İran’ın Suriye’deki varlığı Rusya’nın çıkarlarına tehdit oluşturmaya başladı

İran’ın Suriye’deki varlığı Rusya’nın çıkarlarına tehdit oluşturmaya başladı

Perşembe, 18 Nisan, 2019 - 07:15
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist
Ne kadar ilginçtir ki; Tahran’ı ilgilendiren dikkat çekici toplantılar hep onun yokluğunda gerçekleşenlerdir.

Diğer yandan Tahran da kendi açısından “işlerin her zamanki gibi” olduğunu göstermeye çalışıyor. Geçmiş 6 hafta boyunca Dini lider Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin toplantı gündemleri epeyce yoğundu. İlk önce Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed Tahran’ı ziyaret etti. Bu ziyaret; 2010 yılından bu yana bir ilk olma özelliği taşıyordu. Ardından iki lider de yönetime geldiğinden bu yana Tahran’a ilk resmi ziyaretini gerçekleştiren Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’yi ağırladılar. Bu şekilde Tahran; müttefiklerinin hala kendisine sadık olduğuna, bölgede kurmuş olduğu ve temel olarak Kudüs Tugayı komutanı Kasım Süleymani’nin faaliyetleri sayesinde inşa edilmiş olan stratejik ortaklıklarının verimli olduğuna işaret etmeye çalışıyor. Ancak gerçek şu ki; İran kararsız ve geçen ay Moskova’da düzenlenen ve kendisinin uygulama niyetinde olmadığı planlara bazı değişiklikler dayatabilecek toplantılar başta olmak üzere davet edilmeidği siyasi toplantılardan dolayı çok endişeli.

Bağdat ile başlayalım: Ruhani geçen mart ayının başlarında Irak’a bir ziyaret düzenledi. Bu ziyarette iki taraf arasında birçok konuda mutabakata varılırken Tahran ile Bağdat arasında diplomatik ve ekonomik anlaşmalar imzalandı. Bu toplantıların başarılı olması nedeniyle Abdulmehdi de bu ayın başlarında Tahran’a bir iade-i ziyarette bulundu. Ziyaret esnasında hem Abdulmehdi hem de Ruhani yaptıkları açıklamalarda iki ülke arasında yoğun bir işbirliği olduğunu ifade ettiler ve iki ülke arasındaki seyahatlerde vizelerin ücretsiz olması, demiryolu ağı inşa edilmesi ve gelecekte ekonomik ortaklıklar geliştirmek gibi ikili programları hayata geçirme kararlarını aldılar.

Hem Irak hem de İran ilişkilerinin karşılıklı çıkarlar üzerine kurulu olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Bu ilişkiden daha karlı çıkacak olan taraf İran olsa da takip ettiği politikalara bakılırsa Irak’ın da Tahran’ı memnun etmeye çalıştığı söylenebilir. Irak hükümeti üzerindeki kontrolünü güçlendirmeyi başaran İran; Iraklı karar alıcıların Batılı güçlerden olumsuz bir şekilde etkilenmelerini engellemek için Irak hükümetini bu güçleri topraklarından kovmaya teşvik etmektedir. Buna ek olarak; İran Irak’ı Kudüs Tugayı’nın eğitim alanına dönüştürdü ki bu da kendisine Körfez’deki düşmanları için karasal bir tehdit oluşturma imkanı sağlamaktadır. İran daha önce Suriye ve Lübnan’da denediği metodun aynısını şu anda Irak’ta hayata geçirmeye çalışmaktadır. Bunun sonucunun ne olduğunu da çok iyi biliyoruz.

Şubat ayının sonlarında Suriye Devlet Başkanı Esed, İran’a “tarihi” bir ziyaret düzenledi. Bu ziyaret; Tahran ve Şam’ın arasını açmaya çalışan herkese karşı iki ülke arasındaki dayanışmanın devam ettiğini göstermek amaçlıydı. Yine bu ziyaret her iki tarafı da savaşın kazananları olarak sunuyordu: Egemen Suriye’nin devlet başkanı olarak Esed, ilk dış ziyaretini Suriye’deki varlığı tartışılan İran’a yapıyor.

Kudüs Tugayı Komutanı Süleymani de “Instagram” hesabından  ziyaret ile ilgili kareler paylaşarak kendisini iki ülke ilişkilerinin mimarı olarak sundu. Hizbullah bile bu ziyaretten eli boş çıkmadı. Örgütün üst düzey liderlerinden olan Muhammed Kayser’in Esed ve Hamaney arasındaki toplantıya “tercüman” sıfatıyla katılması herkese ganimeti paylaşan bir tarafın daha olduğunu hatırlatmayı amaçlıyordu. Ancak görünen o ki; Esed’in ziyaretinin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir değişim yaşanmayacak.

İran açısından tek önemli değişim Rusya’nın bu ziyarete karşı tutumuydu. Moskova Esed’in Tahran ziyaretini kabul etmedi çünkü İranlılar ile Suriyeliler bu ziyareti Moskova ile koordine etmemişlerdi. Bu da Moskova’yı çok kızdırdı ve bunu Esed’in Kremlin’in itirazına rağmen İran’ın Suriye’deki varlığını koruma arzusunda olduğu şeklinde yorumladı.

Rusya ve İran arasındaki bölünme yeni bir şey değil. Moskova bir süredir Tahran’ın Ortadoğu’daki çıkarları için bir tehdit oluşturduğunu anlamış görünüyor. Dolayısıyla Suriye bir gün kendisini, Rusya’nın jeopolitik çıkarlarına ulaşmasını engellemeyi amaçlayan İran’ın çıkarları nedeniyle bölgenin istikrarını daha çok sarsacak bir başka savaşın içinde bulabilir. Her ne kadar Rusya resmi diplomatik açıklamalardan kaçınsa da partnerinden memnun olmadığı ve İran’ın Suriye’deki güçlerinin varlığının sınırlandırmak ve askeri üsler inşa etmesini engellemek gibi İran politikasında bazı değişiklikler gerçekleştirmekten memnun olacağı açıktır.

Halihazırda Rusya ile İran arasındaki gerilim gittikçe artıyor. Bu gerilimin bir nedeni de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun geçen ay Moskova’ya düzenlediği ziyarettir. Çünkü toplantıyı takip eden raporlar; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Binyamin Netanyahu’nun Suriye’de karşılıklı hedeflerini gerçekleştirmek için uzun vadeli stratejileri görüştüğünü ortaya çıkardı. Bu görüşmelerin ardından iki lider de yabancı güçlerin Suriye’den çekilmesi meselesi ile başa çıkmak için ortak bir çalışma grubu oluşturma kararı aldılar. Suriye’deki İran etkisini sona erdirmenin bir gereklilik olduğunu anlayan Rusya, İsrail’de bu hedefi destekleyecek uygun bir ortak buldu. İsrail ve Rusya, İran güçlerinin Suriye’nin derinlğinde ya da sınırlarındaki varlığına karşı muhalefetlerinde aynı noktada birleşiyorlar.

Yine Moskova’da bir başka önemli toplantı daha düzenlendi. Putin ile Lübnan Cumhurbaşkanı General Mişel Avn’ı bir araya getiren bu toplantıda iki ülke ilişkilerinde uzun yıllar süren istikrarsızlığın ardından strateji ilişkilerin temeli atıldı. İlişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden bu ziyaret her iki tarafı da memnun etti. İki büyük Rus enerji şirketinin Lübnan enerji piyasasına giriş kararı almasından da anlaşılacağı gibi Lübnan’ın doğalgaz ve petrol alanındaki işbirliğini güçlendirme kararı önemli bir ekonomik başarıdır. Gözlemciler ise Rus ekonomisinin önde gelen isimlerinin toplantılara katılmasının Moskova’nın Lübnan ile iişkilerinde ciddi olduğunu gösterdiğini belirtiyorlar.

Buna ek olarak; Lübnan Savunma Bakanı’nın Moskova’ya düzenleyeceği ziyaret öncesinde Rusya Lübnan’a askeri işbirliği vaat etti. Yine de bu girişimler bilhassa ABD-Lübnan askeri ilişkilerini bozmayan girişimler olmayı sürdürmektedir. Rusya bu adımlarla; Lübnan’ı Ortadoğu’nun istikrarı için ve Suriye’nin Lübnan’dan dönen mültecilere karşı muamelesinde önemli bir stratejik bölgesel müttefik olarak gördüğünü vurgulamak istemektedir. Bu da İran'ın bu tür ilişkilerde belki de görmek istemeyeceği bir sonuçtur.

Attığı her adım ile Moskova; tek taraflı adımlar atması halinde bunun sonuçları olacağına dair Tahran’a açık bir mesaj göndermektedir. Moskova her ne kadar Tahran’ın Suriye’ye yönelik politikalarını kesin bir şekilde değiştiremese de bunu yapması için Esed’e baskı yapabilir. Dolayısıyla İran diplomatik başarıların göstermeye çalışsa da bu başarılara karşılık çok ağır bir bedel ödemek zorunda da kalabilir. Suriye’de farklı güçler ile eski ve yeni ittifaklar arasındaki gizli ve açık çatışmaları ve yaşanacak gelişmeleri takip etmek doğrusu çok ilginç olacaktır.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya