Yemen'in “zerafet” simgeleri: Kadın direnişçiler

Yemen'in “zerafet” simgeleri: Kadın direnişçiler

Perşembe, 25 Nisan, 2019 - 14:30
El-Dali vilayetinde elindeki silahla Husilerle savaşan Dr. Zeyneb el-Kaysi’nin sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan bir fotoğrafı
Aden / Ali Rebi
Yemenli kadınların, Husilere karşı takındığı kahramanca eylemler, Yemen halkının belleğinde “zerafet” simgelerine dönüşürken, Husilere karşı ise sert bir darbeye indirdi. Öyle ki söz konusu eylemler, erkeklere ve sosyal paylaşım sitelerindeki kullanıcı isimlerine de geniş bir ilham kaynağı oldu.

Yemen’in örf ve adetleri kadınları, başta silah taşıma ve savaşlara katılma olmak üzere erkeklere tahsis edilen denklemin dışında tutsa da Husi ihlalleri çerçevesinde Yemen halkının yaşadığı koşullar, onlarca kadını sonunda ölüm veya Husilere esir düşmek olsa bile savaş cephelerine girmeye zorladı.

Öyle ki Hacca vilayetindeki kabile liderlerinin akıllarına, Hanne Hüseyin el-Naşme’nin vicdandan yoksun bir kişi haline dönüşüp, Husi saldırıları karşısında silah taşıyacağı gelmemişti.

Hacur kabileleri, 50 gün boyunca Keşr kasabasına yönelik Husi saldırılarına aynı silah ve yeteneklerle yanıt verdi. Ancak yaşanan kırılma, Hanne el-Naşme’nin kahramanlığının da bir kanıtı oldu.

Husi araçları, 10 Mart’ta evine gelerek erkek kardeşini vurmuş ve Hanne el-Naşme’ye kardeşini defnetme izni vermemişti. Kabile kaynaklarına göre Husiler tarafından evden çıkartılan Hanne, daha sonra kalaşnikof almak ve milislerle yüzleşmek için evine geri döndü.

Hanne el-Naşme, cephanesi bitmeden önce 3 Husi milisi öldürürken, en az 8 tanesini de yaraladı. Daha sonra bir milis, herhangi bir vicdan belirtisi göstermeden Hanne’yi öldürdü. Ancak Hanne Hüseyin el-Naşme, Yemen’in simgelerinden biri haline geldi.

Aynı şekilde İbb ve el-Dali vilayetleri arasında yer alan Cebel-il Ud ve Zafar bölgesinden henüz 20 yaşına basmamış Yemenli bir genç kız da Yemen’in simgelerinden biri olarak nitelendiriliyor. Zira Asilah el-Dodhi, Husilerin bölgelere, köylere ve şehirlere yönelik saldırıları karşısında, direnişçilerin ağızlarında ölümsüz bir yıldıza dönüştü.

Âsile el-Dudhi’nin yakınları, yaklaşık 3 yıl önce erkek kardeşinin Husi milislerle yaşanan bir çatışmada öldüğünü belirtti.

Yakınlarının aktardığına göre Asilah el-Dodhi, köylülere eziyet eden onlarca Husi milise karşı koymak için amcasının silahını aldı. Husi bir milis tarafından vurulmadan önce de yaklaşık 4 milisi öldürdü, çok sayıda milisi de yaraladı.

Âsile’nin hikayesi, bölge halkının Husiler karşısında silah taşıması için de bir neden ortaya koymuş oldu. Aynı şekilde Yemenli genç kız, sosyal paylaşım ve internet sitelerinde de her dilde bir simge haline geldi.

Aynı şekilde savaşın ön saflarında olmayı tercih eden tıp mezunu Zeyneb el-Kaysi’nin hikayesi de Yemenlilerinin kararlı direnişinin bir başka örneği oldu.

Öyle ki Yemenli aktivistler, ellerinde Zeyneb’in posterlerini taşırken, fotoğrafları silah taşıma konusunda da birçok gence örnek oldu.

Öte yandan gözlemcilere göre Zeyneb, 2015 yılında ilk başlarda yaralılara ilaç ve ambulans sağlamakla ilgileniyordu. Ancak Husilerin Hamk ve el-Ud cephelerinde direniş güçlerine karşı saldırılarının yoğunlaşmasıyla birlikte eline silah alarak, korkusuz bir şekilde savaş cephelerine yöneldi.

Yemen Enformasyon Bakanı Yardımcısı Necib Gulab, Zeyneb el-Kaysi’nin bir fotoğrafına yorum yaparken, “Gittiği her yerde yaralıları tedavi eden, savaşan ve kendini feda eden mücadeleci bir doktor” ifadelerini kullandı.

Gulab, “Âsile el-Dudhi onurluydu. Zeyneb el-Kaysi ise aslan gibi savaşan cesur bir kimseydi” dedi.

Aynı şekilde aktivistler, Hanne, Âsil ve Zeyneb’in hikayelerinin Husilere açık bir mesaj olması gerektiğini söylerken, Yemenli kadınların gerektiğinde kana susayan ve ayrım gözetmeyen bir grup karşısında dimdik ayakta durduğunu vurguladı.

Yemen hükümeti ve insan hakları kuruluşlarına göre Husi milisler, Sana’da ve diğer bölgelerde Yemenli kadınlara karşı çok sayıda ihlal gerçekleştirirken, onları hapse attı, öldürdü veya evlerinden göç etmeye zorladı.

İnsan hakları raporları, Sana’daki onlarca kadının hala milislerin cezaevlerinde her türlü fiziksel ve psikolojik işkenceden mustarip olduğunu ve esir ailelerini de maddi olarak zorladıklarını açıkladı.

Editörün Seçimi

Multimedya