ABD ile İran arasındaki olası askeri çatışmaya yönelik 3 senaryo

ABD ile İran arasındaki olası askeri çatışmaya yönelik 3 senaryo

Salı, 21 Mayıs, 2019 - 10:00
Tuğgeneral Dr. Muhammed Salih el-Harbi
Savaş atmosferinin kara bulutları hızlı ve art arda yaşanan olaylarla oluşurken savaş senaryoları ve sonuçlarına ilişkin eşi benzeri görülmemiş haberler yayınlanıyor... Bu sırada herkes yaşananları izliyor.

 İran rejiminin ABD’nin bölgedeki askeri güçleri ve çıkarlarına yönelik saldırılar başlatmaya hazır olduğuna dair göstergelere karşılık ABD’nin 2003’teki Irak işgalinden bu yana emsali görülmemiş kalabalık bir askeri gücü bölgeye gönderdiğine dair haberler aldı başını gitti. Bu durum, ABD’li yetkililerin son günlerde Tahran rejiminin bölgedeki güvenliği istikrarsızlaştırmaya yönelik tehditlerinin ve niyetlerinin olduğu, İran ajanları ve uzantılarının bölgede siyasi ve askeri gerginliği artırmaya çalıştığına dair istihbarat bilgileri aldıklarını teyit ediyor. Bu arada İran rejiminin siyasi ve askeri tutumları, son 40 yıldır ülkeyi yöneten ve yakın zamanda ABD ile müzakere masasına oturma konusundaki isteksizliklerini dile getiren İranlı yetkililerin açıklamalarıyla daha da sertleşirken ABD, İran’ın kendisine karşı herhangi bir askeri girişime cesaret edemeyeceğini düşünüyor. Tarzı ve üslubu gereği İran rejimi, başarılı oldukları ve kazandıklarına inandıkları devrimin ideolojisini sürdürmek ve iktidarda kalmalarını sağlayabilmek için her zaman krizlerden beslenen, siyasi olaylardan faydalanan, zaman kazanmaya çalışan, yerel, bölgesel ve uluslararası kamuoyunu meşgul eden bir politika izlemiştir. Şuan içinde bulunulan durumla ilgili olarak Beyaz Saray’ın da buna katkıda bulunduğunu düşünüyorum.

Güç dengesi

ABD güçleri, bölgedeki tüm askeri birlik ve üsleriyle deniz filoları için hazır ve hazırlıklı olma durumunu dördüncü, beşinci ve altıncı seviyelere çıkardı. Bu durum, ABD'nin bölgedeki çıkarlarına yönelik olası bir İran tehdidine karşı “uçak gemisi ve destek fırkateynlerinin” gönderilmesiyle aynı zamana denk geldi.

Jeopolitik özelliklerin etkisi

Savaş arenası

Savaş arenasının kendine özgü coğrafi ve demografik, karmaşık özellikleri vardır. Bununla birlikte coğrafi ve doğal bir etkisi olan savaş arenası siyasi hedeflerin gerçekleşmesinde kullanılır. Şuan söz konusu savaş arenası, en büyük stratejik petrol deposu olarak tanımlanan Körfez bölgesinin enerji kaynakları ve üretim haritasındaki önemli siyasi, coğrafi ve ekonomik noktalarında bulunuyor ve birkaç eksene uzanıyor. Bu eksenleri ise şöyle sıralayabiliriz;

1 - Kuzey ekseni: Irak - Suriye - Lübnan - Filistin toprakları - Türkiye - Ukrayna - Yunanistan - İtalya.

2 - Güney ekseni: Umman - Yemen.

3 - Batı ekseni: Suudi Arabistan - Mısır.

4 - Doğu ekseni: Afganistan - Pakistan - Hindistan.

Aynı şekilde bu eksenler şu deniz ve körfezleri de içeriyor; Basra Körfezi - Aden Körfezi - Umman Denizi - Kızıldeniz - Akdeniz - Hazar Denizi - Karadeniz.

ABD ve müttefiklerinin genel stratejik ve siyasi tutumu ise şöyle;

1 - Batının bölgedeki çıkarlarını savunmak.

2 - Mevcut siyasi durumu korumak.

3 - Petrol taşımacılığı yollarının açık kalmasını sağlamak.

4 - Bölgeye yönelik olası saldırıları geri püskürtmek.

5 - Mezhepçi devrim ideolojisinin yayılması ve bölgeye ihraç edilmesiyle mücadele etmek.

6 - Bölgeyi ve dünyayı tehdit eden nükleer ve füze programlarını askıya almak.

Genel askeri ve siyasi durum

Genel askeri ve siyasi tutumlar, mevcut durumun yanı sıra bölgesel ve uluslararası düzeydeki siyasi, askeri ve jeo-stratejik değişkenlerin değerlendirilmesinin ardından alınan savaş kararına bağlıdır.

Muhtemel senaryolar

*Savaş senaryoları

*Savaşsız teslim olma

Bazı stratejistler ve askeri uzmanlar, ABD’nin özellikle öngörülemez kararlarıyla bilinen yönetimi sayesinde şuan İran’ın ortak faktörü olduğu birçok krizin yaşandığı Körfez bölgesinde İran’a karşı geniş çaplı bir savaş başlatmasını bekliyorlar. En kötü senaryo da bu. Eğer böyle bir durum gerçekleşirse şu aşağıda saydıklarımızdan birinin yaşanması kaçınılmaz olur;

1 - Hızlı ve ani saldırı taktiği kullanılan bir savaş:

Hızlı ve ani savaş taktiğinin, İran rejimi ve uzantılarının, kafasını karıştırması, şaşırtması, zayıflatması ve böylece siyasi ve müzakerelere yönlendirmesi bekleniyor. ABD ordusunun bu savaşta belirleyici silahı; "tehdit önleyici müdahale” (pre - emptive strikes) olacak. Tehdit önleyici müdahale, karşı tarafın hava savunma unsurları ve hava üsleri, komuta ve kontrol merkezleri, düşman güçlerinin yurtiçi ve yurtdışında konuşlandığı noktaları hedef alan saldırılardır. Bu saldırılar düşmanın yeniden bir araya gelme ve kontrolü ele alma konusunda kafasının karışmasına neden olarak herhangi bir karşı tepki verme olasılığını baskılar.

2 - Ortalama taktik kullanılan bir savaş

Bir önceki savaş taktiği ile aynı sayılabilecek ve verilerle İran'ın hayati noktalarına ve etki alanlarını hedef alan taktiktir.

3 - Kapsamlı stratejik savaş

Bu savaşı ise İran rejiminin çöküşü, uzantılarının tamamen yok olması ve tamamen yenilgiye uğraması şeklinde özetleyebiliriz.

Genel olarak, savaş tüm boyutları ve seviyeleri merkezi bir operasyon odası ile askeri güçlerin tüm birimleri arasındaki koordinasyon,  kontrol, iletişim, izleme, takip ve eşzamanlı istihbarat analizi yapan alt operasyon odaları aracılığıyla yönetilir. Gelişmeler, siyasi ve askeri yönden rehberlik için Savaş ve Ulusal Güvenlik Konseyi'ne aktarılır.



Ancak öncesinde “amaç - uygulama - zamanlama - genel ve özel tutumlar - durum değerlendirmesi - olasılıklar ve çözümler” gibi konuları içeren kapsamlı veya kısmi savaş planları yapılır.

Bize göre en muhtemel senaryo; askeri uzmanlar ve stratejistlerin değişen ve belirsiz siyasi tutumlarına dayalı öngörüleriyle işaret ettikleri gerçek bir savaşın olmayacağı, ancak bir savaşın eşiğine gelineceği yönünde.  İran rejimini, savaştan kaçınması için taviz vermeye zorlayan siyasi ve ekonomik baskılar devam edecek. Her halükarda en büyük kaybeden; İran rejimi ile siyasi ve askeri uzantıları olacaktır.

Göstergelerin birçoğu, İran’ın gönüllü veya gönülsüz olarak barış veya savaş ile ABD baskılarına boyun eğmek zorunda kalacağına ve İran'ın askeri ve siyasi uzantılarının ülkenin ekonomisindeki durgunluk, bozulma ve enflasyonun yüzde 50’lere ulaşmasının ardından parçalanacağına işaret ediyor. Dünyanın en büyük ikinci petrol rezervine ve dünyanın dördüncü en büyük ham petrol rezervine sahip olmasına rağmen Venezula ve Zimbabve ekonomilerinin gerisinde kalan İran ekonomisi, nüfus oranına kıyasla küresel olarak en zayıf ekonomiler arasında yer alıyor. Bu yüzden İran, uluslararası ilişkileri tekrar inşa ederek ve sıfır noktasından yeniden başlayarak küresel barışı ve güvenliği sağlamak ve güçlendirmek için gelişmiş ve modern bir devlet inşa etmek zorunda kalacak.

Editörün Seçimi

Multimedya