Hindistan ve Pakistan ne zamana kadar nükleer saldırıdan kaçınacaklar?

Hindistan ve Pakistan ne zamana kadar nükleer saldırıdan kaçınacaklar?

Perşembe, 14 Mart, 2019 - 09:00
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist
Hindistan ve Pakistan arasında patlak veren kriz, halen devam ediyor. Geçen ay Keşmir’in Hindistan tarafından kontrol edilen kısmında 40 Hindistanlının hayatına mal olan intihar saldırısı bu krize yol açmıştı. Bu saldırı, nükleer silaha sahip iki komşu arasında gelecekteki çatışmaların nasıl gelişeceği konusunda endişeye neden oldu.

Son çatışmada saldırıyı Pakistan merkezli Ceyş-i Muhammed Örgütü (Muhammed’in Ordusu) üstlendi. Bu örgütün kökleri, Keşmir’de faaliyet gösteren, radikal bir grup olan ve el-Kaide’yle bağlantısı olduğu düşünülen Mücahitler Hareketi’ne dayanmaktadır. Saldırı emrini Ceyş-i Muhammed’in komutanının verdiği söyleniyor.

Ceyş-i Muhammed’in komutanı, tedavi gördüğü Pakistan’da askeri bir hastanede bulunuyor. Bu tür provokasyonların ardından Hindistanlı komutanlar, sonuçta nükleer silahları kullanmaya neden olabilecek tehlikeli askeri bir çatışmaya yol açmadan nasıl karşılık verileceği konusunda sürekli zorlu seçeneklerle yüzleşiyor. Bu defa tehditler, Hindistan tarafından geldi. Şöyle ki Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari, “Hindistan, İndus Suları Anlaşması’na göre Pakistan’la paylaştığı suyu kesecek ve bu suyu içeride kullanacak” açıklamasında bulundu. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, “Hint ordusu, zamanı ve mekânı belirleme ve düşmana karşılık verme konusunda tam bir özgürlüğe sahip olacak” dedi.

Bu kez Modi, orduya başvurdu. Gelecek krizlerde seçenekleri sivil yönetim değil de askeri yönetim belirleyebilir. Bu, Pakistan tarafı için de doğru bir karardı.

Hint ordusu, 26 Şubat’ta Ceyş-i Muhammed’in eğitim kamplarını bombalayarak saldırıya karşılık verdi. Hint kuvvetleri ilk defa Pakistan sınırını geçti. Pakistan, gözlem hattı boyunca hava saldırısıyla yanıt verdi. Fakat hava saldırıları -1971’den beri ilk kez meydana geliyor - sırasında Pakistan kuvvetleri, bir Hint uçağını düşürerek pilotunu esir aldı ve 1 Mart’ta da pilotu serbest bıraktı.

Batılı askeri bir analist şunları söylüyor: “Son kriz, gerçek bir uyarı niteliğindedir. Zira nükleer güçlerin konvansiyonel bir şekilde birbirleriyle savaşamayacağını belirten bir kanun bulunmuyor.”

Bazıları, önümüzdeki Nisan ayında Hindistan’da yapılacak genel seçimler öncesinde bunun yerel halka yönelik bir davranış olduğunu ifade ediyor olsa da kriz Modi’nin daha fazla risk alabileceğini gösterdi. Fakat söz konusu analiste göre bu kriz, daha kanlı ve daha tehlikeli olmasından dolayı gelecekte yeni krizlere yol açacak.

Askeri analistin dediği gibi geçmiş krizler, karada meydana gelirken bu kriz, hava saldırılarına dayandı. Dolayısıyla Yeni Delhi, acilen modern savaş uçakları satın alabilir. Zira Hindistan Hava Kuvvetleri’nin bu uçaklara acil ihtiyacı var.

İlk anda Hindistanlı pilotun serbest bırakılması, bu krizin bittiğine işaret edebilir. Fakat iki ülke arasındaki büyük rekabetin sonunu gösteren bir işaret mevcut değil.

1990’ların sonlarından beri ABD, Hint Alt Kıtası’nda arabuluculuk ve barış yapıcı rolünü üstlendi. ABD Başkanı Bill Clinton, 1999 yılında Kargil savaşını bitirme konusunda önemli bir rol oynadı. ABD, 2001-2002 yıllarında “İkiz Tepeler” olarak adlandırılan çatışmalarda da gerilimi ve krizi azaltma konusunda rol oynadı. Fakat bu defa ABD, Mike Pompeo’nun tarafları ölçülü olmaya çağıran açıklamaları dışında herhangi bir rol üstlenmedi.

Söz konusu Batılı analist, “Şu an Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim, yavaş yavaş azalıyor gibi. Fakat Keşmir’de gelecekte etkiye açık bir durum söz konusu. İşte burada iki ülke Çin’e bakıyor” diyor.

Doğal olarak Pakistan, kriz zamanında Çin’den teminat elde etmeye çalışıyor. Çin, İslamabad’la eşsiz dostluğunu muhafaza ediyor. Çin-Pakistan Ekonomi Koridoru’yla birlikte bu dostluk, son yıllarda daha da arttı. Ekonomi Koridoru, “Yol ve Kuşak” girişiminde öncü bir projedir. Bu projeyle birlikte Çin, Sincan bölgesinden Pakistan’ın Gwadar Limanı’na kadar uzanan koridor boyunca altın bir çağ bekliyor. Hindistan ise bu projeye karşı çıkıyor. Çünkü bu projenin bir kısmı, Hindistan’ın kendisine bağlı olduğunu söylediği Keşmir topraklarından geçiyor.

Fakat söz konusu analist, Pekin’in Pakistan-Çin Ekonomi Koridoru’nun olumsuz bölgesel gelişmelere maruz kalmasına izin vermeyeceğini anlamaları gerektiği konusunda Pakistanlıları uyarıyor. Hindistan ve Pakistan arasındaki son krizin hızlı bir şekilde çözülmesi çağrısını ilk Çinlilerin yapmasının arkasındaki sebep de bu olabilir.

Pakistan yanlısı her Keşmirli, son operasyondan memnun değil. Keşmirli aktivist ve belgesel film yapımcısı Talat Bahat, son saldırının Keşmir halkının hakları konusunda yürütülen barışçıl politik harekete zarar verdiğini söylüyor. Pakistan, Ceyş-i Muhammed’e ve diğer İslami gruplara karşı harekete geçmelidir. Pakistan ordusunun stratejik dayanakları, Keşmir meselesini parçalıyor ve bu tür eylemlerden dolayı Hindistan’ın insan haklarına yönelik ihlallerden kurtulmasını sağlıyor.

Pakistan’a bağlı bölgede Cammu Keşmir Kurtuluş Cephesi’nin lideri Tevkir Cilani, “Bu saldırı, Keşmir sorununa yönelik uluslararası toplumun sempatisini çekmeyecek. Aynı zamanda bu saldırı, Güney Asya’da silahlanma yarışını artıracak ve bölge geri kalmaya devam edecek” dedi.

Diğer yandan Hindistan, Birleşmiş Milletlerden Ceyş-i Muhammed Örgütü’nü ve lideri Mevlana Mesud Ezher’i terör listesine almasını yeniden talep etti. Fakat her zamanki gibi Çin, Yeni Delhi’nin çabalarını boşa çıkardı.

Söz konusu Batılı analiste göre Pekin, radikalleri destekleme konusunda İslamabad’ın politikasına müdahale etmeyebilir. Fakat durum, Keşmirli savaşçılara karşı olası uluslararası bir operasyonla bağlantılı olduğu zaman Çin, Ceyş-i Muhammed’e ve liderine sert bir karşılık verebilir. Çünkü bu gruplara karşı tek taraflı önlemler alması gerektiği konusunda Hindistan’da hükümete yönelik çağrılar artıyor. Ancak Yeni Delhi tarafından yapılacak tek taraflı bir operasyon, bölgedeki barışı ve Güney Asya’da iki rakip nükleer ülke arasındaki ilişkileri parçalayabilir.

Geçen hafta düzenlenen Ulusal Halk Meclisi’nin yıllık toplantılarının akabinde Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, “Yeni Delhi ve İslamabad’ın krizi azaltmak için uzlaşmaya varmaları gerekiyor” dedi. Çin’in iki nükleer komşu arasında dengeli bir rol oynadığını belirten Yi, Pakistan’ı “Çin’in demir kardeşi” olarak nitelendirdi.

Wang Yi, geçen yılki toplantılarda Çin ve Hindistan arasındaki ilişkileri tanımlarken dikkat çekici ve karmaşık bir ifade kullanmıştı. Yi, açıklamasında “Çin ejderi ve Hint fili savaşmamalı, aksine birlikte dans etmelidir” demişti.

Geçen ay Hindistan ve Pakistan arasında meydana gelenler konusunda halen birtakım belirsizlikler var. Fakat buna benzer bir kriz, gelecekte kesinlikle yeniden patlak verecektir.

Yeni Delhi, İslamabad, Washington ya da Pekin’deki aktif taraflar, bu krizden ileride meydana gelecek krizin tehlikesini azaltacak dersler aldı mı?

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya