Ramazan ve Arap Baharı

Ramazan ve Arap Baharı

Pazartesi, 6 Mayıs, 2019 - 08:30
Ramazan ayının Arap Baharı ile ne ilgisi var? Bu olgunun ramazan ile hiçbir ilişkisi yok gibi görünebilir ama ilk katmanı araladığımızda, kendimize ve başkalarına karşı dürüst olmamızın bu kutsal ayın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlarız.

Dürüstlükten kastım ise dürüst ve açık bir şekilde lider ve yöneticilerimize; 2011 Baharı’nı üreten aynı sosyal faktörler ve koşullar var oldukça daha iyi bir gelecek vaad eden medyatik gerekçelerin, kendisini felaketlerin takip ettiği arzu ve istekleri okşamanın ötesine geçmediğini, 2011’de yaşanan çöküşe götüren faktörlerle hala dürüstçe yüzleşmediğimizi söylememiz gerektiğidir.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, birçok kez 1979’dan ve İran Devrimi’nden bahsederek, bölgemizde yaşanan felaketin nedeni olduğunu dile getirdi. Bu gerçekten de doğru bir tespit ama bu felaket;  başımızı toprağa gömmemiz, 2011 bu yana hala herkes tarafından açıkça görülen şikayetler ile yüzleşmek yerine üzerini örterek para ile çözmeye çalışmamız nedeniyle daha çok büyümüştür.

2011 yılından önce BM,  birçok kez Arap dünyası ile ilgili kalkınma raporu yayınlamıştı. Her yayınladığı raporda da; eğitim, ifade özgürlüğü, kamu politikaları, meşruiyet, insan kaynakları ve gelişimi konularındaki sorunlara ve açıklara, zengin ve yoksullar arasındaki öldürücü uçuruma işaret ediyordu.

Yemen’den Mısır, Libya, Tunus ve Suriye ‘ye, son olarak da Cezayir ve Sudan’a bütün Arap Baharı ülkeleri; ülke içerisinde birinci kurum haline gelen ve hala da bu konumunu muhafaza eden yolsuzluk nedeniyle, kaynaklar yönünden zengin ama bu kaynakları yönetmede yoksul ülkelerdir.

2011 yılında yaşanan devrimlere yol açan nedenlerle yüzleşmek yerine okul çağındaki çocukları bile ikna edip inandırmakta başarısız olan propagandayı kullanmak,  gelecek uzun yıllar boyunca ateşten bir boş halkanın içinde dönüp durmamıza neden olacaktır. Yöneticiler ve idareciler, yolsuzluğun kelimenin tam anlamıyla içerden kemirdiği toplum ve devletlerin gerçek sorunları ile yüzleşmek yerine, durumdan bihaber kimseler ekranları hiçbir anlamı olmayan ve önceden hazırlanmış ifadelerle işgal etmeyi sürdüreceklerdir.

Bizler ona yol açan nedenlerle yüzleşmediğimiz sürece 2011 felaketi bize uzun süre eşlik edecektir.

Arap Baharı’nın ramazan ayı ile ilişkisine dönecek olursak şunu belirtmek isterim ki; Arapların bir ay boyunca imtina etmeleri gereken şey yemek ve içmek değildir. Bilakis Arapların -yöneticiler ve yönetilenler olmak üzere- tamamı ülkelerin ve halkların durumunun düzelebilmesi için en az 10 yıl boyunca yolsuzluktan imtina etmeye niyet etmelidir.

Yolsuzluk; Arapların birinci sorunu ve bağışlanmaları için ne oruç tutmanın ne de yoksulları yedirmenin yeterli olacağı bir suçtur. Yaşadığımız bu dönemin en büyük suçu,  2011 yılında ülkelerin çökmesine neden olan  ve hala da bizimle yaşamaya devam eden birinci kusurdur.

Yolsuzluğu ne ekranların parlaklığı ne de erkek kadın spikerlerin kıyafetleri ya da saç modelleri çözebilir. Bilakis yalan her şeye hakim olduğunda bunlar da yolsuzluğun  belirtilerindendir.

Her şeyden önce yolsuzluktan imtina etmeliyiz.

Sudan ve Cezayir’de yaşananlar bizlere, yolsuzluk var oldukça Arap Baharı’nın da var olacağına ve bizi terk etmeyeceğine dair bir hatırlatmadan ibarettir. Nedenleri devam ettikçe devrimler de küller altında usul usul yanmayı sürdürecek, hafif bir esinti tekrar alev almaları için yeterli olacaktır. Küllerin üzerine para dökmek altındaki ateşi söndürmeyecektir.  Bilakis 2011 yılında şahit olduğumuzdan daha fazla alevlenme olasılığını arttıracaktır.

Devlet gemisinde dümeni yönetenlere karşı dürüst olup bu doğruluk ayında onlara; durumun hiç de iyi olmadığını, ekranların, dizilerin ve televizyon programlarının toplumların öfkesini arttırmaktan başka bir işe yaramadığını anlatmanın zamanı gelmiştir. Yalan ve yolsuzluk devrimlerin yakıtıdır. Bir kereliğine de olsa bu dürüstlük ve doğruluk ayında bizi yönetenlerle açıkça yüzleşelim ve onlara dürüstçe şunu söyleyelim: Aptalların tekrarlayıp durduğu propagandayla değil, âlimler tarafından üretilen politikalar sayesinde koşullar değişmedikçe Arap Baharı gelmektedir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya