Bir DEAŞ yok olurken başka bir DEAŞ yaşamaya devam ediyor!

Bir DEAŞ yok olurken başka bir DEAŞ yaşamaya devam ediyor!

Salı, 26 Mart, 2019 - 08:30
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni ve El- Arabiyye kanalının eski müdürü
Suriye’de terörle mücadele konusunda her yerde ve her dilde zafer ilanları dolaşıyor. Bana göre bu, geçici bir zaferdir ve başka bir DEAŞ örgütünün ortaya çıkması an meselesidir. Geçen hafta Suriye’de yok edildiği açıklanan DEAŞ, el-Kaide terör örgütünün bertaraf edildiğinin açıklanmasının ardından 2011 yılında ortaya çıktı. Bağdat’ta ve Irak’ın batısında bertaraf edilmesi üzerine el-Kaide’nin nihai olarak imha edildiği duyuruldu.  

Suriye’de son günlere kadar gözaltına alınanların sayısı, yaklaşık 30 bine ulaştı. Gözaltına alınanların DEAŞ üyesi olduğu söyleniyor. Geçen yaz uluslararası koalisyon güçlerinin saldırılarının başlamasının ardından Suriye’nin farklı bölgelerinden çıkan tutukluların sayısına göre, Suriye’deki savaş yıllarında DEAŞ’a katılanların sayısının 60 binden fazla olduğu tahmin ediliyor.

El-Kaide örgütü gibi DEAŞ da bölgemizdeki kaos ve boşluk ortamında kolay bir şekilde ortadan kaybolmayacak bir düşüncedir. El-Kaide, önce Afganistan’da ortaya çıktı. 1990’ların başında Amerikan güçlerinin ülkeden ayrılmasıyla birlikte oluşan boşluğun ardından Afganistan’da yönetim yıkıldı ve Taliban, yönetimi işgal etti.  Silahlı radikal düşünceler, medya, cami ve diğer yollarla Afganistan’dan bölge ülkelerine yayıldı. Saddam Hüseyin rejiminin yıkılıp ABD kontrolünde Bağdat’ta zayıf geçici bir yönetimin kurulmasından sonra radikal düşünce, Irak’ta bir güç olarak ortaya çıktı. Radikal düşünce, binlerce insanın öldürülmesinin ardından Irak’ta hezimete uğradı ve Anbar vilayeti, radikal düşüncenin son mezarlığı addedildi. Daha sonra bu düşünce, yeni bir isim ve yeni bir sancakla ortaya çıktı. 2011 yılında Suriye’de barışçıl bir sivil ayaklanma başladı. “Irak İslam Devleti” Emirliği’ni kuran Ebu Bekir el-Bağdadi, hilafetini Suriye’ye doğru genişletmek için bu ayaklanmayı bir fırsat olarak gördü. Suriye’de el-Kaide’yi kurdu. Bu görev için Ebu Muhammed el-Colani seçildi. Colani, çok geçmeden Ebu Bekir el-Bağdadi’yle anlaşmazlığa düştü ve el-Kaide’yle bağlantılı Nusra Cephesi Örgütü’nü kurdu.

2016 yılında Colani,  örgütün ismini değiştirmeye karar verdi. Colani, bir video aracılığıyla Nusra Cephesi’nin feshedildiğini ve isminin “Fetih el-Şam Cephesi” olarak değiştirildiğini açıkladı. Neden? O dönemde Colani, Nusra Cephesi’ni hedef aldıkları gerekçesiyle Suriye’deki Müslümanları bombalama ve yerinden-yurdundan çıkartma konusunda başta ABD ve Rusya olmak üzere uluslararası toplumun bahanelerini bertaraf etmek için isim değişikliğine gidildiğini açıkladı. Aslında bu Türkiye ve birkaç Suriyeli grupla yapılan koalisyon oyununun bir parçasıydı. Nureddin Zengi Hareketi, Liva el-Hak, Ceyş el-Sünne ve Ensareddin Cephesi gibi farklı terör grupları ortaya çıktı. Hatta Fetih el-Şam Cephesi, ismini “Heyet Tahriri Şam” yaparak üçüncü kez isim değişikliğine gitti.

El-Kaide’nin işgal ettiği toprak, sadece Suriye değildir. Örgütün kolları, geniş bölgelere yayıldı. Arap Yarımadası’nda, Hint Altkıtası’nda ve Mağrip İslam ülkelerinde el-Kaide örgütü bulunuyor. Eş-Şebab örgütü mevcut.  Aynı şekilde Irak ve diğer yerlerde uyuyan hücreler var.

Dolayısıyla zafer ilanı ve terör hilafetinin imha edilmesi, zaman ve mekânla sınırlı bir gelişmedir. Terör, radikal bir fikir olarak yaşamaya devam edecek. Bunun için radikalizmle mücadele, silahlı terörle mücadeleden daha önemlidir. Fakat aralarında el-Kaide’den farklı barışçıl gruplar olsa da Müslüman Kardeşler gibi örgütler, tehlikeli fikirlerin ortaya çıktığı büyük bir ekol olarak kalmaya devam edecektir. Radikalizmin dini yoktur. Yeni Zelanda’da iki camiye düzenlenen saldırıda cinayete dönüşen ırkçı sağda gördüğümüz gibi radikalizm, teröre götürür. Zira radikalizm, birbirine besleyen tek bir millettir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya