Kriz Tahran’ı değiştirecek

Kriz Tahran’ı değiştirecek

Salı, 21 Mayıs, 2019 - 07:15
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
İran, her gün büyük kayıplar veriyor. Yaptırımlar nedeniyle bir yıl önce kazandığının yarısından fazlasını kaybediyor. Bu tür bir kayıp devam ederse rejim, yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Bunun için biz, tek bir kurşun sıkıldığını görmesek de gerçek bir savaşın ortasındayız. Aynı zamanda mevcut durum, İran halkını savaşa girmeye hazır yaralı bir kaplana dönüştürüyor. Çünkü halkın durumu tehlikede.

Bu da İran’la çatışan tüm tarafları, Tahran’ın ya da bölgedeki militanların yapabileceği bir saldırıya hazırlanmaya sevk ediyor. Nitekim İran, geçen hafta Birleşik Arap Emirlikleri’ne ve Suudi Arabistan’a iki saldırı düzenledi.

Geçmişteki pazarlık, baskı ve uygun anlaşmaları elde etme oyununun aksine bu defa çatışma, propaganda savaşı değil, gerçek bir beka savaşıdır. Günlük kaybı nedeniyle Tahran’ın tepkisi, daha sert olabilir.  Ayrıca unutmamalıyız ki İran rejimi, aralarında seçim yapamayacağı çıkarlara sahiptir. Tüm bu çıkarlar, rejimin bekası, iç faaliyetlerini finanse etmesi ve memurlarının maaşlarını ödemesi için önem arz etmektedir. Yine unutmamalıyız ki Suriye, Lübnan, Yemen ve diğer ülkelerde savaşan militanlarına her yıl milyarlarca dolar ödüyor. Sert yaptırımlar nedeniyle İran, artık esas faturalarını ödeyemiyor. Aynı zamanda ülkenin her tarafında gösteriler devam ediyor. Yaptırımların uygulanmasıyla birlikte zorlu yaşam koşullarını protesto etmek için geçen yıl gösteriler başladı.

İran, boğazları ve petrol tankerlerini tehdit ederek ve petrol pompa tesislerine saldırarak, petrol fiyatlarını yükseltebileceğini ve bundan dolayı da ABD ve dünyaya karşı ekonomik bir kriz çıkartabileceğini düşünüyor. Ayrıca İran, Körfez ülkelerinin kaynaklarını da tehdit ediyor. Bununla Tahran; Washington ile müttefiklerini ambargodan vazgeçirmeyi ya da kendisiyle daha iyi şartlarda müzakere yapmayı ümit ediyor. Bana göre bunlardan hiçbirisi gerçekleşmeyecek ve Tahran’daki liderler, ABD Başkanı’nı arayarak taviz vermek zorunda kalacak. Bugün Tahran’daki liderler, Donald Trump’ın ABD seçimlerine girip, bu seçimlerde zafer kazanma olasılığının yüksek olduğunu ve başarısız olacağını düşünmenin daha fazla zarar verecek bir macera olduğunu biliyor.

Bu baskıların infilak etmesinden endişe duyulduğundan dolayı dev savaş gemileri, denizleri yarıp İran ve militanlarının yakınındaki gerilim bölgesine gidiyor. Çünkü bu olağandışı şartlarda İran’ın ne yapacağını tahmin etmek zor. İran’ın önünde iki seçenek var: İlki, kapsamlı bir savaş çıkartmak. Bu durumda rejim yıkılacak. İkincisi ise parmağını ısırıp gelecekte herhangi bir anlaşmaya ulaşana kadar kayıplara katlanmak.

Neden İran savaş açmıyor? Biz de neden zamanı kısaltıp İran’daki kötü rejimi devirmiyoruz?

Savaşın sonuçları daima tehlikelidir. Hiç kimse, bölgede daha fazla yıkım ve kaos istemiyor. Rejim, davranışını değiştirmeye mecbur edilebilirse bu, daha sıkıntısız bir zafer olacaktır. Eğer davranışını değiştirmeyi reddederse bu durumda rejim, kaybetmeye devam edecek ve sonu çöküş olacak.

Bu da bölge ülkelerini, Suudi Arabistan’ı ve ABD’yi “savaş istemiyoruz” sözünü tekrarlamaya teşvik ediyor. Çünkü bu ülkeler, askeri bir çatışmaya girmeden kesin hedefleri gerçekleştirebilir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya