İran’ın uluslararası çekişmelere oynaması faydalı olmayacak

İran’ın uluslararası çekişmelere oynaması faydalı olmayacak

Pazar, 19 Mayıs, 2019 - 08:30
İran, müzakere şartlarını iyileştirmek için şov ve kahramanlık söylemlerini artırıyor. Tahran, şiddetli bir tepkiye yol açmaması kaydıyla sadece gerekli mesajı gönderecek şekilde basit zararlar vermek için bölgedeki vekillerini harekete geçiriyor. Nitekim İran, Suudi Arabistan’da petrol transfer hattına ve el-Füceyra Limanı’na sabotaj düzenledi. Beşeri kayıplar vermeden bu zararları düzeltmek mümkün. Ancak bu saldırı, mesaj göndermek amacıyla planlı ve kasıtlı olarak yapıldı. Aynı zamanda Tahran, gizli arka bahçelerde müzakere kapısını açarken Avrupa ve Körfez’den bu görev için bağış yapanlar var.

Diğer yandan ABD, Washington’a askeri tersanesini kullanma hakkı ve meşruiyeti verecek pervasız bir eylemde bulunmadan önce İran’ı bin kere daha düşünmeye sevk edecek şekilde günden güne askeri güçlerinin sayısını, tehdit söylemlerini ve yaptırımların şiddetini artırıyor. Fakat aynı zamanda Washington, “Telefon numaralarımız mevcut. Şartlarımızı kabul ediyorsanız bizi arayın” diyerek, kesinlikle diplomatik olmayan Trumpvari şekilde müzakere kapısını aralıyor.  

Bu gösteriler ve iki tarafın izlediği uçurumun kenarında durma politikası, çatışmayı gerektirecek bir kıvılcımın çıkmasına yol açabilir. Bu mümkün. Çatışma çıksa da bu çatışma, durumları taraflar arasında yeniden müzakere masasına sevk edecek şekilde sınırlı olacaktır. Zaten asıl hedef, İran’ın ABD şartlarına göre müzakere yapmasıdır.

İran’ın seçenekleri nedir? İran, mevcut ekonomik durumlarından dolayı farklı cepheler açmaya cesaret edemeyecektir. Putin’in “itfaiye eri” olmadığını söylemesinin ve bu çatışmaya müdahale kapısını kapatmasının ardından uluslararası toplum, İran’ı kendi kaderiyle yüzleşmeye terk etti. Ancak İran’ın Suriye’deki nüfuz bölgelerinden çıkması, Rusya’nın lehinedir. Son zamanlarda İran, rahatsızlık vermeye ve Suriye’de Rus nüfuzunu bile tehdit etmeye başladı. Diğer bir ifadeyle İran, yalnız kaldı ve uluslararası çekişmelere oynamak, fayda getirmeyecektir. Çin, gerekirse Güvenlik Konseyi’nde veto hakkını kullanmaktan öteye gitmeyecektir. Öyleyse tüm senaryolar, müzakere masasına götürüyor. Ancak ne zaman? Artan ekonomik yaptırımlar karşısında İran, ne kadar daha dayanabilir?

İran teröründen zarar görmüş devletlerle ilgili daha önemli bir soru mevcut. Müzakere masasına gittikleri zaman bizim sandalyemiz nerede olacak? Baskı kozlarımız nedir? Ne gibi garantiler bulunuyor?

İran, müzakere süreciyle ilgili uzun bir nefese sahip olup, bu konuda uygulama yaptı. Tahran, ateşkesi ve çatışmasızlığı istismar ederek, müzakere sırasında sahaya hükmederken ve istediğine el koyarken, müzakereyi kabul etmeyi ve müzakere sürecini uzatmayı öğrendi. Şu an İran; Yemen, Suriye, Lübnan ve Irak’ta çeşitli nüfuz bölgelerini kontrol ediyor. Askeri ve politik nüfuz, müzakere kapsamına alınacak mı? Yoksa müzakere masası, nükleer anlaşmayla ilgili 12 maddeyle sınırlı mı kalacak? İran’ın balistik füze programı, müzakere masasında yer alacak mı? Sahada kontrol ettiği bölgeler gündeme getirilecek mi? İran, hangi bölgeleri korumak için kendini tehlikeye atacak? Arap ülkelerinde terör militanlarını silahlandırmak, en önemli kozuyken İran, silahlarını alıp çıkarları uğruna kendisine mal olan büyük maliyetin ardından ülkesine geri dönecek mi?

İran’ı çekilmeye, ülkesine dönmeye ve terör militanlarını desteklemekten vazgeçmeye mecbur bırakacak ne tür kozlara sahibiz? Bu, bizim amacımız ve istediğimiz en önemli şey mi? Bu militanlar, silahlanma döneminde küresel bakımdan desteklendi. Uluslararası çatışmalar, militanların silahlanmasında rol oynadı. Öyle ki bu militanlar, balistik füzelere ve dronlara sahip olarak, uluslararası güvenliği tehdit etti. ABD, müzakere sırasında İran’ın bazı şartlarını kabul edip taviz verirse ne olacak? ABD’ye şartlarımızı kabul ettirmek ve hatta ABD’yi şartlarımızdan taviz vermemeye teşvik etmek için ne tür kozlara sahibiz? Zira ortak çıkarlarımız, en önemli kozlarımızdan birisidir. 

Militanların terör eyleminde bulunmasını engellemek için söz konusu güçlerin konuşlanmaya devam etmesiyle birlikte İran’a ekonomik yaptırımlarla baskı yapmayı sürdürmek, meyvesini verene kadar tam bir yıl süreyle ölçülü hareket etmeyi gerektiriyor. Zira İran, savaş istemiyor ve savaş için de çabalamayacak. Bu, bölgemizdeki tüm silahlı militanlara karşı hareket etmek ve Rusya ile Avrupa’nın destekleyici tutumunun ardından militanlarla çatışma konusunda herhangi bir uluslararası baskıyı kabul etmemek için uygun bir fırsattır.

Şu an önemli olan, kendi kozlarımıza sahip olmamızdır. 40 yıldır mevcut olmayan ve belki de bir daha tekrar etmeyecek bir fırsatla karşı karşıyayız. 

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya