Demokrasi meselesi ‘Sarı Yelekliler’ değildir

Demokrasi meselesi ‘Sarı Yelekliler’ değildir

Çarşamba, 15 Mayıs, 2019 - 12:30
İngiltere’de sol görüşlü gruplar, kemer sıkmaya ve sarı yeleklilerin taklit edilmesine karşı çıkıyor. Yine İngiltere’de sağ görüşlü gruplar, yabancılardan nefret ediyor ve kendilerini sarı yeleklilere yakın hissediyor.

Irak, Tayvan ve İsrail’de gençler, bu yelekleri giyip geleneksel olarak sol merkezli ekonomik talepleri dile getirdi. Fakat Almanya’da bazı aşırı sağ görüşlü liderler, göçmen karşıtı sloganlar atarak, sarı yeleklilere olan tutkularını deklare etti.

Kanada ve Avustralya’da da benzer şeyler oldu. Uzun bir tereddüdün ardından CGT içerisindeki Fransız komünistler ve sendikacılar, sarı yeleklilerin protestolarına katıldı. Öte yandan ‘Russia 24’ kanalı, Fransız göstericilerin Rus halk şarkısı ‘Kalinka’yı söylediklerini iddia etti.

Donald Trump ise Twitter’dan yaptığı bir açıklamada, Paris’teki protestocuların “Trump’ı istiyoruz” diye tezahürat yaptıklarını iddia etti.

Buradan hangi çıkarımda bulunabiliriz?

Bu ve diğer durumlar, sarı yeleklilerin sadece sağ ve sol dışında yer aldığını söylemiyor. Aynı zamanda onların siyaset dışında da kaldığını dile getiriyor. Bu özellikten dolayı onlar, partiye dönüşüp bir lider seçmeyi reddettiler. Ayrıca gazete ve TV gibi klasik medyadan nefret ederek, sosyal medyayı tercih ettiler.

Hiç şüphesiz sarı yelekliler hareketinin dile getirdiği ekonomik kaygı, yakıt fiyatlarına indirim talebinin ötesinde yer almaktadır. Fransa’nın resesyonun 35’inci yılına girdiğini ve Fransa’da 2,5 milyon işsizin bulunduğunu söylemek yeterlidir.

Emanuel Macron’un ekonomi politikaları, durumları daha da kötüleştirdi. Macron, 2017 yılında halkın sadece yüzde 0,9’unu kapsayan varlık vergisini iptal etti. Zengin şirketlere ve kişilere vergi indirimine gitti. Asgari ücrete zam yapmayı reddetti ve emeklilik aidatlarını askıya aldı. Fransa’nın önceki Cumhurbaşkanı François Hollande ise Macron’u “Zenginlerin Cumhurbaşkanı” olarak adlandırdı.

Fakat Brexit topluluğu gibi sarı yelekliler de ekonomik çözümü siyasetsizlikte arıyor. Kamuoyunu değerlendirmek için ELAB Enstitüsü’nün yaptığı bir araştırmaya göre sarı yeleklilerin üçte birinden fazlası, 2017 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Marine Le Pen’e ve dörtte birinden fazlası da Jean-Luc Melenchon’a oy verdi.

Çok azı ise Macron’a oy verdi. Aslında birçoğu da oy kullanmadı. Öyleyse sarı yelekliler, boykot yaparak ya da aşırı sağı ve aşırı solu seçerek temsili demokrasiyi reddeden çevreye daha yakın duruyor.

Bu kitlenin bilincinde ve davranışında, demokratik siyaset krizi ile bu siyasete güven sorunu bulunuyor. Uzun süre halk ve hükümet arasında arabuluculuk yapan politik kurumlar ve partiler, güçlü bir şekilde çöküyor. Son 30 yılda Fransa’da ve diğer demokrasilerde oy kullanmaya ve partilere yönelik uyumlu bir çekimserlik meydana geldiği gözlemlendi.

Sarı yeleklilerin marjinal sosyal yapısı, politik marjinalliği tamamlıyor: Kasaba ve köy sakinleri, eski çalışan sınıf, orta sınıfın alt kesimleri, dükkan sahipleri, zanaatkarlar, emekliler ve taksi şoförleri (Ki yakıt fiyatları taksi şoförleri için ölüm-kalım meselesidir).

Fransa gibi çoğulcu bir ülkede siyahilerin ve Müslümanların, sarı yelekliler hareketine katılım oranının zayıf olması dikkat çekiciydi. Antisemitist olaylar, tek rengin ezici üstünlüğü karşısında endişeyi katbekat artırıyor.

Fakat haklı ekonomik taleplerin yanı sıra bu ezilmiş çevre, temsili demokrasinin tabanını genişletmek ve bu tabana katkı yapmak için önerilerde bulundu mu? Hayır. Önerilen şey, vatandaş girişimi referandumlarıdır. Yani belirli kanunları önerme ya da engelleme, politikacıların yetkisini iptal etme ve yetkilileri görevden alma konusunda referandum aracılığıyla görüş belirtmeye olanak tanıyan anayasa değişiklikleridir. Doğrudan girişim, her zaman dilekçe yazıp hükümete göndermeye teşvik ediyor.

Diğer bir ifadeyle temsili demokrasi, terk edilip doğrudan demokrasiye dönüş talep ediliyor. M.Ö. 5’inci yüzyılda Perikles döneminde Antik Atina demokrasisi, doğrudan demokrasi modeli sayılmaktadır.

Vatandaşlar, her kanunu ve genel politikayla ilgili her şeyi halk meydanlarında (Agora) oyluyordu. Modern çağda kentlerin ve ülkelerin nüfusunun artmasıyla birlikte meydanlarda bu tarz bir toplanma imkânsız hale geldi.

Sarı yelekliler, gerekçesini desteklemek için modern anlamda doğrudan demokrasiye sahip İsviçre’yi hatırlattı. Fakat bugün İsviçre’de vatandaşlar, sadece kanunların yüzde 5’ini oyluyor. Bu durumda önerilen çözüm, küçük kasabalara ve dar ufuklara benziyor.

Bu öneri, popüler ve geçmişe ait romantik bir çözümdür. Ayrıca bu öneri, Brexit’te olduğu gibi daha büyük soruna kapı aralayan bir çözümdür.

Sarı yeleklilerin popülaritesi geriledi ve daha da gerileyebilir. Fakat demokrasi krizi, uzun süre bizimle birlikte yaşayacak. İlgili ülke Fransa olunca kriz, daha da tehlikeli hale geliyor. Çünkü Fransa ve Almanya, liberal demokrasinin son kaleleridir.

Yöneticinin egoist politik tutumundan ya da yönetilenin geçmişe ait kültürel tavrından dolayı tuz kokarsa, tuza tuz tadını verecek herhangi bir unsur olmayacaktır.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya