Beşir’in devrilmesi Türkiye'nin Sudan’daki konumunu etkileyecek mi?

Beşir’in devrilmesi Türkiye'nin Sudan’daki konumunu etkileyecek mi?

Perşembe, 9 Mayıs, 2019 - 07:00
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist
Bu kötü bir şans mı yoksa başkan, hesaplarının yanlış çıktığını defalarca deneyimlemiş olmasına rağmen inat edip görüşünde ısrar etmeyi mi seviyor?

Recep Tayyip Erdoğan haksızlığa ve İstanbul’u kaybetmeye dayanamadı ve 23 Haziran’da seçimlerin tekrarlanmasını emretti. Bunun üzerine Türk Lirası gerileyerek dolar 6.10’a çıktı.

Daha önce de Mısır, Libya ve Suriye’yi kaybetmişti. S-400 hava savunma sistemini satın alıp kurmak için Ruslarla yakınlaşırsa ABD’yi sarsacağını zannetmişti. Rusya ise şimdi bu yangına körükle giderek ABD’nin F-35 uçaklarının yerini doldurması için muadili olan SU-57 tipi savaş uçağını Türkiye ile birikte üretmek için hazır olduğunu açıkladı.

Bilindiği gibi Rusya’nın bu projedeki tek yabancı ortağı olan Hindistan projeden vazgeçmişti. Ardından Rusya SU-57 projesinde muhtemel bir ortak olarak Çin ile anlaşmaya çalıştı. Ama Çin, bu tür savaş uçakları için iki farklı tasarımı olduğundan bu proje ile ilgilenmedi. Erdoğan ise F-35 savaş uçağı programının Türkiye nedeniyle duracağını söylemişti!

Bu adım Türkiye’nin NATO ittifakından uzaklaşmasını ya da belki de ayrılmasını güçlendirebilir. Yine Türkiye’yi ABD ordusundan, nükleer silahlarının bulunduğu İncirlik hava üssünden çıkması talebinde bulunmaya itebilir. Nitekim yakın bir zamanda Türkiye’nin İncirlik’te konuşlanmış bulunan ABD güçlerinin hareketlerini gözetlediğine yönelik bir rapor yayınlandı.

Erdoğan “çevreleme” planlarında genişleyerek Sudan’a kadar ulaşmıştı. İktidar partisi AKP’nin 26 Nisan’da düzenlediği kampta; Sudan’ı Afrika’nın kalbi olarak nitelemiş ve müdahaleden duyduğu üzüntüyü dile getirmesine rağmen Sudan’daki “kardeşlerini” desteklemeyi sürdüreceğini de belirtmişti.

Tükiye ve Sudan arasında devrik lider Ömer El-Beşir liderliğinde istihbarat ve askeri alanda var olan işbirliği; Erdoğan’ın Afrika’nın kuzeydoğusundaki en önemli ve yakın destekçisi El-Beşir’i kaybetmesi ile her türlü süprize açık bir hale geldi. Erdoğan, İstanbulluların isteklerini görmezden geldiği gibi Sudan halkının da isteğini görmezden gelip Suudi Arabistan, Mısır ve ABD’yi ülkeyi 30 yıldan fazla bir süre yöneten rejimin devrilmesinin arkasında olmakla suçlamaya başladı.

Erdoğan ile Müslüman Kardeşleri ve dışarıdaki İslamcı grupları destekleyen aşırılık yanlısı İslamcı müttefikleri; bölgesel rakipleri ve özellikle de Körfez ülkelerine karşı bir ittifak oluşturma umuduyla El-Beşir hükümeti ile onlarca ikili anlaşmalar imzalamışlardı. Nitekim 10 Mayıs 2011’de tamamlanan askeri ve istihbarat alanında işbirliği çerçeve anlaşması, iki ülke arasındaki güçlü işbirliği için kapsamlı bir yol haritası belirliyordu.

Bu anlaşmanın 4. Maddesine göre iki ülke; askeri eğitim, askeri istihbarat, lojistik ve lojistik sistemlerde, iletişim, muhabere, elektronik ve bilgi sistemleri, askeri, bilimsel ve teknolojik araştırmalar, savunma sanayi, orduların ekipman ve donanımı konusuna işbirliği yapmayı taahüt etmektedir. Bu anlaşma aynı zamanda sözkonusu maddede belirtilmeyen ve iki tarafın üzerinde anlaşacağı (gizli işbirliği planlarının önünü açacak olan) diğer alanlarda da işbirliğinin önünü açmaktadır.

Bu anlaşmanın TBMM tarafından onaylanması ile Erdoğan’a istediğini yapması için açık bir çek verildi. Ama El-Beşir’in gitmesi ile Sudan’ın yeni yöneticileri nezdinde bu çekin bir karşılığı olmayabilir.

Anlaşmanın 5. Maddesi ise; bilgi ve eğitim malzemeleri mübadelesine, hibe veya bedeli karşılığı lojistik destek ve envanterinden mühimmat, malzeme ve hizmet mübadelesine izin vermektedir. Türkiye ve El-Beşir Sudan’ı müşterek faaliyetlere ait yıllık uygulama planı hazırlamak konusunda da anlaşmışlardı. Bu yıllık plan; icra edilecek faaliyetlerin adını ve kapsamını, gerçekleşme biçimini, zamanını ve yerini, icra edecek kurumları, mali hususları ve diğer ayrıntıları içerecekti.

Türkiye ve El-Beşir Sudan’ı ayrıca bilgileri sağlayan tarafın önceden yazılı onayı olmadan gizlilik dereceli bilgi ve malzemeleri ifşa etmeme ve anlaşmanın yürürlükten kalkmasından sonra bile gizlilik dereceli bilgilerin korunmasına ilişkin sorumluluklarının devam ettiği konusunda da anlaşmışlardı.Yine iki taraf; anlaşmanın uygulanmasından doğabilecek uyuşmazlıkları uluslararası mahkemeye ya da üçüncü tarafa intikal ettirmeme, herhangi bir uyuşmazlıkta bunu anlaşmalı bir şekilde çözüme kavuşturma konusunda anlaşmışlardı.

Bu anlaşma; yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl boyunca geçerli olacaktı. İki taraftan biri yürürlük süresinin bitiminden önce yazılı olarak sona erdirme talebinde bulunmadığı takdirde yürürlük süresi her seferinde otomatik olarak 1 yıl uzatılacaktı. Anlaşma Türkiye’nin Resmi Gazetesi’nde 15 Mart 2013 yılında yayınlandı. Bu da 5 yıl boyunca geçerli olan anlaşmanın süresinin geçen yıl sona erdiği ve otomatik olarak 1 yıl uzatıldığı anlamına gelmektedir. Yani yürürlülük süresinin bitiminden 90 gün öncesinden yazılı olarak sona erdirme talebinde bulunulmadığı için anlaşmanın süresi uzatılmıştır. Dolayısıyla anlaşmanın yürürlükte kalıp kalmayacağını yeni hükümetin tutumu belirleyecektir. Yeni Sudan hükümeti,17. Madde gereğince belki de anlaşmayı önceden feshetmesinin önünü açabilecek anlaşmazlıkları çözmek için müzakareleri başlatma seçeneğine başvurabilir.

Anlaşmayı Türkiye adına Genelkurmay Genel Plan ve Prensipler Başkanı Korgeneral Muhammed Emin Alpman imzalarken Sudan adına ise Savunma Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Genel Müdürü Korgneral Magzoub Rahama El-Badawe imzalamıştı.

Sudan’daki geçici yönetim; Sudan’ın imzalamış olduğu bütün anlaşma ve sözleşmelere uyacağını deklare etmiş olsa da Erdoğan Türkiye’si ile var olan sözleşmeyle ilgili nasıl bir tutum takınacağı hala belirsiz. Bunun cevabı hükümetin; Erdoğan’ın Sudan’ı ziyaret eden ilk Türkiye cumhurbaşkanı olarak 2017 yılının aralık ayında düzenlediği ve El-Beşir tarafından sıcak bir şekilde karşılandığı Hartum gezisi sırasında imzalanan 12 işbirliği anlaşmasının imzalanmasını denetleyen üst düzey stratejik işbirliği konseyi ile devam edip etmeyeceğinde gizlidir.

Erdoğan’ın ziyareti sırasında El-Beşir’in Türkiye’nin kullanımına verdiği Sevakin adası ise meselenin en önemli parçası olup, geçici hükümetin Türkiye ile ilişklerini nasıl sürdürmek istediğinin de göstergesi olacaktır. Sevakin Adası; Port Sudan şehrinden 54 km uzaklıkta Sudan’ın kuzey doğusunda, Kızıldeniz’in batı kıyısında deniz seviyesinden 66 metre yükseklikte bulunmaktadır. El-Beşir Sevakin’i yeniden imar etmesi ve belirsiz bir süreye kadar yönetmesi için Erdoğan’a vermişti. Bu da iki tarafın yayınlamamaya karar verdikleri gizli anlaşmanın bir parçasıydı. Ama Türkiye’de Erdoğan’a yakın isimler, Sevakin adasında bir Türk askeri üssü inşa etme projesini pazarlamaya başladı. Bu da Türkiye’nin niyetlerine karşı Mısır ve Körfez ülkelerinde öfkeye yol açtı.

El-Beşir’in devrilmesinin ardından şimdi, Erdoğan’ın Sudan ve özellikle de her zaman Sudan’lı kalacak olan Sevakin adasındaki umutlarının ve emellerinin paramparça olacağını söylemek mümkün müdür?

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya