​Bölgede barışı aramak

​Bölgede barışı aramak

Çarşamba, 24 Nisan, 2019 - 09:30
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni ve El- Arabiyye kanalının eski müdürü
Devrimlerin geri dönmesiyle birlikte geçiş sürecini barışçıl bir şekilde gerçekleştirmek, eşzamanlı yangınları söndürmek ve Sudan, Libya ve Cezayir gibi birbirine yakın coğrafyadaki krizleri sonlandırmak mümkün mü? 

Bölgesel siyasi yönetimler arasında ve hatta çeşitli ülkelerdeki anlaşmazlığa rağmen genel olarak bölgede kaosu durdurmaya yönelik bir istek var. Fakat bu nasıl mümkün olacak?  Büyük sorunları ele alırken sağduyuyu tutum ve tavırlara tercih ederek… İlişkileri bozma girişimlerine karşı Irak ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin iyileşmesi ve Sudan’da değişimi ele alma konusunda iki örnek vereceğim.

Provokasyon girişimlerine rağmen Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi’nin Riyad ziyareti gerçekleşti ve arkasında pozitif etkiler bıraktı. Pozitif etkilerin ilk emareleri, Irak’a Komşu Ülkeler Parlamento Başkanları Zirvesi’nde ortaya çıktı. Aynı zamanda bu zirve, iki düşman ülkeyi yani Suudi Arabistan ve İran’ı aynı çatı altında ağırladı. Aynı şekilde ilişkilerin geliştirilmesinin ardından Arar sınır kapısı açıldı ve karşılıklı ticaret seviyesini artıracak 13 anlaşma imzalandı. Irak’ta 3 Suudi konsolosluğu daha açıldı. Çatışmalara girilmemesi ve iki ülke ilişkilerinde gerilime izin verilmemesi gibi önemli anlaşmalar imzalandı.

Yönetimde tarihi bir değişime şahit olan Sudan’da da bu girişim tekrar ediyor. Ömer el-Beşir’in sahneden çıkışı, önemli bir gelişme olup, bölgeyi olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Ülkenin kaosa sürüklenmemesi ve en az sıkıntıyla siyasi geçişin sağlanması için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, politik ve ekonomik bakımdan Hartum’u hızlıca destekledi.

Beşir’in görevden alınması yeterli değil. Çünkü rejim, tüm alanları kontrol eden Beşir’in grubuna bağlı kişilerle dolu. Bu kişiler, değişimi engelleyebilir. Askeri Geçiş Konseyi, Beşir ve grubunun elindeki nüfuz bölgelerini kapatarak bu yönde dikkatli bir şekilde ilerliyor gibi. Aynı zamanda herkes, daha sonra sivil yönetime geçişin nasıl olacağını araştırıyor.

Siyasi çekişmenin ve ekonomik başarısızlığın yaşanmaması için Sudan’ı desteklemek ve ayakta durmasını sağlamak, bölgenin güvenliği için son derece önemli bir meseledir. Örneğin Libya’da yapılan yanlışı ele alalım. Herkes, siyasi liderlerin ayakta kalma girişimlerini desteksiz bıraktı ve ilan edildikten birkaç ay sonra sivil yönetim çöktü. Libya, Kaddafi rejiminin yıkılmasını takip eden yılları gereksiz bir kaos içinde yaşadı. En sonunda ulusal ordu, anlaşmazlığı ve kaosu askeri güçle çözmeye girişmek zorunda kaldı.

Ana siyasi güçler uzlaşmadan Sudan’da ittifak, hızlı bir şekilde gerçekleşmeyecek. Geçiş yönetimi, temel ilkeleri (geçici sivil yönetim, seçim ve iktidarın barışçıl bir şekilde değişmesi) kabul etse bile keyfiyet, sıkıntılı olmaya devam edecek. Beşir ve rejimi, bir gecede sahneden ayrıldı ve arkasında yıkıcı bir siyasi yaşam bıraktı. Bu durum, geçiş sürecini zorlaştırıyor.

Nitekim geçiş süreci, ülkenin istikrarını ve devleti muhafaza etmenin anahtarıdır. Hiç kimse, Beşir ve radikal İhvan grubuna benzer bir rejimin geri dönmesini Suriye, Libya ve Yemen’de şahit olduğumuz gibi Sudan’ın da bölge devrimlerinin yeni bir kurbanı olmasını istemiyor.

Sudan’da krizi atlatmak, Irak’ta hükümeti desteklemek ve Libya’da çatışan devletçiklerin yönetimine son vermek, bölgedeki büyük kriz sayfasını kapatma noktasında bir umut verebilir. Muhtemelen Suriye krizi gibi diğer krizler de aynı şansı yaşayacaktır.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya