Irak zorlu bir dengenin eşiğinde

Irak zorlu bir dengenin eşiğinde

Cumartesi, 23 Mart, 2019 - 10:45
Bağdat/Hamza Mustafa
Irak’ın başkenti Bağdat, son birkaç ay içerisinde bölgesel ve uluslararası birçok ziyarete ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda Ürdün Kralı 2. Abdullah ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Bağdat ziyaretlerinin bölgede ön plana çıktığı söylenebilir. Uluslararası alanda ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Anbar vilayetindeki Ayn El-Esed Askerî Üssü’ne ‘habersizce’ gelişi ve ardından ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Bağdat temasları diğer önemli ziyaretler arasında yer alıyor. Suudi Arabistan Yatırım ve Ticaret Bakanı Macid el-Kasbi ve beraberindeki heyetin Irak’ta büyük bir ilgiyle karşılanması ve hemen öncesinde Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Bağdat ziyareti Irak’ta yaşanan yoğun diplomasi trafiğini gözler önüne seriyor.

Siyasi, ekonomi, ticari gibi amaçlarla gerçekleşen tüm bu ziyaretler, aynı zamanda söz konusu ülkelerin izlediği ‘Irak açılımı’ politikalarının da bir parçası olarak görülebilir. Irak ise bu süre zarfında, mevcut ABD-İran ve Suudi Arabistan-İran gerginliğine rağmen tüm taraflarla denge politikası yürütmeye gayret gösterdi.

Buna karşın, Başbakan Adil Abdulmehdi istisna edilirse, Iraklı yöneticiler bölgedeki ülkelere önemli ziyaretler gerçekleştirdi. Bu çerçevede Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih’in Ürdün, Suudi Arabistan ve İran ziyaretleri ayrıca Meclis Başkanı Muhammed Halbusi’nin de aynı ülkeleri ziyaret etmesine dikkati çekmek gerekir. Abdulmehdi ise hükümeti kurma görevini üstlendiği Ekim ayında hükümet programını hayata geçirme gerekçesiyle ilk 6 ay boyunca Irak dışına çıkmama kararı aldığını ilan etmişti. Ancak Suudi heyetin Bağdat’taki temasları sırasında Abdulmehdi, yakın bir tarihte Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceğini açıklamıştı.

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, geçtiğimiz hafta ABD'nin DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi James Jeffrey’i karşıladı. Salih, görüşme boyunca bir taraftan ABD ile diğer taraftan ise ‘dost ve kardeş’ ülkelerle ilişkilerin dengede tutulmasının gerekliliğine vurgu yaptı. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ABD’li yetkiliye ilişkilerde ‘denge’ hususunun vurgulandığı görülüyor. Zira söz konusu açıklamada, ABD ile çeşitli alanlarda ilişkilerin güçlendirilmesi talebinin yanı sıra, ‘Irak’ın yüksek ulusal çıkarlara ulaşması hedefiyle dost ve kardeş ülkelerle kurduğu ilişkilere’ dikkat çekilmesi, iki taraf arasında kurulmak istenen dengenin ifade edilmesi olarak görülebilir.

Jeffrey’in, ülkesinin terörle mücadelede Bağdat yönetimine desteğinin devam edeceğini belirttiği Irak ziyaretine eş zamanlı olarak, Iraklı üst düzey bir askeri heyet, İran, Suriye ve Rusya’dan heyetlerin katılımıyla Şam’da düzenlenen güvenlik ve terörle mücadelede işbirliği konulu toplantıya katıldı.

ABD: Kalma-gitme tartışması

Öte yandan, ABD’nin Irak’taki mevcut askeri varlığının Iraklı siyasi çevrelerce tartışma konusu edilmesi ile İran’a uygulanan ağır ekonomik yaptırımlar arasında bir bağlantı olmadığını gören Washington yönetimi, İran’dan doğalgaz ve elektrik satın almaya devam edebilmesi için Irak'a ambargo konusunda daha önce tanıdığı geçici muafiyet süresini uzattığını duyurdu. Zira yaz ayları kapıda. ABD desteğini alan Abdulmehdi hükümetinin, Haydar el-İbadi’nin yönetimindeki geçiş hükümetinin geçen yıl yaz aylarında elektrik kesintileri nedeniyle karşı karşıya kaldığı halk protestolarının bir benzeriyle karşılaşması ihtimali tamamen göz ardı edilemez.

Söz konusu halk protestolarının yeniden patlak vermesi ihtimalinin ışığında Washington, Bağdat yönetiminin önümüzdeki günlerde ülkedeki Amerikan askerlerinin varlığıyla ilgili tartışmalarda nasıl bir orta yol izleyebileceği konusunu gündemine almış durumda. Irak’ta geçtiğimiz yıl elektrik ve enerji konusunda yaşanan problemlerin önümüzdeki günlerde yeniden baş göstermesi halinde birtakım çevrelerin ülkedeki ABD askerlerinin varlığını kaşımaya imkân sağlayabileceği yönünde endişeler var.

Irak Al-Nahrain Üniversitesi Ulusal Güvenlik bölümünden Prof. Dr. Hüseyin Allavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu endişeyle ilgili şunları aktardı;

“Irak'ta ABD askeri üssü yok. Sadece Irak Ortak Kuvvetleri ile güvenlik konularında iletişimi sağlayan merkezler bulunuyor. DEAŞ Karşıtı Koalisyon birlikleri ve NATO güçlerinin içinde bulunan Amerikan askerleri ise Irak güçlerini eğitmek ve danışmanlık hizmeti sağlamak amacıyla iki ülke hükümetinin anlaşmaları doğrultusunda buradalar. Bu işbirliği sayesinde terör hedeflerini çok yüksek hassasiyetle vuran Irak Hava Kuvvetleri, DEAŞ saflarında büyük zayiatlar verilmesinde etkili oldu. Irak’ta ABD güçleriyle ilgili çıkan söylentiler, ister kasıtlı ister propaganda amacıyla olsun, bölgede ve uluslararası alanda mevcut çatışmaların Irak sahasına taşınmasını hedefliyor.”

Bununla beraber Irak Meclisi, önümüzdeki günlerde ülkedeki ABD askerlerinin akıbetiyle ilgili bir oturum düzenleyebilir veya bu konuda karar vermesi için topu hükümet sahasına da atabilir.

Irak Başbakanı Abdulmehdi de daha önceki açıklamasında, Irak’ta ABD askeri üssü bulunmadığını ve ülkedeki yaklaşık 5 bin 200 ABD askerinin de Iraklı güçleri eğitmek ve danışmanlık hizmeti sağlamak amacıyla bulunduğunu ifade etmişti.

İran: Menfaat mi yoksa itaat mi?

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin üç gün süren Bağdat ziyaretinin son durağında alınan tepki, Tahran yönetimini büyük ölçüde rahatsız etti. Ruhani, Bağdat temasları kapsamında üçüncü gün, Iraklı Şiilerin en büyük dini otoritesi kabul edilen Ayetullah Ali Sistani ile bir araya geldi. Görüşme sonrası Sistani’nin ofisinden yapılan açıklama oldukça manidardı. Normal şartlarda ülke çıkarlarına ve egemenliğine vurgu yapan tarafın siyasetçiler olması gerekirken burada bir din adamının gösterdiği tavır nadir rastlanılan durumlardan biriydi.

Ruhani’nin Iraklı siyasilerle yaptığı görüşmelerde hiçbir yetkilinin ağzından “Irak’ın egemenliği” veya “ilişkilerde iki ülke çıkarlarının esas alınması gerektiği”  yönünde bir uyarı gelmezken, bir din adamı olan Sistani’nin söz konusu uyarıları Ruhani’nin yüzüne karşı yapmış olması dikkatleri fazlasıyla üzerine çekti.

Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan Şii din adamı Haydar el- Gurabi, Sistani- Ruhani görüşmesinin bölgede sonuçları olacağını belirtirken, ziyaretin İran’ın bölgede ve Irak’ta önemli bir oyuncu olduğunun kabulü olduğunu söyledi.

Gurabi, Sistani’nin, İran’ın bu rolünü görmezden gelemeyeceğini ve dolayısıyla çeşitli konularda İran Cumhurbaşkanıyla görüş alışverişlerinde bulunduklarını belirtti ve Ruhani’nin Necef’e bölgesel ve uluslararası pek çok konuyu görüşmek üzere gittiğini belirtti.

Gurabi, “Ruhani, buradaki din adamalarının görüşlerini almak üzere Necef’e geldi. Hepsinin o ya da bu konuda aynı şeyleri düşünmeleri zorunlu değil” dedi.

Islah ve İmar Koalisyonu yetkililerinden Haydar el-Molla, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Irak’ın komşu ülkelerle egemenliklerine saygı ve içişlerine karışmama ilkeleri üzerine kurdukları ilişkilerin güçlendirilmesinin önemine değindi.

İran’ın bugün ABD ve Avrupa tarafından uygulanan ekonomik yaptırımlardan dolayı sıkıntı içinde olduğu biliniyor. İran, Irak sahasının yaptırımları hafifletmek için önemli bir saha olduğunun bilincinde. Ruhani, Irak ziyaretinden önce iki ülke arasında ticari ilişkilerin güçlendirilmesi ve ticaret hacminin 12 milyar dolardan 20 milyar dolara çıkarılması gibi önemli konulara değinmişti.

Molla, “Bu meselenin iki boyutu var. Birincisi, bir ülke yaptırımlara maruz kalıyorsa daha fazla zarar görmesini engellemek için yollar arar. İkinci boyut ise siyasidir. Bu da ABD tarafından Irak’ın komşu ülkelerini kuşatmak için kullanılmasıdır. Ancak Irak asla böyle bir amaç uğruna kullanılamaz” dedi.

‘Öncelikle Irak’

Tüm bu gelişmeler ışığında Bağdat yönetimi, çatışmalı taraflarla olan ilişkilerinde denge unsurunu gözetmesi için ‘Öncelikle Irak’ söylemini yeniden esas almalıdır.

Editörün Seçimi

Multimedya