​Sudanlılar için dersler ve ibretler

​Sudanlılar için dersler ve ibretler

Salı, 23 Nisan, 2019 - 08:00
Eski devrik  lider Muammer Kaddafi zamanında, Libya’nın bir ordusu yoktu. Çünkü Kaddafi kendisinden korkuyordu. Hem Suriye hem de Irak’ın vatansever değil Baasçı orduları vardı. Yemen ise Ali Abdullah Salih rejiminin düşmesinden bu yana kendi içinde kabile temelli bir bölünme yaşıyor. Bunlar göz önüne alındığında belki de Mısır, ordusunun kendisini 2011 yılında gerçekleşen “25 Ocak Devrimi”nin kasırgalarından koruyup güvenli limana ulaştırdığı tek ülkedir.

Mısır devrimi ile Sudan devrimi arasında birçok ortak nokta vardır. En önemlisi de Sudan ordusunun Ömer El-Beşir rejimi düşene kadar düşmesini isteyen göstericileri koruma görevini üstlenmesidir. Ancak Sudan sokaklarının orduya karşı tarihi bir kompleksi bulunmaktadır ki bu bir dereceye kadar haklı görülebilir. Elbette“Özgürlük ve Değişim Güçlerinin” tehdit ettiği oturma eylemlerinin uzun sürmemesi ve kaos yaratmaması şartıyla.

Ömer El-Beşir başkanlığında ordunun yönetime el koyduğu 1989 senaryosunun tekrarlanmasından duydukları korkuya ve askerlere karşı tutumlarına rağmen Abdulfettah Burhan başkanlığındaki Sudan Askeri Geçiş Konseyi, vatandaşların genelinin onayını almış ve kabul edilmiştir. Bunun yanında Burhan’ın kişisel olarak vatansever bir geçmişe sahip olması,küresel ve bölgesel toplumun da kendisine güvenmesini sağlamıştır ki özellikle de Batılı güçlerin güvenini bu kadar kısa bir sürede kazanmak nadir yaşanan bir durumdur.

ABD değişimi destekleyerek ve Sudan’ın adını terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkaracağını vaat ederek kendi yöntemiyle Askeri Konseyi tanıdı. Suudi Arabistan ve BAE gibi büyük Körfez ülkeleri, gıda yardımı ile genel ekonomik durumu desteklemek ve döviz kurunu korumak için Sudan Merkez Bankası’na 3 milyar dolarlık bir yardımda bulunacağını açıklayarak mevcut krizinde Sudan’a yardım elini uzattı.

Doğrusu Arap sokakları 2011 yılında başlayan devrimlerden bu yana artık çok daha bilinçli. Bu bilinçlenme, rejimlerin düştüğü ülkeler birbirlerinden çıkardıkları dersler ile oluştu. Sudanlılar ile Cezayirlilerin en çok dikkat etmeleri gereken ders ise; zor olanın rejimleri düşürmek değil uzun süre devam eden, sivil ile askeri kurumlarında hem dürüst hem de yolsuz kimselerin birlikte çalıştığı rejimin ortadan kalkmasının ardından devleti idare edebilmek olduğudur. Mevcut rejimin düşmesinin ardından başarısız devlet yönetiminin en açık örneğine Saddam Hüseyin rejiminin sadece 2 hafta içinde düştüğü Irak’ta tanıklık ettik. Yeni bir rejimin oluşturulması, insanların öfkelerini ve tepkilerini yönetmek, fırsatçılara izin vermemek Irak’ta gerçekleşmeyen adımlardandır. Bu nedenle Iraklılar yıllardır, güvenliğin olmadığı, ülke ve halkının kaynaklarının çalındığı, yolsuzluğun yaygınlaştığı, siyasi güçlerin başta İran olmak üzere yabancı güçlerin taşeronu olduğu bir cehennemde yaşamaktadırlar.

Aynı şey Libya’da da yaşandı.Muammer Kaddafi rejimi düştüğünde var olmayan ordu bütün bu yılların ardından, devrimi düzeltmek ve ondan yararlanmak isteyen asalakları temizlemek aracılığıyla görevini yerine getirmek için bugün geri döndü.

Geçmiş yıllarda doktor, mühendis, üniversite hocaları, öğretmenler vb. mesleklerin oluşturduğu Meslek Odaları Birliği’nin de aralarında bulunduğu “Özgürlük ve Değişim Güçleri” genel olarak Askeri Geçiş Konseyi’ne karşı değil çünkü sokakları kontrol etmek ve dış müdahalelerden korumak için ona ihtiyacı var. Ama aynı zamanda ordunun devrimlerini ellerinden almasından da korkuyorlar. Öyle ki kendi kendilerini ordu hayaletinden korkutacak ve bu korkularını büyütüp abartacak bir hale geldiler. Gerçek şu ki; tek amacı halkı korumak olan vatansever bir orduya sahip olmak hem Sudan hem de dünyadaki herhangi bir ülke için büyük bir şanstır. Eğer Sudanlılar devrimlerinin Mısır’dakine benzer olduğunu düşünüyorlarsa şunu da bilmelidirler; başta Allah’ın inayeti sonra Mısır ordusu olmasaydı ve Suudi Arabistan ile BAE gibi etkili Arap ülkeleri Mısır’ın yanında yer almasalardı Mısır, Hüsnü Mübarek’in azledilmesi, Müslüman Kardeşler’i iktidara getiren seçimler ve Mısırlıların Muhammed Mursi’nin azledilmesini istemeleri ve ordunun onları desteklemesi gibi yaşanan zorluk ve sıkıntıları atlatamazdı.

Sudan Askeri Geçiş Konseyi halihazırda; ülkeyi izlemesi gereken doğru yola yönlendirecek, adil seçimler düzenlenene kadar kendisini toparlamasını sağlayacak geçici bir teknotrat hükümet için Özgürlük ve Değişim Güçleri’nin kendisine sunacağı aday listesini beklemektedir. Askeri Konsey; geçici süreci düzenleyen, sokakların güvenliğinin güvencesi ve Sudan’ın dışarıdaki temsilcisidir. Dolayısıyla bu güçlerin; iktidarda gözü olmadığını ve görevlerinin ülke istikrara kavuşana kadar mevcut geçiş sürecini korumak olduğunu vurguladığında Konsey Başkanı’na güvenmesi gerekir.

Özgürlük ve Değişim Güçleri kendisini sokakların tek sahibi ve karar alıcısı olarak görüyorsa bu, Mısır’da yaşanan kötü senaryoyu yani “Rabia eylemlerini” tekrarlamayı düşünüyor demektir. Sokakların dinamosu olan onurlu bir sivil hayat; Irak ve Suriye’de nasıl İran’ın müdahalesi ile engellenmişse Libya , Mısır ve Tunus’ta Müslüman Kardeşler aracılığıyla engellenmiştir. Bizler, Sudanlı kardeşlerimizin bunu yaşamasını hiçbir şekilde temenni etmeyiz.

Sudanlıların önünde başta Mısır olmak üzere alınacak birçok ders ve ibret vardır. Bu hassas dönemde; özellikle Askeri Geçiş Konseyi Başkanı’nın kişiliğinde uzlaşmışken, kendisinin vatanseverliği ile dürüstlüğünden hiç kimse şüphe duymazken ordularına güvenmek ve onunla işbirliği yapmak Sudanlıların çıkarına olacaktır.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya