Theresa May’in istifası ne anlama geliyor?

Theresa May’in istifası ne anlama geliyor?

Pazartesi, 20 Mayıs, 2019 - 14:00
Brexit planını destekleyen oyları elde etmeye yönelik 4’üncü girişimiyle birlikte Theresa May, planının reddedilmesi halinde istifa edeceğini dile getirdi. Fakat May’in planının parlamentoda 4’üncü kez reddedileceğine inanan Muhafazakâr Parti, Brexit takviminden önce May’in başbakanlıktan ayrılması için bir takvim belirlenmesini istiyor.

Parti listeleri, başbakanın önümüzdeki Aralık ayında ayrılmasına izin vermesine rağmen May’in gelecek ay içerisinde görevden ayrılmasına yönelik Muhafazakâr Parti içerisinde güçlü bir istek bulunuyor.

Theresa May’in ardından Muhafazakâr Parti’nin yeni başkanı kim olacak?

Londra’nın eski Belediye Başkanı ve önceki Dışişleri Bakanı Boris Johnson hakkında birçok söylenti mevcut. Johnson, May’in hilafeti için aday olacağını açıkladı. Fakat tek aday, Johnson olmayacak. Daha şanslı bir aday daha var. Çevre Bakanı Michael Gove. Gove, milyarder Rupert Murdoch tarafından maddi olarak destekleniyor. Murdoch, büyük para karşılığında Gove’un ve eşinin kendi gazetelerinde yazmasını istedi.

Murdoch, sahip olduğu Londra merkezli ‘The Times’ gazetesinde, Trump için bir röportaj ayarladı. Bu röportajı Michael Gove gerçekleştirdi. Raporlara göre Trump ve Gove arasındaki röportaj sırasında Rupert Murdoch da salonda mevcuttu. Yine Murdoch, Gove’un hükümet üyesi olarak yeniden belirlenmesini Theresa May’den talep etti ve aksi takdirde sahip olduğu medya organlarında May’in kendisinin kötü bir medyayla karşı karşıya kalacağını dile getirdi.

Kaynaklara göre May, bu talebi kabul etti. Fakat hükümet sözcüsü, May’in Murdoch’un baskılarına karşılık verdiği konusunda yorum yapmayı reddetti. Burada önemli olan nokta, Michael Gove’un maddi olarak desteklenen bir aday olduğudur.

Michael Gove’un May’in makamında daima gözü vardı. Gove, 2016 yılında kendisini May’e karşı aday gösterdi. Gove, Brexit grubundan seçkin bir politikacıdır ve çok iyi bir konuşmacıdır. Kelime oyunu yapma konusunda büyük bir beceriye sahip olan Gove, siyasi münazaralarda zeki ve yetenekli birisidir. Belki de bunun nedeni, Oxford Üniversitesi’nde eğitim görürken sözcülük yapmasından ileri gelmektedir. Fakat bu yetenekler tek başına yeterli değil. Murdoch’un maddi desteği olmadan Gove, diğerleri gibi seçkin bir politikacı olarak kalacaktır.

Theresa May’in hilafetine yönelik yarışta diğer politikacıların da yer almasına rağmen asıl rekabet, Boris Johnson ve Michael Gove arasında meydana gelecektir. Fakat İngiltere’nin politikasını incelediğimizde parti krizlerinde yarışı daima siyah atın kazanmasının beklenmediğini görürüz.

May’in hilafeti için rekabet edecek 8 aday daha var. Bu adaylar arasında Brexit Bakanı Dominic Raab da bulunuyor. Birçokları Raab’ın Boris’tan sonra rekabette ikinci aday olduğunu söylüyor. Yine adaylar arasında Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Sajid Javid ve May’in geleneksel rakibi Andrea Leadsom da bulunuyor. Buna rağmen tüm bu adayların şansı, Boris ve Gove’dan daha azdır.

May’in yerine geçecek lider kim olursa olsun, bazılarının tahmin ettiği gibi bu lider, Arapların dostu olmayacak. Örneğin; Gove, lider olduğu zaman onun mutlak bir şekilde Netanyahu’yu desteklediğini göreceğiz. Donald Trump tarzı politikalarına şahit olacağız. Gove’un bir sonraki kişi olduğunu düşünüyorum.

Buna rağmen gelecek seçimlerde muhafazakârların başarı şansı olmayacak. Başbakanlık, İşçi Partisi’nden ve sol görüşlü lideri Jeremy Corbyn’den oluşacak. Burada Araplar özellikle de Körfez ülkeleri çok hazırlıklı olmalıdır. İdeolojik bir karaktere sahip Corbyn, İngiltere ekonomisinin temeli olarak askeri sanayiye pek önem vermiyor. Kendini tasvir etmek istediği şekliyle Corbyn, prensip adamıdır. Bu noktadan hareketle gelecek sürecin Arap-İngiltere ilişkilerinde zorlu bir süreç olacağını düşünüyorum.

Corbyn’in gelişiyle birlikte İsrail-İngiltere ilişkileri de daha zorlu hale gelecektir. Bu ilişkilerin Arap karşıtı olması gerekmiyor. Zaten bu ilişkiler otomatik olarak İsrail yanlısı oluyor. Corbyn, ikisinden de nefret ediyor.

Bu satırları okuyan kimse, mevcut siyasi çalkantı ve Brexit’le birlikte İngiltere’nin uçurumun kenarında olduğunu zanneder. Fakat bu doğru değil. Bu krizi 1970’lerdeki parti krizleriyle -ki daha sonra bu krizlerden Margaret Thatcher ortaya çıktı- kıyaslayanlar, İngiltere’deki partilerin kurum olarak bizi şaşırtabilecek alternatif liderler çıkartabileceğini anlar.

Margaret Thatcher’in hayaleti halen mevcut, ancak bu yazıda ele aldığım liste içerisinde değil.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya