Irak vatandaşının içinde bulunduğu zor şartları özetliyor.

Independent Arabia'dan Menar ez-Zubeydi'nin haberine göre Bedir, dedesinin İran’da ticaret yapmak ve çalışmak için 1896'da karısı ve oğluyla Irak'a geldiğini, ancak yolculuk sırasında burada öldüğünü ve eşi ile oğlunun Irak’taki diğer çok sayıda göçmen ailenin yanında yaşamlarını sürdürdüğünü belirtti. Bu ailelerin bir kısmının Bağdat’a yerleştiğini söyleyen Bedir, ancak 1970’lerde karşı karşıya kaldıkları tacizler ve zorla yerlerinden edilme kampanyaları sonucunda, bir kısmının, Kadisiye ve Vasit bölgelerine bir kısmının ise Irak dışına gitmeye zorlandığını aktardı.

Müslüman olan yüzlerce İngiliz-Hint kökenli Iraklı aile üyeleri, diğer Iraklılarla sosyal bağlar kurmuş gibi görünüyor. Ancak yine de toplumun aşağılamalarına maruz kalıyorlar ve bu yüzden birçoğu gerçek kökenlerini gizlemeyi tercih ediyor. Anne-babaları ve dedelerinden miras aldıkları matbaa ve fotoğrafçılık alanlarında çalışan İngiliz-Hint kökenli Iraklılar, aynı mahallelerde bir birine yakın evlerde yaşıyorlar ve orta sınıfa mensuplar.

Suçlamalar ve takipler

‘Irak’ta Arap kökenli olmayan bir aile grubu’ olduklarını söyleyen 26 yaşındaki Ahmed Haldun Said, bunun Irak Vatandaşlık Dairesi’ndeki resmi belgelerle ispatlandığını ve ‘3A’ olarak kodlanan vatandaşlık sınıfına mensup olduklarını belirtti. Eski rejim döneminde dışlanma ve yerinden edilme gibi kötü muamelelere maruz kaldıklarını aktaran Said, bununla birlikte Arap kökenli Iraklılarla evlenmeleri veya bağlantı kurmalarının engellemesi de dahil olmak üzere bir takım güçlüklerle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Babasının eski rejim döneminde din alanında araştırmalar yapması nedeniyle, İslami Davet Partisi’ne üye olmakla suçlandıklarını aktaran Said, “Sonra babam görevinden alınarak hapse atıldı” dedi. Yaşadıkları adaletsizliğin burada da son bulmadığını söyleyen Said, tüm İngiliz-Hint kökenli ailelerin devlet memurluğundan mahrum edilme, taciz ve takip edilme gibi büyük sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.

Yeni Irak hükümetine göre siyasi ayrılma süresi herhangi bir hak veya tazminat talep edilmeksizin hesaplandı ve 1991'den sonra, özellikle 18 yaşını dolduranlar, herhangi maddi veya manevi tazminat almadan devlet memurluğundan uzaklaştırıldılar.

Evlilik ambargosu

İşletme, tıp, hukuk ve mühendislik gibi çeşitli alanlarda eğitim almaları, iyi davranışlar sergilemeleri ve yüksek eğitim seviyesine sahip olmaları, yasal, ahlaki ve sosyal herhangi bir sorunları olmamasına rağmen kökenleri nedeniyle İngiliz-Hint kökenli Irak kadınlarıyla evlenilmiyor.

Said, genellikle evliliklerin İngiliz-Hint kökenli aileler arasında gerçekleştiğini, ancak nadiren de olsa Feyli Kürtleri ya da Türkmenlerle evlilik imkanı olduğunu ve bunun da yalnızca erkeklerle sınırlı kaldığını söyledi.

İngiliz-Hint kökenli erkekler, aşiret mensubu olmadıkları gerekçesiyle, evlilik konusunda toplumun uyguladığı ambargodan oldukça şikayetçi.

Meçhul aşiret

Bu insanlar, kendi kökenlerini gizleyip, bilinen aşiret isimlerini kendilerine atfediyorlar, ama sadece sözlü olarak. İsimlerini söyledikleri aşiretlere sadece dostane bir şekilde aitler. Yani ne bu aşiretlerin bir üyesi ne de onlar içinde tanınan simalar değiller.

Kayıp kökler

İngiliz-Hint kökenlilerin çocuklarının birçoğu, mensubu oldukları soyları bilmiyorlar ve ancak dört kuşak geriye gidebiliyorlar. Güven ve psikolojik istikrardan yoksun olan bu ailelerin üyelerini çevreleyen tüm bu koşullar, gelecek nesiller için bir tehdidin ayak seslerini temsil ediyor. Bu da onlarda büyük bir psikolojik bir engel oluşturuyor.

Said, İngiltere’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne, Irak hükümetinin İngiltere himayesinde gelecek nesillere iyi bir yaşam hakkı verilmesi dahil olmak üzere kendilerine tüm haklarının geri verilmesi için İngiliz-Hint kökenlileri destekleme çağrısında bulundu.

Köken çeşitliliği

Araştırmacı ve düşünür Galib el-Kabi, farklı kökenlerden çok sayıda insanın, savaş, istihdam ve bazı doğal afetlerden kaçış gibi nedenlerden ötürü, Irak’a geldiğini ve bu kökenlerin arasında Romanlar, Hintler, İngilizler ve Afganların bulunduğunu söyledi.

İngiliz-Hint kökenlilerin, İngiliz ordusu Irak'a girmeden önce işçi ve tüccar olarak Basra üzerinden Irak’a geldiklerini belirten Kabi, ancak bazılarının 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın başlarında İngiliz ordusu için bölge hakkında bilgi toplamaya çalıştıklarını kaydetti. Kabi, o dönem Hindistan’ı yöneten İngiliz Doğu Hindistan Kumpanyası'nın, Hindistan’ın kuzeyi ve Pakistan'dan gelen göçmenleri Irak'a gönderdiğini ve bu göçmenlerin aileleriyle birlikte İngiliz ve Hintlerden oluşan karma ordunun çıkarma yaptığı Maysan vilayetinin kuzeyi, Vasit vilayetinin güneyi ve Dikar şehrinin kuzeyindeki bölgelerde kaldıklarını aktardı. İngiliz-Hint karma ordusunun ilk ilerleyişini, Kuveyt ve Basra arasındaki bölgede gerçekleştirdiğini belirten Kabi, yaklaşık iki ay sonra, İngiliz kuvvetlerinin Basra'nın kontrolünü ele geçirdiklerini, ancak Nisan 1915'te Osmanlı kuvvetleri tarafından ağır kayıplara uğratıldıklarını ifade etti.

Irak’ın Divaniye vilayetinde yaşayan ve sosyal olarak saygı gören, takdir edilen seçkin şahsiyetlere sahip İngiliz-Hint kökenli vatandaşların olduğunu söyleyen Kabi, ancak bu kişilerin kökenlerine dair bilgileri gizlediklerini sözlerine ekledi.

“Köken meselesi kökleriyle gurur duyan aşiretler için önemli”

Öte yandan toplum bilimci Nur Muhammed ise konuya ilişkin değerlendirmesinde köken farklılıklarının çok doğal bir durum olduğunu, ancak bazı toplumların bunu kabul etmediklerini söyledi. Nur Muhammed, “Köken meselesi, kökleriyle gurur duyan aşiretler için temel bir meseledir. Bu nedenle kendilerine tabi olanlara bir parçalarıymış gibi davranmaz ve hiçbir hak vermezler” diye konuştu.

Editörün Seçimi

Multimedya