Esed ve Netanyahu arasındaki “esir” diplomasisi

Esed ve Netanyahu arasındaki “esir” diplomasisi

Salı, 30 Nisan, 2019 - 13:45
Nedim Kuteyş
Lübnanlı gazeteci
 
Rusya gözetiminde İsrail ve Suriye arasında görünenden daha büyük gelişmeler meydana geliyor. İsrail, Nisan ayının başında Suriye’de Filistin Yermuk Kampı’na defnedilmiş bir askerinin kemiklerini teslim aldığını açıkladı. Söz konusu İsrailli asker, 1982 yılında İsrail işgali sırasında Lübnan’da Sultan Yakup savaşında öldürülen askerler arasında yer alıyor. İsrail, bundan yaklaşık iki hafta sonra iki Suriyeliyi serbest bırakacağını duyurdu. Serbest bırakılacak olanlardan birisi Fetih Hareketi’nden Filistin uyruklu diğeri ise uyuşturucu kaçakçılığı yapan Suriyeli bir şahıstı.

Tabi iki sahne arasında büyük bir fark var. Zira İsrailli askerin cesedine ait kalıntılar, İsrail’e teslim edilmeden önce Moskova’da büyük bir takdir kazandı. Öte yandan Filistinli ve Suriyeli iki mahkûm, Suriye’ye dönmekten vazgeçmeye çalıştı.

Bu gerçeğe ve acı paradokslara rağmen söz konusu gelişmeler, doğrudan Rus gözetiminde İsrail ve Suriye arasında bir tür güven inşa etme işlemidir. Diğer yandan taraflardan hiçbiri, devam eden görüşmelerin kapsamını ve nihai hedeflerin ne olduğunu açıklamadı.

Bu gelişmeler, İran’ın ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle kötüleşen kriziyle uğraştığı bir zamanda yaşanıyor. Zira Trump, İran’ı ekonomik bakımdan kuşatmak için bir adım daha öteye gitti. Trum yönetimi,  yaptırımlara rağmen İran petrolünü ithal etmesi için Tayvan dâhil 8 ülkeye verdiği muafiyetleri iptal edeceğini duyurdu.

Bunun için İran kendisiyle meşgul. İran’ın Tahran’ı savunmaya yönelik çabası, kâğıttan imparatorluk merkezlerini savunması için çok fazla manevra yapmasına müsaade etmiyor.

İran’ı Suriye’den çıkartmak, Suriye’de temel oyuncular arasındaki ortak paydayı temsil ediyor. İsrail, bunu açık bir şekilde dile getiriyor ve Moskova’yla anlaşarak Suriye genelinde İran’ın olası hedeflerine saldırı politikası yürütüyor.

Rusya’nın dolaylı tutumu da aynıdır. Moskova, tüm yabancı güçlerin Suriye’den çekilmesi gerektiğini söyleyerek bu tutumunu gizliyor. Moskova, herhangi bir müttefikinin ve özellikle de İran’ın değil de kendisinin Suriye’de zafer kazandığını belirtiyor. Rus yetkililer, Hamaney rejimine bu gerçekleri hatırlamaktan vazgeçmiyor. Bu kapsamda Rus Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, Moskova 8’inci Uluslararası Güvenlik Konferansı’nda “Rusya, 2015 yılında Şam’a askeri destekte bulunarak, teröristlerin saldırıları karşısında Suriye devletini yıkılmaktan kurtardı” dedi.

Ancak Moskova, İran’ın Lazkiye limanını ele geçirmesi halinde İsrail’in meşru hedefi haline geleceğini ve aynı zamanda Avrupa ve ABD deniz devriyeleri tarafından kuşatılacağını Şam ve Tahran’daki ilgili taraflara fiili olarak bildirdi.

İşin ironik tarafı ise Mısır’ın Tahran’a karşı Süveyş Kanalı’nı kapatmasının ardından İran petrol gemileri, Suriye’ye ulaşamazken İran medyası, Lazkiye limanıyla ilgili meseleyi abartıyor.

Büyük Arap başkentleri gibi ABD de Beşşar Esed’in akıbetine bakılmaksızın Suriye’de öncelikli olarak İran varlığının çözüme kavuşturulması gerektiğini düşünüyor. Bu durum, Moskova’nın hareket kabiliyetini rahatlatacak ve siyasi manevra alanını genişletecektir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin,  Washington olmadan Suriye’de herhangi bir siyasi çözümün mümkün olmayacağını biliyor. Putin, İran’ın Suriye’den çıkışını garantilemeyen siyasi bir çözümü Washington’un onaylamayacağının farkında. Bunun dışında Moskova, uluslararası arenaya Rus başarısı olarak herhangi bir istikrar düşüncesi sunmadan sürekli değişen karmaşık çatışma sahasını yöneterek kendisini yıpratacaktır.

Tüm bu çelişkili hesaplar, rol oynaması için bitkin haldeki Beşşar Esed’e bir fırsat tanıyor. Esed, devlet başkanı olarak Moskova’nın kendisine ihtiyaç duyduğunu biliyor. Fakat Esed, mükerrer bir şekilde İran’a sığınarak Rus baskılarına direniyor. Aynı şekilde Esed, kendisine yönelik baskı arttıkça İran’a karşı da tersini yapıyor. Esed, göçmenlerin geri dönüşü konusunda Rus girişiminden halen kaçıyor. Yine Esed, genel af yasası çıkartmak gibi Rus girişiminin hayata geçirilmesi noktasında gerekli tüm işlemleri hala geciktiriyor. Esed, Astana grubundaki İran aracılığıyla rejimin dengelerinde derin bir operasyon gerçekleştirecek ve siyasi karar yapımına yeni bir mekanizma getirecek anayasal sürece geçişe karşı çıkıyor.

Bu çerçevede eşit olmayan ve küçük düşürücü alışveriş sahnesi, Esed’in heybetini yıpratmak, ona boyun eğdirmek ve hem çelişkilere oynayarak hem de Rus iradesine zekâsıyla üstün gelerek gücünü boşa harcatmak için rol oynuyor. Aynı zamanda bu alışveriş sahnesi, Rusya’nın bir süreliğine de olsa “rejimin devam etmesi” adı altında rejim cesedine ait kalıntıların mezar taşının Suriye cumhurbaşkanlığı sarayında kalmasını garantilemesi halinde Esed’in rejim cesedine ait tüm kalıntıları Tel Aviv’e vermeye hazır olduğu izlenimini veriyor.

Suriye rejim yanlısı bir şahsın bir süre önce şöyle dediğini duydum: “Bekasını garantilemek için Esed’in İsrail’le barış anlaşması yapmaktan başka bir çaresi kalmadı.”

Bu durumda bile Esed’in kalmasının zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü tüm barış anlaşmaları, Esed rejiminin halkının büyük bir kısmına apaçık düşmanlık beslediği gerçeğini bertaraf etmiyor.

Belki de İsrail’le anlaşma imzalamak, Suriye rejimini miras olarak alacak kişinin durumunu kolaylaştırmak için Rusya’nın talep ettiği son görevdir. Belki de bu görev, İran’ı Suriye’den çıkartmak için gerekli araç-gereçlerden birisidir. İran nasıl karşılık verecek? Devam edecek…

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya