Sudan Başbakanı Muhammed Tahir Ayala, devrim fırtınası ile yüz yüze

Sudan Başbakanı Muhammed Tahir Ayala, devrim fırtınası ile yüz yüze

Cumartesi, 23 Mart, 2019 - 18:45
Ayala’nın parti içindeki rakipleri ile olan çekişmesi, ‘yetkiler’ etrafında dönüyor.
Hartum/Ahmed Yunus
Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, geçtiğimiz 22 Şubat’ta olağanüstü hâl ilan ederek ‘hükümeti feshettiğini’ ve 19 Aralık 2018’de ülkenin pek çok noktasında başlayan gösteri dalgasının saptığını açıklayıp yeterlilik sahibi görev hükümeti oluşturmak istediğini söyledi. Beşir bunları söylediğinde hiç kimse, el-Cezire eyaletinin eski valisi Muhammed Tahir Ayala’nın yeni başbakan olarak görevde henüz dört ayı dolmayan Mutez Musa’nın yerini alacağını düşünmemişti. 

Bununla birlikte Beşir, hükümeti feshettikten bir gün sonra Ayala’yı hükümet başkanı olarak atayan bir karar çıkararak iktidar ekibinde büyük bir şoka sebep oldu. Aynı şoku gözlemciler de yaşadı. Zira sözü edilen isim, Ulusal Kongre Partisi içerisinde ‘tartışmalı’ ve ‘uygunsuz’ olarak biliniyordu. Üstelik daha önce valilik yaptığı iki eyalette, Kızıl Deniz ile el-Cezire’de parti liderleri ile çatışmalar da yaşamıştı. 

Yeni Sudan Başbakanı Muhammed Tahir Ayala, her ne kadar parti liderleri ile anlaşmazlıklar yaşasa da Ömer el-Beşir’in destek ve güvenini alması muhtemel. Nitekim Beşir en son 2017’nin kasım ayında ülke liderliğine aday olmaya karar vermiş olsa bile bu adama sınırsız desteğini ilan ettiğinde insanları şaşırtmıştı. Söz konusu dönemde siyaset sahnesi karışmış ve akıllara şu soru gelmişti: Beşir, gerçekten geri çekilmeye karar verdiyse koltuğundan Ayala lehine vazgeçmeye mi niyetleniyor? 

Beşir, ‘ardılı’ hakkında açıkça bir şey söylemedi. Ancak birtakım işaretlerde bulundu. Bu işaretlerin verildiği yerlerden biri de geçen ocak ayında yönetimi ‘orduya’ teslim etmeyeceğini duyurduğu Atbara şehriydi. Ömer el-Beşir o gün şu ifadeleri kullanmıştı: 

“Allah’a yemin olsun üniformalı biri dahi gelse bizim için bir sorun yok.”

Kendisinden istifa etmesini isteyen göstericilere başkanlık düzeyindeki ilk tehdidi de şöyle olmuştu: 

“Vallahi ben zili çalarsam tüm fareler deliğine girer.”

İşin doğrusu Beşir’in Ayala’ya olan güvenini bu şekilde ilan etmesinden sonra siyaset çevreleri, ülkenin doğusundan gelen bu adamın siyasi geleceği ve Beşir’in alternatif bir lider olarak ona vereceği desteğin boyutu üzerine kafa yormaya başladı. Bununla birlikte sürpriz, tahminlerden önce geldi ve Beşir, ‘oldukça yakın’ olarak bilinen Mutez Musa’nın yerine onu başbakan olarak ilan etti. 

Ayala’nın ismi Hartum eyaletinin valiliğine aday olanlar arasında geçiyordu. Ancak o başkente vali olarak değil Beşir’in hükümeti feshetmesinden hemen önce çıkardığı kararname ile 30 yıldır devam eden iktidarının üçüncü başbakanı olarak atandı. 

Otoriter bir yönetici

Ayala daha önce birçok anayasal makamda ve kamu görevinde bulundu. Bu sorumluluklar süresince emri altındakilerle olan ilişkisinde ‘otoriter’ bir tarz benimsediği sıkça dile getiriliyor. O kadar ki ‘parti yönetiminin’ bile kararlarına karışmasına izin vermiyor ve bu da Port Sudan ve Hartum’da kendisiyle o meşhur çatışmaların yaşanmasına sebep oluyordu. 

Ancak özellikle parti merkezi ve başkandan daima destek gördü. Bununla beraber yakın destekçileri, onun kararlarındaki bu tekelleşmeyi kendisini öne çıkaran ‘karizma’ ile açıklıyor. O, tüm dosyaları demirden pençesi ile elde tutarak karar merkezine yalnızca en yakınındaki kimselerin yaklaşmasına izin veren biri olarak biliniyor. 

Aslında Ayala, insanlar tarafından farklı kategorilerde resmedilen bir isim. Ulusal Kongre Partisi içerisinde birçok seveni olduğu gibi kendisinden hoşlanmayanlar da var. Kızıl Deniz valiliği görevini yürüttüğü dönemde parti liderleri ile ayrışmaya kadar varan birçok çatışmaya girdi. Beşir, ortalığı sakinleştirmek için olaylara müdahale etmek zorunda kaldı. 

Muhaliflere göre Ayala, ülkeyi yöneten İslamcı liderlik gerçeğinin bir örneği. Ayala, el-Cezire eyaletinde de Yasama Meclisi (Eyalet Meclisi) ile tatsız bir çekişme yaşamış ve bu yüzden Beşir olaya yine müdahale ederek olağanüstü hâl ilan etmişti. Daha sonra da seçilmiş olmasına rağmen eyalet meclisi feshedilmişti. 

Ayala kimdir?

Muhammed Tahir Ayala, 1951 yılında Sudan’ın doğusundaki Kızıl Deniz eyaletinde, Hudenduve kabilesine mensup zengin bir ailenin üyesi olarak doğdu. Söz konusu kabile, Sudan’ın tüm doğusu ile Eritre ile ortak sınır bölgesine yayılan ve en büyük etnik oluşum olan el-Baca’dan sayılıyor. 

Hartum Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olduktan sonra doğrudan Deniz Limanları Konseyi’nde çalışmaya başladı. Daha sonra İngiltere’ye gönderildi ve yüksek lisans diploması almak için Cardiff Üniversitesi’ne kayıt oldu. El-Beşir iktidara gelmeden önce Sadık Mehdi liderliğindeki demokratik süreçte görev aldı. Kendisine ülkenin doğusunda bir devlet bakanlığı verildi. 1989 yılındaki İslamcı devriminden sonra Deniz Limanları Konseyi’ne müdür olarak atandı. 

Ayala bir süre sonra Kurtuluş Hükümeti’nde sırasıyla ticaret, ulaştırma ve iletişim bakanı olarak görev yaptı. 2005 yılında Kızıl Deniz eyaletindeki Port Sudan’a vali olarak atandı ve 2015 yılına dek bu görevi sürdürdü. 2015 yılında eyaletin başkentinde hâkim olan partinin mensupları ve meclis liderleri ile yaşadığı anlaşmazlıklardan dolayı Devlet Başkanı tarafından ülkenin ortasındaki el-Cezire valiliğine geçirildi. Bu konuda farklı görüşler var. Destekçileri onun kararlı bir yönetici olduğunu düşünürken muhalifleri ise ‘dışlayıcı, görüşünde ısrarcı ve ekip çalışmasından uzak biri’ olarak tarif ediyor. 

Ayala ise kendisini bir yolsuzluk savaşçısı olarak niteliyor. Bunu vurgulamak için başbakan olarak atandıktan sonra Facebook sayfasına şunları yazdı: 

“Bu görevi sizin için kabul ettim ve zorlukları sizinle birlikte aşacağız. Demir yumruğumu masaya vuracağım ve yemin ettiğim andan itibaren yolsuzluğa karşı savaş ilan edeceğim”. 

Ayala sosyal medya üzerinden kendisini pazarlamaya çalışan az sayıda yetkiliden biri olarak destekçileri ile doğrudan iletişim kurmaya çaba gösteriyor. Sayfası 50 binden fazla kişi tarafından takip ediliyor. 60 binden fazla kişi tarafından da beğeniliyor. Bu bağlamda bazıları onun sosyal medya üzerinde gösterdiği çabalarla Beşir’in olası ardılı olarak daha fazla destekçiye ulaşmayı hedeflediğini düşünüyor. 

Parti ve siyaset çekişmeleri

Ayala’nın partideki rakipleri ile olan çekişmeleri genelde partinin güçlü isimlerinin düşmanlığını çekmesine sebep olan ‘yetkiler’ etrafında dönüyor. Bununla birlikte çoğunlukla ‘öldürücü darbe’ ile onlara karşı zafer elde ediyordu. Daha önce de işaret edildiği üzere Beşir onun Yasama Meclisi ve iktidar partisi liderleri ile yaşadığı çatışmadan zaferle çıkmasını sağladı. Zira Yasama Meclisi’nin feshedildiği bir kararname çıkararak Ayala’nın lehine olacak şekilde olağanüstü hâli ilan etti. İktidar partisi onun el-Cezire’de görevden alınması için Devlet Başkanı’na bir muhtıra sunarken Beşir bu çekişmeyi ikinci bir öldürücü darbe ile yine Ayala’nın lehine sonuçlandırdı. Nitekim onun 2020 seçimlerine kadar el-Cezire valisi olarak kalmasını desteklediğini duyurdu ve şöyle dedi: 

“Allah’ın izniyle ve el-Cezire halkı onu istediği sürece görevde kalacak.”

Beşir, her zaman onun ‘el-Cezire halkına bir hediyesi’ olduğunu söyledi. İktidardaki Ulusal Kongre Partisi’nin ve el-Cezire’deki İslamcı hareketin onu devirmek için gösterdiği tüm girişimler böylece başarısız oldu. 

Ayala’nın yalnızca el-Cezire valiliğinden azledilmesi için çaba gösterilmedi. 2014 yılında başkenti Ved Medeni şehri olan Kızıl Deniz eyaletinde valiyken de görevden alınması için ‘bir milyon imza’ kampanyası yürütülmüş, bunun için ‘Vali’den Güvenoyunun Çekilmesi Talebi Yüksek Komisyonu’ adlı bir komisyon oluşturulmuştu. 

Ancak partideki rakiplerine karşı zaferi genellikle hızlı bir şekilde, Hartum’daki saraydan geliyordu. Yerel Sayha gazetesi, Ayala ve Ulusal Kongre Partisi arasındaki çekişmeyi (gariptir ki Ayala, parti başkanlığı yapıyordu) büyük bir aşama olarak niteledi. Bu aşamada farklı yollar kullanıldı ve Ayala’nın sivil projelerine, gazeteye göre ise özellikle yağmurların etkisiyle tasarımındaki mühendislik hatalarının göze çarptığı yollara yoğun eleştiriler yöneltildi. 

Gazete meclisteki Sosyal İlişkiler Komisyonu Başkanı Abdulkadir Ebu Daris, Ayala’ya karşı yürütülen kampanyayı önemsiz olarak niteledi. Bu adamı sahneden indiremeyeceğini zira kampanya başlatan topluluğun bu adama çıkarlarına ters düştüğü için muhalif olduğunu aktardı. Ebu Daris açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü: “Ayala’ya karşı yapılan mali yanlışlar ve muhalefet, bir hedefe hizmet eden iftiralardan ve söylentilerden başka bir şey değil. Eyalette güçlü odaklar vardı. Ayala’nın göreve gelmesiyle bunlar darbe yedi.” 

El-Cezire’de pek çok kimse Ayala’nın vali olduğu süre içerisinde özellikle yollar ve turizm alanında birçok proje yürüttüğünü ve yol ve kaldırım inşaatlarında görülen mühendislik hatalarının büyütülmesinin işi azaltacağını düşünüyor. 

Muhalifleri ise Ayala’ya küçümseyen gözlerle bakıyor. Gazetenin haberine göre eski Sosyal İlişkiler Bakanı el-Haris Abdulkadir, Ayala’nın kararları istişarede bulunmadan tek başına aldığını ve bu tavrın Yasama Meclisi üyelerini kendisine sundukları ‘usulsüzlükleri’ formüle etmeye iten hataları doğurduğunu, ancak onun kulaklarını tıkayarak çatışmaya yol açtığını söyledi. Haris’e göre Ayala’nın her bakanlıkta kendisine bağlı ekipler oluşturarak bu şekilde gözetimden uzak çalıştığı biliniyor. Bu durum, Yasama Meclisi’nin kendisine daha önce sunulan ‘Kalkınma İcra Fonu’ yasasını iptal etmesine sebep oldu. 

Editörün Seçimi

Multimedya