​Yaşlılık bir suç değildir

​Yaşlılık bir suç değildir

Salı, 26 Mart, 2019 - 09:00
Davud Ferhan
Iraklı yazar
Bazı “endişeli” ülkeler bütün mezhep, din ve partiler için “homojen” bir toplum inşa edilmesinin gerekliliğinden bahsederken “istikrarlı” ülkeler ise bütün yaşlara karşı “anlayışlı” olan toplumlar inşa etmeye öncelik vermektedir.

Birleşmiş Milletler (BM), şu anda dünyada 600 milyon olan 60 yaş üstü kişilerin sayısının 2050 yılında 1 milyara ulaşacağını ve gelişmekte olan ülkelerde yaşlıların sayısının mevcut rakamlara göre 4 kat artacağını tahmin etmektedir. Bu ülkelerin, eşi benzeri görülmemiş bir sorun teşkil eden bu demografik değişimin anlamını tam bir sorumlulukla idrak etmeleri ve hayat döngüsündeki olumlu etkileşimlerinin devam etmesi için yaşlılar için daha çok fırsatlar sunmaları gerekir.

BM Genel Kurulu, 1982 yılında bu sorunun farkına varmış, yaşlılar için hazırlanan uluslararası eylem planı çerçevesinde bütün yaşları kapsayan bir toplum inşasını pekiştirecek yerel ve uluslararası bir ortam hazırlama kararını onaylamıştır. Yaşlılık anlamına da gelen “aceze” kelimesi ile işaret edilen yaşlılardan mümkün olan en fazla sayıyı barındırabilmek için ülkelerin sayısının artması ile övündüğü “darülaceze” dönemi sona ermiştir.

Bütün ülkeler, anayasa ve sosyal hizmet sistemlerinde yaş ayrımcılığına dayalı bütün eşitsizlikleri reddeden değişiklikler yapmalıdır. Bu durum, gelişmiş sağlık bakımı sistemleri nedeniyle toplumlarının yaşlanmasını olumlu bir başarı olarak gören gelişmiş ülkeler için de geçerlidir.

Oysa bizim “endişeli” toplumlarımız, her emekli kişiyi “oturduğu yerde ölü” olarak nitelemekte. Yani, kendisini hareket etmekten ve herhangi bir hayati ve insani eylemi yerine getirmekten aciz biri olarak görmektedir. Örneğin; 50 yıldan fazla bir süre önce toplumdaki yaşlı kişilerin sayısının her geçen yıl yüksek oranlarda arttığını fark eden Japonya’da yılların acılarını tedavi etmek için “yaşlılara saygı günü” yapılması önerilmiştir. BM verilerine göre genel olarak Asya kıtası, 2050 yılında en yüksek yaşlılık oranlarına sahip kıta iken ikinci sırada ise Afrika yer almaktadır.

Normalde yaşlıların sayısı ve yaşları 3 ortak faktöre göre belirlenmektedir: Ölüm, göç ve doğurganlık. Ölüm faktörü, göç ve doğurganlık faktörlerine göre daha yüksek olduğunda ülkeler için tehlike çanları çalıyor demektir.

Bu nedenle BM; hâlihazırda yaşlılık, bakım mekanizmaları, kuşaklar arası ortak destek sistemleri ve finansal kısıtlamalara yönelik var olan tasavvurlara farklı bir bakış açısı getirme çağrısında bulundu. Yaşlıların hayatlarını müstakil bir şekilde evlerinde sürdürmeleri ve başta aile bağlarını güçlendirmek ve yaşlıların bakımının temeli olan aile birliğini desteklemek olmak üzere çeşitli ihtiyaçlara cevap veren hizmet ve olanakları sağlamak amacıyla “etkili yaşlılık” şeklinde yeni bir kavram ortaya çıktı.

BM ayrıca gelişmekte olan ülkelerde sosyal açıdan eşitsizlik sorunu yaşayan yaşlı kadınlara özel bir önem veriyor. Bu bağlamda hükümetlerin önünde çözmesi gereken iyi sağlık, ekonomik güvence, uygun bir ev ve yaşam, yaşlıların onurunu korumak, zorunlu emeklilik yaşının esnetilmesi, düşük emekli maaşları ve sosyal güvenceler gibi büyük sorunlar bulunmaktadır.

Tıp, bilim ve refah düzeyinde yaşanan bütün gelişmelere rağmen basının gündeme getirdiği ve bazılarının “Guinness Rekorlar Kitabı”na girdiği çok nadir ve sayılı durumlar dışında insanların 100 yaşına kadar yaşamaları halen çok zor. İngilizcede 100 yaş ve üstü kişiler için Arapça’da anlam olarak onu karşılayacak bir kelimenin bulunmadığı “Centenarian” ibaresi kullanılmaktadır. Bu ibareyi “asırlık kişi” olarak çevirebiliriz ve çoğulu da “asırlık kişiler”dir.

İngiltere, ülkede 2013 yılında doğan her 3 çocuktan birinin 100 yaşına kadar yaşayacağını tahmin etmektedir... Elbette Allah’ın izniyle. 2012 yılında Yemenli bir adamın 160 yaşını aştığınından ve başından bir boynuz (arapçada asır kelimesi aynı zamanda boynuz anlamına da gelmektedir) çıktığından bahseden bir yazı okumuştum! Ancak güvenilir olmadığı için bu haberin doğruluğundan şüpheliyim. Yine yüz yaşından fazla yaşamış Hint, Suudi Arabistanlı, Japon, Çinli ve Endonezyalı kişiler hakkında da benzer güvenilmez birçok haber okuyoruz. Hatta bu asırlık kişilerden birinin 150’ye ulaştığı ve Napolyon’un birinci seferlerini hatırladığı bile söylendi.

Bilim adamları dünyada 100 ve üstü yaşlara kadar ulaşabilenlerin büyük bir çoğunluğunun zararlı teknolojilerden, ozon deliğinden, Haşdi Şabi, DAEŞ, Hizbullah, Husiler, dolar fiyatları ve petrolden uzakta dağlık şehirler ile gelişmemiş köylerde yaşadıklarını fark etmiştir.

Örneğin yıldız oyuncu Sophia Loren (82 yaşında) ülkesi İtalya’da modern dünyadan yarı izole sayılan Acciaroli adında bir köyde yaşıyor. Bu köyün sakinlerinin yarısından fazlası -ki bazıları kilolu ya da sigara içmektedir- 100 yaşına yaklaşmaktadır. 

Bu köyün sakinlerinin yarısından fazlası -ki bazıları kilolu ya da sigara içmektedir- 100 yaşına yaklaşmaktadır. Araştırmacılara göre bunun nedeni; köyde zararlı ve kirletici sanayi kollarının yaygın olmaması ve köyün her daim yeşil dağlık bir bölgede yer almasıdır. Bu da köy halkını gürültü, kirlilik, kalp hastalıkları, alzheimer gibi hastalıklardan uzak tutarak beyin, hafıza ve pankreasın görevlerini sağlıklı bir şekilde yürütmelerini sağlamaktadır. Burada yaşlılar günlerini balık tutarak, bisiklete binerek, deniz ve doğayı seyrederek ya da domino oynayarak geçirmektedir.

ABD sinemasının altın döneminde yıldız bir oyuncu ve ünlü oyuncu Michael Douglas’ın babası olan Kirk Douglas 3 ay önce 103 yaşını kutladı. Yaklaşık 10 yıl önce de Douglas, son kitabı olacağına yemin ettiği 9. kitabını yayınlamıştı. Bu kitap baştan sona tam bir “ölüm kitabı”ydı ve “ölümü düşünmek”, “ölümle başa çıkmak”, “ölüme yaklaşmak”, “ölüm bildirisinin okunması” ve “güneşin batışı” başlıklarını taşıyan 5 bölümden oluşuyordu.

Reuters haber ajansı o zamanlar bu kitap ile ilgili yorumunda; oyunculuktan emekli olan Douglas’ın görünüşe bakılırsa ya meyhane açmak ya da ölü gömücü olmak gibi bir iş yapmayı düşündüğünü ve bu kitabın da bunun erken bir reklamı olduğunu söylemişti. Douglas ise kendisini şu şekilde savunmuştu, ”Benim ulaştığım yaşa ulaşan insanlar böyle şeyler düşünürler ve hayatlarında iyi şeyler yapıp yapmadıklarını sorgularlar.”

Hepsinde şık, yakışıklı, dövüşmeye hazır ve herkesten farklı olarak göründüğü yaklaşık 90 filmde başrol oynayan Douglas, bu uzun hayat deneyimi ile ilgili olarak ise, ”Eğer 70 yaşında olanları yaşlı olarak görüyorsan 80’ine ulaşana kadar bekle. Bu yaşa ulaştığında ise 90 yaşına ulaşana kadar bekle ardından geriye doğru saymaya başla” diyor. Douglas, bugün bu yaşa ulaşmış olmasına rağmen yanlış saymaktan korktuğu için daha saymaya başlamadığını da itiraf ediyor. Kim bilir belki de doğum yılında bir matbaa hatası vardır.

Allah’tan okuyucularıma uzun ömürler ve belki Arap dünyasında yaşlılık ile ilgili tek şarkıyı söyleyen Iraklı kadın şarkıcı Zekiyye George’a rahmet diliyorum.

Bu şarkının başı şu şekildedir:

”Ah edip eski günlerimi hatırladığımda... Ruhum kanatlanıp uçar ve hayallerimde kaybolurum.”

Yaşlılık bir suç değildir. Aksi takdirde dünyanın kendisi yok olma tehdidi altında olan bir gezegen olurdu.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya