​Tahran ve Japon ziyaretçisi

​Tahran ve Japon ziyaretçisi

Pazartesi, 10 Haziran, 2019 - 14:00
Gassan Şerbil
Şarku'l Avsat Genel Yayın Yönetmeni
Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin, çarşamba günü gerçekleşmesi beklenen Tahran ziyaretinin İran-ABD krizindeki gerilimi azaltma çabalarında bir dönüm noktası olması bekleniyor. Bu ziyaret birçok nedenden ötürü eşsiz. 1979’da tanık olduğu devrimden bu yana ilk kez bir Japon başbakanı İran’ı ziyaret edecek. Yine ziyaret, ABD’nin açık bir şekilde görülen teşviği ve İran’ın net kabulü ile gerçekleşecek. Nitekim Japon ziyaretçiye İran’ın önemli meselelerdeki seçeneklerinin belirlenmesinde son söz sahibi olan Dini Lider Ali Hamaney ile görüşme tarihi belirlenmesi bunun kanıtı.

Müzakere imkanlarını araştırma aşamasında atılan adımlar, müzakerenin bir parçasıdır ve çelişkili işaretlerle dolu olması şaşırtıcı değildir. Müzakere zor, karmaşık ve aşamalarında yanıltmanın eksik olmadığı bir oyundur. Sert ve katı tutumlardaki zayıf noktaları gizleme ve yüksek çıtalar belirlemek ise hazırlanma ve eldeki kartları hatırlatma aşamasında takip edilen geleneksel bir yöntemdir. İran’ın da bu konuda uzun bir deneyimi vardır. Zira son 40 yılda başta ABD olmak üzere özellikle Batılı ülkeler ile karmaşık ve kompleks ilişkilerin bir tarafı olmuştur.

Diplomatik çevrelerde; İran’ın eğer gerçekten krizin ömrünü kısaltmak ve etkisi ekonomisi ile vatandaşlarının günlük hayatlarında açık bir şekilde görülmeye başlanan “acı verici yaptırımlar”dan kurtulmak istiyorsa az da olsa esneklik göstermek zorunda olduğuna dair bir fısıltı dönüyor. Diplomatlar, Tahran’ın balistik füzelerin menzili ile ilgili olarak kitle imha silahlarının teslimi gibi belirli meselelerde esneklik göstermeye hazır olabileceğine işaret ediyorlar. Yine bu kişiler; Japonya gibi ekonomik ve teknolojik ağırlığa sahip bir ülke ile ilişkilerini korumaya her zaman önem veren İran’ın, ziyaretin başarısız olmasına ve ABD yönetimi içerisindeki aşırılık yanlılarının pozisyonlarını güçlenmesine yol açacak nihai ve kesin tutumlar benimsemekten kaçınacağını düşünmeye meyilliler.

Buna karşılık Tokyo da bu görüşmeden mevcut krizin duvarında açılmış bir gediğe benzeyen bir kazanım ile çıkmaya büyük bir önem veriyor. Tokyo’nun enerji ithalatının %90’ını oluşturan Ortadoğu bölgesindeki istikrarı korumaya verdiği önemin ışığında bu tutumu anlaşılabilir. Ortadoğu’nun istikrarı Tokyo’nun bölge ile ilişkilerinde değişmez bir madde ve bu konuda yine ekonomisi için hayati olan bu istikrara önem veren Çin ile aynı noktada buluşuyor.

Krizin karmaşık ve zor doğasına rağmen Abe’nin, müzakereler için bir başlangıç noktası bulabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü bölgede attığı askeri adımların ardından Washington; savaşmak istemediğini, Tahran’ın gereken ciddiyeti göstermesi halinde müzakere seçeneğini tercih ettiğini, rejimi değiştirmek değil davranışlarını düzeltmek istediğini vurgulamaya özen gösterdi. Buna karşılık Tahran da savaş istemediğini açıkladı. Çünkü Tahran, ABD askeri mekanizması ile doğrudan bir çatışmadan kaynaklanabilecek maliyetlerin kesinlikle farkındadır. Bazı gözlemciler özellikle ABD tarafından gelen sert uyarıların ardından mevcut krizde;küçük taciz saldırıları ya da emrindeki örgütler aracılığıyla darbeler yöneltme seçeneklerinin İran için mevcut olmadığını düşünüyorlar. Aynı şekilde İran açısından bölgede alternatif bir savaşa yol açma seçeneği de zor görünüyor. Çünkü bu, ABD’nin gerçek bir okumadan yola çıkarak İran’a yönelttiği bölgedeki uzantılarını harekete geçirme suçlamasına bir kanıt oluşturacaktır.

Abe’nin ziyaretinden 4 gün önce İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, ziyaretin başarılı olması için gerekli şartları belirledi. Konsey’in Sözcüsü Keyvan Hüsrevi yaptığı açıklamada bu şartları şu sözlerle deklare etti: ”ABD’nin nükleer anlaşmaya dönmesi, İran’ın zararlarının tazmin edilmesi, Washington’un uyguladığı uluslararası yaptırımların kaldırılması ziyaretin başarısını garantileyebilir”. Hüsrevi aynı zamanda Tahran-Tokyo ilişkilerini övmeye de özen gösterdi ve bu ilişkilerin çoğu zaman dengeli bir rota izlediğini belirtti. Ayrıca Japonya’nın dış politikadaki yönteminin temel olarak uluslararası toplumun yasal ve politik standartlarını desteklediğini ve aşırılığın yükselmesinden ya da gerilemesinden etkilenmediğini ifade etti. Sözcünün açıklamasının son kısmı İran’ın Japonya kanalına verdiği önemi vurgularken ziyaretin başarılı olması için gerekli şartlardan bahseden kısmı ise yüksek çıta başlığı altına girmektedir. Çünkü Washington nükleer anlaşmaya dönmek isteseydi zaten ortada br kriz olmazdı.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü’nün açıklamaları, ABD’nin ülkesine karşı akıllıca yaptırımlar uygulama konusunda olgunluk aşamasına ulaştığını itiraf eden İran Petrol Bakanı Bijen Zengene’nin açıklamaları ile aynı zamana denk geldi. Petrol Bakanı ayrıca ABD yaptırımlarının öncekinden “farklı ve etkili” olduğunu belirterek bakanlığının ABD yaptırımlarını delmek ve mevcut koşulları aşmak için “mücadele” ettiğinin altını çizdi. Sert yaptırımların petrol sektörü ile sınırlı olmadığını deniz taşımacılığı ve bankacılık sektörlerinde çok daha şiddetli bir hale geldiğini itiraf etti.

Tahran’dan gelen yoğun işaretler bağlamında ve Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın bugün Tahran’a düzenleyeceği ziyaretten önce İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Avrupalılara karşı açıklamalarını daha da sertleştirdi. Onlara ülkesi ile ticari ilişkilerini normalleştirme çağrısında bulunarak bunu  yapmamaları halinde sonuçlarına katlanacaklarını ima etti. Aynı şekilde İran Meclis Başkanı Ali Laricani de açıklamasında, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ABD’li mevkidaşı ile yaptığı görüşme sırasında yaptığı açıklamalara değinerek bunları “utanç verici” olarak niteledi. Macron bu görüşmede; “Uzun vadede balistik çalışmaları azaltmak ve İran'ın bölgedeki nüfuzunu sınırlamak konusunda kesin bir kanaate” ulaşılması gerektiğini ifade etmişti.

Macron’un bu son ifadesi hem sorunun kendisi hem de çözümüdir. Çünkü Donald Trump, nükleer anlaşmadan çekilip İran’a eşi benzeri görülmemiş yaptırımlar uygulayarak Tahran’ın Barack Obama yönetimi ile müzakerelerinde dışarıda bırakmayı başardığı bölgesel rol ve balistik füzeler meselelerini bir kez daha gündeme getirmiş oldu. Söylenenlere göre Zarif, nükleer anlaşmanın imzalanması ile sonuçlanan müzakereler sırasında ABD’li mevkidaşına füzeler ve bölgesel rol meselelerinin daha sonra görüşülebileceği imasında bulunmuş ama anlaşmanın imzalanmasının ardından Dini Lider bu kapıyı hızlıca kapatmış.

Krizin tarafları arasındaki derin şüpheler, çelişkili mesajlar ve işaretler ortasında Abe; tansiyonu düşürme ve müzakereleri başlatacak ilk adımı atma umuduyla Tahran’a ulaşacak. İran’ın önündeki seçenekler de kolay değil. Bilhassa yaptırımların şiddeti ve Trump’ın ikinci kez başkan seçilme olasılığı göz önüne alındığında Trump’ın döneminin bitmesini beklemek garantili bir seçenek değil.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya