​Devrim Muhafızları, petrol ve sıfır saati

​Devrim Muhafızları, petrol ve sıfır saati

Çarşamba, 24 Nisan, 2019 - 12:30
Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Muhammed Ali Caferi’nin görevden alındığı, ABD’nin İran’dan petrol ve doğalgaz ithal eden 8 ülkeye tanıdığı muafiyeti sonlandırdığı ve bu yaz Lübnan-İsrail savaşının çıkma olasılığı hakkında haberlerin sızdığı bir ortamda Tahran ve Washington arasında doğrudan ya da dolaylı çatışma olasılıkları artıyor.

ABD ve İran’ın çatışmaya hazırlık sürecine girmesinin ardından taraflardan birinin sıfır saatini belirlemesi, artık uzak bir ihtimal değil. Şöyle ki Tahran, askeri ve ideolojik olarak çatışma projesini benimseyen ve bu yönde propaganda yapan bir adama kritik bir görev verdi. Öte yandan Washington, petrol ihracatını sıfırlama kararının ardından Tahran’ın bileğini bükme aracı olarak yaptırım silahını kullanmak suretiyle ekonomik ambargosunun şiddetini artırdı. ABD, İran’ın petrol ihracatını sıfırlama kararından birkaç hafta önce de Devrim Muhafızları Ordusu’nu terör listesine ekledi ve Hizbullah’a yönelik mali yaptırımları artırdı.

ABD’nin kararının yürürlüğe gireceği 2 Mayıs 2019 tarihinden önce Tahran, Devrim Muhafızlarının yapısında yarı bağımsız güç merkezleri oluşturan kutuplara (Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani ve Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı Başkanı General Hüseyin Taib) dokunmadan üst düzey değişikliklere gitti.

Dini Lider Ali Hamaney, 12 yıldır DMO Genel Komutanı olarak görev yapan Muhammed Ali Caferi’yi görevden alarak yerine Devrim Muhafızlarına bağlı askeri birimlerin çoğunda görev yapan DMO Genel Komutan Yardımcısı Hüseyin Selami’yi tayin etti. Yerel düzlemde Hamaney’in bu kararı, daha şiddetli bir sürece geçişi temsil ediyor. Bu süreçte rejim, iki düzeyde iç cepheyi güçlendirme yollarına başvuracak.

İlk düzey, Devrim Muhafızlarının yapısıyla ilgili. DMO, radikal kanadı temsil eden ve yönetimin tutumlarıyla daha uyumlu olan bir kişiye teslim edildi. Bu kişi, çatışma dilini tercih ediyor, içeride ve dışarıda devrim düşmanları olarak addedilenlere karşı doğrudan tehdit yöntemini kullanıyor. İşte buradan hareketle bu göreve General Hüseyin Selami seçildi. Selami, müzakereci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ekibini sürekli suçlayan muhafazakâr hareket içerisinde radikal kanada daha yakın sayılıyor. Bazen muhafazakârlar, nükleer müzakereler sırasında Ruhani ekibini yönetimin belirlediği kırmızı çizgileri ihlal etmekle suçladı.

Selami, daha çok tehdit ve şiddet söylemiyle tanınıyor ve hatta bu söylemi General Kasım Süleymani’den daha iyi kullanıyor. Nadiren sert açıklamalar yapan Süleymani, şu ana kadar Cumhurbaşkanı Ruhani’yi ya da ekibini açık bir şekilde eleştirmedi. Hatta bazı muhafazakar çevreler, ılımlı kanatla ilişkisinde özellikle de nükleer müzakere sürecinde Süleymani’nin pragmatik bir yöntem izlediğini gördü.

Bu süreçte Süleymani, iki sebepten ötürü konumunu muhafaza etti. Her şeyden önce Süleymani, hem ABD’yle yüzleşmede başı çekiyor hem de İran’ın dış nüfuzunu planlıyor. Öte yandan Süleymani, muhafazakâr kanat içerisinde en popüler askeri şahsiyet sayılıyor ve ayrıca liderler arasında büyük bir etkiye sahip.

İkinci düzeye gelince rejim düzleminde DMO Genel Komutanlığına Selami’nin tayin edilmesi, hassas konumlara daha güvenilir ve daha itaatkâr şahıslar getirme projesini tamamlamak olarak görülüyor. DMO Genel Komutanlığına Selami’nin atanması, İbrahim Reisi’nin Yüksek Yargı Konseyi başkanlığına ve Uzmanlar Meclisi Başkan yardımcılığına getirilmesini tamamlar niteliktedir. Bu da Reisi’nin Hamaney’in hilafetine iki güçlü adaydan biri olmasını destekliyor.

Reisi ve Selami’nin en etkili konumlarda bulunmasıyla birlikte rejim, Hamaney ve Ruhani’den sonraki iktidar değişim sürecini garantiliyor. Çünkü Muhafazakâr kanat, gelecek dönemde cumhurbaşkanlığı makamını yeniden kontrol etmeyi amaçlıyor. Mahmud Ahmedinejad’ın seçilmesinde olduğu gibi Devrim Muhafızlarının seçimleri planlaması halinde General Muhammed Ali Caferi, en önemli rakiplerden birisi olabilir.

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, İsrail’le savaş çıkmasının beklendiğiyle ilgili kendisine dayandırılan ve Kuveyt merkezli “Al-Rai” gazetesinin aktardığı haberi yalanladı. Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kullanmaktan men edilmesi halinde boğazı kapatmakla tehdit etti.

Rusya’nın Suriye’de Moskova-İsrail öncelikleriyle bağlantılı olarak yeniden konuşlanacağı ve Tel Aviv’in Suriye’deki İran hedeflerini vurmaya devam edeceği söyleniyor. Arap Birliği, olağanüstü toplantısında uluslararası meşru kararlara, “barış karşılığında toprak” denklemine ve iki devletli çözüm projesine bağlı kalmayan herhangi bir barış planını reddetti. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise durumların daha kötüye gittiğini belirtti. Böyle bir ortamda bölge, “savaşa ve barışa hayır” durumundan çıkmak için tek yöntem haline gelen önleyici bir savaş seçeneğiyle karşı karşıya duruyor gibi. Yine bölge, taraflardan birinin sıfır saatinin zamanını belirlemesini bekleyen kesin kararı almaya doğru gidiyor gibi.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya