İngiltere Başbakan adaylarını tanıyalım

İngiltere Başbakan adaylarını tanıyalım

Çarşamba, 12 Haziran, 2019 - 12:45
Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson bir konuşma yaparken, 18 Ocak 2019 (Reuters)
Londra/Şarku’l Avsat
İngiltere’de Muhafazakâr Parti vekillerinin birçoğu parti başkanlığı için aday olduğunu açıkladı. Muhafazakâr Parti'nin başına geçecek isim aynı zamanda İngiltere’de Başbakanlık koltuğuna da oturmuş olacak.

7 Haziran Cuma günü resmi olarak görevinden istifa eden Başbakan Theresa May, yeni başbakana seçilene kadar makamda kalacak. Uluslararası ilişkiler uzmanı Ahmed Mustafa'nın Independent Arabia'daki analizine göre yeni başbakanın temmuz ayı sonlarına kadar seçilmesi bekleniyor.  Adaylık başvuru süreci resmi olarak Salı gecesi sona erdi.  Adaylık başvurusunda bulunan isimler arasında İngiltere’nin eski başbakanı Boris Johnson, Çevre Bakanı Micheal Goff, Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, eski Brexit Bakanı Dominic Raab, İçişleri Bakanı Sajid Javid ve Meclis’teki Muhafazakâr parti grubunun lideri Andrea Leadsom bulunuyor.

Sağlık Bakanı Matt Hancock, uluslararası kalkınma bakanı Rory Stewart, Parti yöneticilerinden Mark Harper ve Eski Çalışma Bakanı Milletvekili Esther McVey da adaylar arasında.

Gizli oylamalar

İngiliz Parlamentosundaki Muhafazakâr Parti Milletvekilleri aday sayısını ikiye indirmek için birçok gizli oylama yapacak. Yaklaşık 160 bin parti üyesi sona kalan iki aday arasında yeni başbakanı seçecek ve yeni başbakan 22 Temmuz’da görevine başlayacak. Parti başkanlığı için adaylığını koyan isimler arasında iki kadın aday bulunuyor. Bunlardan biri 2016 yılında eski Başbakan David Cameron’un ardından gelecek yeni başbakanın belirlenmesi için yapılan seçimlerde son aşamaya ulaşmış olan Andrea Leadsom. Diğer kadın aday ise şuan muhafazakâr parti milletvekilliği yapan eski televizyon spikeri Esther McVey.

Birincilik tahminleri

İngiliz parlamenterlerin yapacağı gizli oylamaların sonuçların ne olacağını kestirmek zor olsa da başkanlık yarışının 4 isim arasında geçmesi bekleniyor. Parti içinde en öne çıkan isimler sırasıyla Boris Johnson, Micheal Goff, Dominic Raab ve Jeremy Hunt. Bazıları bu listeye Sajid Javid ve Andrea Leadson’u da ekliyor.

Başkanlık yarışında Boris Johnson’un şansı yüksek görünüyor

Öne çıkan bu 4 aday arasında sadece Jeremy Hunt 2016’da gerçekleştirilen Brexit referandumunda hayır oyu verdi. Hunt şuan ise, muhafazakârların referandum sonucuna aykırı hareket etmesinin partinin bir sonraki seçimlerde hezimet yaşamasına sebebiyet vereceğini söylüyor. Micheal Goff da adaylar arasındaki en muhafazakâr aday olarak öne çıkarken parti seçmeninin Nigel Farage liderliğindeki radikal sağa kaymasının engellenmesi noktasında partisine büyük yardımı dokunuyor. Boris Johnson’ın seçimlerde kazanma şansı Goff’tan yüksek olsa da sürpriz yaşanabileceği ihtimalini göz ardı etmemek lazım.

Tüm adaylar anlaşmasız bir şekilde bile olsa İngiltere’nin AB’den ayrılması taraftarı olsa da adayların, Brexit için belirlenen son vakit olan 31 Ekim’de ne yapacağı belli değil. Kampanya sürecinde verilen abartılı vaatler dışında 10 aday da muhafazakâr partinin genel politikasına bağlı kalıyor. Belki de Theresa May yönetiminin politikasına en bağlı olan aday Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt.

Boris Johnson’un Türkiye ve Erdoğan konusundaki çelişkili tutumları Ortadoğu politikasını belirsiz hale getiriyor

ABD Başkanı Donald Trump Boris Johnson’un kazanmasını istediğini açıklasa da Goff’un kazanması, Trump’ın ABD-İngiltere ilişkilerini geliştirmesine engel teşkil etmeyecek.

Boris Johnson’un Türkiye ve Erdoğan konusundaki tutumu onun dış politikasının belirsiz olduğunu gösteren en güçlü örneklerden biri. Brexit sonrasında Türkiye-İngiltere ilişkilerini ilerletmek isteyen Johnson yazdığı şiirle Erdoğan’a sırtından haçerlemişti. Johnson yazdığı şiirde Erdoğan için “keçi ile uyumaktan hoşlanıyor” demişti.

En dengeli ama...

Belki de Boris Johnson, adaylar arasında Filistin meselesi konusunda en dengeli politikayı takip eden isim. Doğru, Johnson İsrail’in dostu olabilir ancak aynı zamanda iki devletli çözüme destek veriyor ve İsrail’in işgal ettiği bölgelerde Yahudi yerleşim bölgeleri inşa ederek genişlemeci bir politikası izlemesine de karşı. Libya’nın Sirte kenti için “cesetlerden temizlendikten sonra Kuzey Afrika’nın Dubai’si” olur ifadelerini kullanarak söz konusu kent hakkında dil sürçmesi yaşasa da Libya konusundaki tutumu mutedil bir yol izleyen komşu ülkeleri ile neredeyse aynı.

Johnson’un Yemen ve bölgede yaşanan krizler hakkındaki tutumu komşu ülkeler ile benzerlik gösterirken İran’ı destekçilerinden biri.  Gerektiği vakit Tahran’a sesini yükseltebilen biri olan Johnson Suriye hükümetinin cezalandırılması ve kimyasal silah kullanımına cevaben ABD’nin Şam rejimine ait bölgeleri bombalamasına destek veriyor. Johnson’un sergilediği tavırlar ile yaptığı açıklamalar arasındaki çelişkileri dikkate alırsak parti başkanlığını kazandığı vakit Ortadoğu politikasının ne olacağını kestirmek zor hale geliyor.

Jeremy Hunt’ın seçilmesi Theresa May’ın Ortadoğu politikasının devamı anlamına gelecek

Jeremy Hunt başkanlığa seçilmesi durumunda May’ın Ortadoğu politikasında pek fazla değişikliği gitmeyecek.  Çoğu muhafazalar parti üyesi gibi İsrail’in dostlarından biri olan Hunt buna karşılık iki devletli çözümü destekliyor ve Trump’ın ABD konsolosluğunun Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması kararını da eleştirenlerden biri.

Hizbullah uyarısı

Sürekli olarak Hizbullah’ın oluşturduğu tehlike hakkında uyarılarda bulunan Hunt, İngiltere’nin 2008 yılında Hizbullah’ın askeri kanadını terör örgütleri listesine aldığı gibi bu kanadın tüm dünya tarafından yasaklanmasını istiyor. Arap ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilmesi taraftarlarından biri olan Hunt bu ülkelerle ticari ve yatırım ortaklıkları yapılması için çalışılmasını istiyor.

Goff kazanması durumunda Trump’ın İran politikasını benimseyebilir

Öte yandan radikal sağ kanada en yakın isimlerden biri olan Micheal Goff “İslami tehlike”ye karşı koymak için oluşturulan muhafazakâr Henry Jackson Cemiyeti’nin kurucu üyelerinden biri. Goff’un kazanması İngiltere’nin İslami gruplara bakışı için dönüm noktası olabilir. Bu grupların en başında da İhvan’ı Müslimin geliyor. Goff kazanması durumunda İhvan’ı terör örgütleri listesine dâhil edebilir. Goff’un politikası Trump’ın seçi kampanyasının stratejik yetkililerinden ve Avrupa’daki popülist hareketin başlıca destekçilerinden olan Steve Bannon’un tutumu ile benzerlik arz ediyor. Gazeteci olduğu dönemde istişare heyetin içinde Irak savaşını en çok isteyenler arasındaydı.

İngiltere’de İslam'ın ve İran’ın güçlenmesine karşı olan Goff ABD’nin şu anki İran politikasına en çok destek verenlerden biri. Eğer Goff başkan seçilirse Trump gibi nükleer anlaşmadan çekilebilir. Kendisinin terör uzmanı olduğunu belirten Goff İslam tehlikesi hakkında “7/7 Celsius” adlı bir kitap yazdı. Kitabı okuyan kişiler hiçbir Arap ve İslam ülkesine gitmediği bilinen Goff’un kitapta hiçbir orijinal şey zikretmediğini belirtiyor.

Yahudi ve Müslüman

Nazilerin Yahudilere uyguladığı baskı nedeniyle Almanya’dan kaçmış bir babanın çocuğu olan Yahudi Dominic Raab internet üzerindeki kişisel sayfasından yaptığı açıklamada İsrail’de ve Batı Şeria’da okuyup çalıştığını belirterek Ortadoğu ile güçlü bir bağlantısı olduğunu belirtiyor. 1998 yılının yaz aylarını Batı Şeria’daki Birzeit üniversitende okuyarak geçiren Raab, Oslo görüşmelerinde Filistinli müzakerecilerden birinin ekibiyle çalıştığını söylüyor.

Seçim yarışında en düşük şansa sahip olan Sajid Majid’in seçilmesi durumunda İngiltere’nin Ortadoğu politikasında bir değişikliği gideceği düşünülmüyor. Ancak genellikle azınlıklardan olan biri,  taraf olmakla suçlanmamak için kendi azınlıklarına çok az yararı dokunuyor ve bazen de onlara karşı politika güdüyor.

Editörün Seçimi

Multimedya