Hıristiyanlığa göre Kudüs

Hıristiyanlığa göre Kudüs

Perşembe, 18 Nisan, 2019 - 06:45
Eldar Hasanoğlu
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi
Yahudilik ve İslam gibi Hıristiyanlık da Kudüs’ü kutsal şehir sayar. Hıristiyanlar bu şehri dünyanın merkezi, Hz. Âdem’in yaratıldığı ve gömüldüğü yer, İsa Mesih’in izlerini taşıyan şehir olarak görürler. Kudüs’ün Hıristiyanlıktaki önemi, İsa Mesih’in çocukluğundan ölümüne hatta ölümden dirilip göğe çıkmasına kadar Hıristiyan akidesinin oluşmasında etkili olan olayların yaşandığı yer olmasından dolayıdır. Tanrı bu şehirde tarihe müdahale etmiş, çarmıhta haça gerilmekle asli günahın kefareti burada ödenmiş, yeniden dirilme burada gerçekleşmiştir. Hıristiyanlar için Kudüs, günahtan kurtuluşun yaşandığı esrarlı mekân, Mesih’in ikinci kez dönüş yeridir. İlk kilise burada kurulmuş, ilk Hıristiyan topluluk bu şehirde oluşmuştur. Kutsal Ruh Pentekost günü havarilerin üzerine Kudüs’te inmiş ve İncil dünyaya Kudüs’ten yayılmıştır.

İncillerde Kudüs’e İsa Mesih’in çocukluğu dönemindeki kutsal mabedi ziyaretleri ile sonraki yıllarda nebevi tebliğ faaliyetleri bağlamında işaret edilmiştir. Hıristiyan kutsal metinleri içerisinde özellikle Luka İncili ve Elçilerin İşleri kitaplarında bahis konusu şehre referanslar daha yoğundur. Hıristiyan inancına göre İsa Mesih’in çarmıha gerilmesinden sonra yaşananlarla ilgili bilgiler Elçilerin İşleri kitabında anlatılır. İsa Mesih’in Kudüs’te yaşadığı bu olaylar, bu şehri Hıristiyanlar için merkezi bir konuma yerleştirmiş, Pavlus’un doktrinleri yaygınlaşmadan önce Hıristiyanlığın merkez şehri Kudüs olmuştur. İster İsa Mesih döneminde ona iman eden havariler olsun ister onun öğretilerini sonradan kabul edenler olsun, buradaki Hıristiyanlar diğer yerlerdeki dindaşları üzerinde imtiyaz sahibi olmuş, onların aldıkları kararlar diğerleri için bağlayıcı ve geçerli olmuştur. Bu yüzden olmalı ki Pavlus kendisini aklamak için Kudüs’teki toplantıya katılmış, burayla bağlantısını kesmemiş, Yahudi kökenli olmayan Hıristiyanlardan Kudüs’e saygı beklemiştir.

Tüm bunlar, Kudüs’ü Hıristiyanlar için eşsiz bir şehir konumuna yükseltmiştir. Kudüs’e sadakat, İsa Mesih’in beşeriyetine sadakatin ifadesi olarak algılanmıştır. Ortodoks Hıristiyanlar Kudüs’ü bütün Hıristiyan dünyasının anası olarak kabul etmiştir. Dünyadaki bütün kilise binalarının yüzleri Kudüs’e doğru yapılır. Ayrıca, Hıristiyanlar her kilisedeki sunağın, o cemaati Kudüs’teki Kutsal Kabir Kilisesi’ne bağladığına inanırlar.

Kudüs’teki dini mekânlar

Kudüs, Hıristiyan dünyasının kıblesi ve hac merkezidir. İsa Mesih’in çarmıha gerilmek üzere haçı yüklenip geçtiği yol olan Çile Yolu/Via Dolorosa, Hıristiyan âleminin pek çoğu için dünyadaki en önemli sokaktır ve hac için en önemli güzergâhtır. İsa Mesih’in kendi haçını taşıdığı güzergâh olduğu için pek çok Hıristiyan geleneğinde kutsal görülmektedir. Kudüs’ün Eski Şehir bölümünde bulunan Çile Yolu, son dördü Kutsal Kabir Kilisesi’nin içinde olmak üzere on dört duraktan oluşmaktadır. Bazı Hıristiyan hacılar bu yolu omuzlarında haçlar taşıyarak geçer. Bundan amaç, bir zamanlar İsa Mesih’in yaşadığı acıları hissetmek, paylaşmaktır. Kudüs’te Hıristiyanlar için özel öneme sahip olan diğer bir yer, İsa Mesih’in çarmıha gerildiği yer olan Golgota/Kafatası Tepesidir. Kutsal metinlere göre, bir asker İsa Mesih’in ölümünün ardından mızrakla onun böğrünü delince açılan yaradan kan ve su akarak yere damlamıştır. Hıristiyanlar Hz. Âdem’in bu noktada gömüldüğüne, İsa Mesih’ten akan kanın da haçın dibinde gömülü olan Hz. Âdem’in kafatasının üzerine damlayıp onun işlediği ilk günahı yıkadığına inanırlar. Nihayet, Kudüs’te hac mekanı olarak Hıristiyanlar için belki de en kutsal olan yer, Kutsal Kabir kilisesidir. Hıristiyanlar, Kıyamet Kilisesi olarak da adlanan bu mekânda İsa Mesih’in mezarının bulunduğuna inanırlar. En kuvvetli görüşe göre 326 ile 335 tarihleri arasında Azize Helena’nın Kudüs ziyaretinden sonra yaptırılmıştır. Burası mezhepler arasında taksim edilmiş, bu mezheplerden bazıları zaman zaman Kutsal Kabir Kilisesi’nde hâkim konuma gelmiştir. Katolikler, Rum Ortodokslar, Ermeniler, Süryaniler, Kıptiler ve Habeşliler, Kutsal Kabir Kilisesi’nde makamı olan cemaatlerdir. Mekânın ve içerisindeki eşyaların kutsallığı fikri, daha fazla sevap kazanmak amacıyla daha fazla yere ve eşyaya sahip olma hevesi mezheplerin buradaki temsilcileri arasında bir rekabet doğurmuş, zaman zaman medyaya da yansıdığı kadarıyla bu rekabet tarafların birbirine saldırmasına ve fiziki zarar vermesine kadar ileri gitmiştir.

Hıristiyan tarihinde Kudüs

Hıristiyanlığın henüz yeraltı bir inanç olduğu erken dönem teolojisinde kutsal Kudüs fikrinin herkes tarafından ittifakla kabul gördüğü söylenemez. Hıristiyanlığın ilk 3 asrında bu şehirle ilgili iki yaklaşım olmuştur. Bazı din adamları Kudüs’ün sadece tarihsel bir öneme sahip olduğunu, bazıları da kutsal olduğunu savunmuştur.

Kudüs’ün sadece tarihsel bir anlam ifade ettiğini savunan en etkin figür, döneminin en büyük Hıristiyan âlimi ve tarihçisi kabul edilen kilise babası Eusebius (ö. 371) olmuştur. O, Yahudilikte Kudüs’e atfedilen ehemmiyetin ve kutsallığın İsa’nın gelmesiyle sona erdiğini belirtmiştir. Bu yaklaşımın sebebi, İsa Mesih’in bu şehre yönelik söylemleri olmuştur. İnciller İsa Mesih’in Kudüs’e gelip mabette ticaret yapılmasının buranın şanına yakışmadığı davasıyla tüccarları oradan kovduğunu haber verir (Matta 21:12, Markos 11:15, Luka 19:45, Yuhanna 2: 13-16). Yine İsa Mesih kendisinden mucize isteyenlere mabedin yıkılıp yeniden üç günde yapabileceğini, bununla aslında kendi bedenini kastettiğini söyleyen pasajlar (Yuhanna 2:18-22), nitekim İsa Mesih çarmıha gerilirken mabedin en kutsal odası olan Kodeş ha-Kodaşim’in perdesinin boydan boya ortadan yırtılması (Matta 27:51, Markos 15:38, Luka 23:44) ve böylece kimsenin görmemesi gerekenlerin herkese ifşa olması, kilise babaları için artık mabedin kutsallığının kalkıp yerini insanın/Oğul’un/İsa Mesih’in aldığı argümanının temelini teşkil etmiştir.

Hıristiyanlıkta Kudüs’ün önemli hale gelmesi, Roma İmparatoru Konstantin’in annesi Helena’nın 326 yılında İsa Mesih’in yaşadığı yerleri görmek için bölgeye yaptığı seyahati neticesinde olmuştur. İddialara göre o, İsa Mesih’in çarmıha gerildiği haçı bulmuş ve böylece, kilise babaları tarafından Kudüs’ü sıradan gören görüşlerin tam zıddının ileri sürülmesi için uygun ortam oluşmuştur. İsa Mesih’in izlerini taşıyan bu şehir doğal olarak Hıristiyanlar açısından kutsal kabul edilmiş ve önemli hac merkezlerinden birine dönüşmüştür. Haccın amacı İsa Mesih (ve Kutsal Ruh) ile ilgili hatıraların canlandırılması ve canlı tutulması olmuştur. Hac ibadetinin yapıldığı yer olan Kudüs’e, İsa Mesih’in şehre gelişi, şehirdeki vaaz yeri, çarmıha gerilmeye götürülürken geçtiği yol, çarmıhta öldükten sonra gömüldüğü yer, ölümünden sonra dirildiği ve havarilerine göründüğü yer gibi noktaları barındırması dolayısıyla Hıristiyanlar tarafından özel bir dini önem atfedilmiştir. O topraklar “Tanrı’nın beden içinde kaldığının” işaretlerini ve “bizatihi Tanrı’nın ayak izlerini” barındırdığı için, bir zamanlar yeryüzünde yürüdüğüne inanılan Tanrı’yı hatırlatmaya hizmet etmektedir. Dolayısıyla IV. yüzyıldan itibaren Kudüs’ün kutsallığı fikri yaygınlık kazanmış, herkes artık bu kanaati paylaşmıştır.

Müslümanlar Kudüs’ü 638’de fethetmişlerdir. Kudüs piskoposu Sophronius’un, şehrin anahtarını sadece halifeye teslim edeceğini açıklaması üzerine Halife Ömer bizzat Kudüs’e gitmiştir. Fakat Hıristiyan dünyası Kudüs’ü asla unutmamış, XI. yüzyılda Haçlı Seferleri burayı ele geçirmek amacıyla başlamıştır. Haçlılar 15 Temmuz 1099’da Kudüs’ü ele geçirmiş ve burada Latin Krallığı kurmuşlardır. 02 Ekim 1187’de Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü Hıristiyanlardan geri almış, Haçlılar şehri 1229’da geri alabilmişlerse de 1244’te yeniden Müslümanlara bırakmak zorunda kalmışlardır. Asırlar sonra, 09 Kasım 1917’de Kudüs İngilizler tarafından işgal edilmiştir. 24 Temmuz 1922’de Filistin’in Milletler Cemiyeti tarafından İngiltere’nin manda rejimi altına alınması kararlaştırılmış, aynı yıl 16 Eylül’de İngiltere bunu resmileştirmiştir. Bu manda rejimi İsrail devletinin kurulmasından önce Yahudilerin bölgeye adapte olması ve yönetimde tecrübe kazanması için ara dönem olmuştur.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya