​Katar'a boykotun ikinci yılı

​Katar'a boykotun ikinci yılı

Cumartesi, 8 Haziran, 2019 - 10:00
Selman Dusari
Suudi Arabistanlı gazeteci, Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
Katar, boykot edilmesinin ikinci yıldönümünde yeni bir medya kampanyası başlattı. Kendi etrafında dönerek ilerlediği için sürekli olarak başladığı noktaya dönüyor. Bir yıl önce gerçekleştirdiği kampanyayı aynı yollarla tekrarlıyor. Tabii ki, aynı şeyi bir kereden fazla yaparsanız, farklı bir sonuç beklemeyin.

 Doha, boykotun ilk gününden itibaren iki çelişkili mesaja dayanan bir diplomasi yürütme konusunda ısrar ediyor; ilki dışarıya yönelik; “kuşatılmış” olma söylemine sarılarak mağduriyet algısı yaratmaya çalışıyor. Diğer mesaj ise içeriye yönelik; eskisinden daha güçlü ve müreffeh hale geldiğini, komşularına değil, kendisine dayandığını dillendiriyor. Tabii ki, iki mesaj yerli yerine oturmuyor, daha güçlü ve daha müreffeh hale gelenler kesinlikle “kuşatılmış” olamaz, acı çekenler ise kendilerini daha güçlü olarak isimlendirmezler. Her durumda, Katar’ın “refahı”, gücü ya da binlerce ineği uçakla ithal etme kabiliyeti, komşularını ilgilendirmiyor. Doha'nın aksine, sorun olarak gördükleri daha önemli meseleleri var.

Katar'ın boykotun ikinci yıldönümünde "zafer ve başarılarını" kutladığı ve Fransız Rafale uçaklarını "Adiyat"(Cihad için koşan atlar/ Adiyat suresine atfen) olarak adlandırdığı bir dönemde komşuları için asıl önemli olan, boykota dair hedeflerini büyük ölçüde gerçekleştirmiş olmalarıdır.

Doha’nın başka ülkelerin iç işlerine yönelik saçma müdahaleleri bertaraf edildi, teröre olan desteği zorla da olsa azaltıldı. Ayrıca, özellikle İran'la bir olup yaptığı gibi, düşmanca gündemlerini uygulamak için Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’ne nüfuz edemiyor. Kanaatim odur ki boykotun en büyük başarılarından biri budur. Katar rejiminin konumu ve Mekke’de yapılan Körfez ve Arap zirvelerinde İran lehine çekimser tavır sergilemesi, boykot eden ülkelerin kararının ne kadar isabetli olduğunu bir defa daha ortaya koymuştur. Doha, tüm kartlarını İran'la aynı çizgide bulunmak için attıktan sonra İran rejiminin yararına gizlice çalışan zehirli bir hançer olduğu anlaşılmış oldu. İran'la güçlü ilişkileri olan ülkeler bile İran’ı bu kadar açıktan ve pervasızca desteklemekten çekindiler. Doha zirve sonuç bildirgesini onaylamadı.

İran'ın konumunu tüm ayrıntılarıyla zirveye taşıdı. "Arap ve Körfez zirvelerinin sonuç bildirgelerindeki ifadelerden memnuniyetsizliğini dile getirdi. Katar Dışişleri Bakanı, "esas olarak İran ile olan gerginliğe odaklanıldı, ancak bu komşu ülke ile diyalog adına herhangi bir öneri sunulmadı” dedi. Katar Emiri, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile yaptığı görüşmede İran-Katar ilişkilerinin dostane ilişkiler olduğunu ifade ederek daha da ileri gitti ve "Tahran ve Doha'nın birçok bölgesel konudaki tutumunun çok yakın olduğunu" ifade etti.

Bölge, İran'ın saldırgan davranışı nedeniyle yoğun bir gerilime maruz kaldığı bir dönemde Ruhani, Mekke zirvesindeki tutumu için Katar Emirine teşekkür etti. Doha, her zamanki gibi komşularını karşısına alarak tüm kartlarını Tahran'dan yana kullanıyor. Yirmi yıldır bu türden davranışları gizlice yapardı, ancak bugün herkesin gözü önünde yapmaya başladı.

Yıllar geçiyor, gemiyi kasten batırmaya çalışan bir ülkeden kurtulduktan sonra dört uluslu gemi sessizce ilerliyor. Her defasında geminin delinen kısmı ıslah ediliyor, herkes bunu kimin yaptığını da biliyor. Ancak gelecekte bu türden davranışları yapmamasını da bekliyorlar. Ancak Katar her seferinde geminin kasıtlı sabotaj alanını daha da artırıyor, bugün iki yıl süren boykottan sonra komşu körfez ülkelerin kazanımları devam ediyor ve bu izole devleti tekrar gemiye almayı düşünen kimse yok. Hiç kimse ne zaman döneceğini de bilmiyor; belki beş, belki de on yıl sonra… ancak komşuları tecrit sonrasında daha güvenli ve istikrarlı hale gelmiştir. “Başarılarını” tebrik ediyoruz! ama daha önemlisi diğerlerine yaptığı kötülüklerin durmuş olmasıdır. Boykot olmasaydı asla bunlar gerçekleşemezdi. Katar'ın komşuları ancak bu sayede rahat edebildiler ve kendi meselelerine odaklanabildiler. Kendilerine sürekli eziyet eden küçük komşularıyla uğraşmak zorunda değiller artık.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya