Yemen: Seiyun Stockholm’ü yendi mi?

Yemen: Seiyun Stockholm’ü yendi mi?

Salı, 16 Nisan, 2019 - 08:00
Halkın temsilcisi Yemen meclisi, yaşadığı artık yılların ardından zamanlaması gibi olağanüstü bir ortamda gerçekleştirdiği oturumu ile bizleri şaşırttı.

Birkaç gün önce Hadramut iline bağlı Seiyun’da gerçekleştirilen Meclis oturumu büyük bir siyasi öneme sahip çünkü 2015 yılının sonlarında gerçekleşen darbeden bu yana Yemenliler tarafından seçilmiş olan meclisin ilk oturumuydu. Bazı üyelerinin yurtdışında olması ya da Husiler tarafından aileleri ve akrabaları ile zorla Sana’da alıkonulmaları veya hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle katılamamalarına rağmen oturum yasal yeterli çoğunluk sağlanarak düzenlenebildi.

Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin düzenlenmesi için çağrıda bulunduğu ve Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ülkelerinin temsilcilerinin de katıldığı bu olay; uğursuz darbeden bu yana pozisyonların ilk kez birleştiğinin bir işareti olarak 18 siyasi parti ve akımı kapsayan “Yemenli Siyasi Güçlerin İttifakı” adında siyasi bir bloğun doğuşunu deklare edilmesi ile değerine değer kattı. Bu bloğun önemi ayrıntılarında gizli zira Halk Kongresi Partisi, Sosyalist Parti, Islah Partisi, Halkın Nasırcı Birliği Organizasyonu, Güney Hareketi vd. gibi tarihi grup ve partileri tek bir çatı altında toplamayı başarmıştır.

Bu adımın önemi, tek bir geniş başlıkta ifade edilebilir o da Yemen’in tamamında farklı siyasi görüşleri darbeye karşı birleştirmek ve meşruiyete tam destek vermektir. Bunun dışında kalan her şey ikinci sıradadır. Yemen meşruiyeti bugün uluslararası topluma; bütün siyasi güçleri kapsayan ve katılmak isteyen herkese açık siyasi bir şemsiye altında çalıştığını söylemektedir. Bu siyasi blok ülkenin gelecekteki yönetimini ve iktidarını temsil etmektedir. Yine bu siyasi blok aracılığıyla Yemen’deki istikrarın üç referans kaynağı olan Ulusal Diyalog Konferansı kararları, BM’nin 2216 sayılı kararı ve yürütme mekanizmalarıyla Körfez Girişimi vurgulanmaktadır. Bu adımı mükemmel ve heyecan verici kılan ise darbecileri herkesin dışında hareket eden ve herkesin reddettiği yalnız bir siyasi hareket olarak izole etmesidir. Bütün siyasi güçleri kapsayan bu çerçeve aniden oluşmamıştır.

Bilakis; Yemenlileri bu hassas dönemde önemli ve gerekli olan şeyin meşruiyetin arkasına sığınma ve bunun Yemen, Yemenliler ve bütün siyasi güçleri için bir emniyet kilidi olduğuna yönelik kesin bir kanaate ulaştıran uzun tartışmalardan ve duraklardan geçmiştir.

Bu siyasi bloğun sürdürülebilir olması mı bekleniyor yoksa kendisi bu aşama için acil bir önlem olarak mı görülüyor? Doğrusu anlaşmazlıklar sadece belirli güçler veya bazıları arasında değil partilerin kendi içlerinde bile mevcut ve siyasi partilerin birçoğuna bölünmeler ve ayrılıklar hakimdir. Bu partiler arasında özellikle de güçler dengesi konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bu, ittifak için olumsuz bir nokta oluştururken aynı zamanda kendisine eşsiz bir değer de katmaktadır. Çünkü bütün partilerin; aralarındaki anlaşmazlıklar dönemini çok daha önemli olan siyasi darbecilerden kurtulmak için meşruiyete güven oyu vermek ve ardından siyasi süreci başlatmak, anayasal ve resmi çerçevelere göre seçilmiş yeni bir meclis oluşturmak için aştıkları anlamına gelmektedir.

Yemen halkını temsil eden meclisin oturumunu gerçekleştirmesi ve Yemenli siyasi güçler ittifakının kurulması yaklaşık 5 yıl önce gerçekleşen darbeden bu yana başarılan en önemli siyasi adımı temsil etmektedir.

Hatta Cenevre görüşmelerinden ve Stockholm Anlaşması’ndan bile daha önemlidir. Zira meşruiyet ve darbecileri bir araya getiren görüşmelerin amacı; askeri olarak muhalif olan güçlere siyasi çözümü dayatmaktı. Ama ne yazık ki Husiler; BM gözetiminde imzaladığı Stockholm Anlaşması’nı bile sulandırmayı ve önemini kaybetmesini sağlamayı başardılar.

Oysa Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu özellikle Hudeyde’de askeri çatışmaları kendi lehine sona erdirmeye güce yetmesine rağmen bu anlaşmayı imzaladı. Bütün bunlara rağmen BM’nin, yardımların ulaşımını ve dağıtımını  engellemeden sivilleri hedef almaya ve muhalif politikacıları tutuklama ve evlerini yağmalamaya kadar Husilerin uygulamalarına karşı tavrı bir engel olmasa da en azından olumsuz kalmayı sürdürmüştür.

Hatta Husiler’in Hudeyde’de Yeniden Düzenleme Koordinasyon Komitesi’nin toplantılarını düzenlediği yeri  bombalamaya cüret etmelerine rağmen bunu devam ettirmiştir.

BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, darbecilere muhalif bir güçmüş gibi davranıyor ama bu doğru değil. Çünkü muhalafet kanadının tamamı meşruiyet çatısı ve Husilerin 11 İHA ile oturuma katılanlara düzenlemeye çalıştıkları saldırıyı engelleyen Koalisyon güçlerinin koruması altında Seiyun’da bir araya geldi.

Husiler; İran’daki mollalar rejiminin sözcüsüdür ve bütün operasyon ve eylemlerini doğrudan Tahran’dan gelen emirler doğrultusunda gerçekleştirmektedirler.

Husiler muhaif bir güç değil işgalcidirler. Dolayısıyla; Stockholm anlaşmasının üzerinden geçen 4 ayın ve BM Özel Temsilcisi’nin Husilerin verdikleri taahütlerden birini bile hayata geçirmeyi kabul etmeleri için düzenlediği görüşmelerin ardından kendileri ile barışçıl bir çözüme ulaşmayı temenni etmek boşunadır.

BM Yemen Özel Temsilcisi de sonunda bunu anlamış görünüyor. Çünkü Yemen Cumhurbaşkanı’na gönderdiği mesajda; Yemen’de ateşkesi ve Hudeyde’de yeniden düzenlemeyi sağlayacak olan Stockholm Anlaşaması’nın hayata geçirilmesinin gecikeceğini itiraf ederek düzenlenen meclis oturumunun anlaşmanın amaçladığı siyasi sürecin ilerlemesini sağlamadaki önemini vurgulamıştır.

Doğrusu Seiyun; siyasi süreci çerçeveleme ve bütün siyasi güçleri ve akımları ile Yemenlilerin pozisyonlarını birleştirerek Stockholm’e üstün gelmiş ve onu geçmiştir.

Seiyun ve Stockholm arasındaki fark ise birincisinin Yemen’in geleceğini daha gerçekçi bir şekilde ele alırken ikincisinin hala hayal dünyasında yaşıyor olmasıdır.

 

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya