İran’da reform mu yoksa reformcular mı başarısız olmuştur?

İran’da reform mu yoksa reformcular mı başarısız olmuştur?

Çarşamba, 13 Mart, 2019 - 10:00
İran eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi tehlike çanını çalarak Reformcu akımın sokağını kaybettiğini ve seçmenlerini gelecek seçimde oy vermeye ikna etmesinin zorlaştığını itiraf etti. Hatemi lafı dönüp dolaştırmadan açık bir şekilde İran’da hiç kimsenin gelecek seçimlere katılacak Reformcu hareketin taleplerine kulak vermeye hazır olmadığını belirtti. Ona göre bunun nedeni; reformcu hareketin seçimler sırasında kullandığı ve İranlı seçmenlerin bunlara güvenip dayanarak kendisine oy verdiği sloganları minumum düzeyde bile gerçekleştirmekte başarısız olması ve bunun sonucunda oluşan hayalkırıklığı ve ümitsizlik halidir.

Reformcu akımın en güçlü liderinin bu sözleri İran’da devlet ve halk ya da Muhammed Hatemi’nin 1997 yılında süpriz bir şekilde cumuhurbaşkanlığı seçilmesi ile açığa çıkan rejim ile muhafet arasındaki diyalektik ilişkiyi en kesin ve dakik bir şekilde niteleyen sözlerdir. Hatemi’nin cumhurbaşkanı seçilmesi ile reform hareketi devlet ve iktidar yapısı içerisinde siyasi bir akım olarak şekillenmiştir. Toplum ile muhalefeti bir araya getirme gücü gibi sahip olduğu olağanüstü avantaj göz önüne alınarak reformistlere büyük ümitler bağlanmıştır. Gerçekten de Hatemi’nin etrafında Reformcu akım adı verilen bir siyasi akım oluşmuştur. Bu reformcu gruplar; Hatemi’nin İran takvimine göre seçildiği tarihi uğurlu kabul edip kendilerine “Khordad’ın İkisi Örgütü” adını vererek sembolik olarak kendisini Hatemi’ye bağlamıştır. Onlara göre bu tarihte İran’da devlet ve toplum resmi olarak Reformcu ve Muhafazakar olmak üzere 2 akıma bölünmüş, devlet ve devrim ikilisinin oluşturduğu çözülmesi zor düğümün yanında İran’ın yapısal karmaşıklığına yeni bir ikilem eklemiştir.

Kuşkusuz Hatemi’nin cumhurbaşkanı seçilmesi, İran-Irak Savaşı ve Humeyni sonrası dönemde İran’da sosyal dönüşümleri gerçekleştirmek için gerekli alanı oluşturmuştur. Bu iki dönemin ardından İran, eski cumhurbaşkanı ve İran rejiminin mühendisi merhum Haşimi Rafsancani’nin yönettiği ikinci bir geçiş dönemine girmiştir. Rafsancani’nin iktidar yılları; devlete ve rejime bağlı kültürel, dini kurumlar içerisinde gerçekleştirilen yeniden okumalar sayesinde yeni kavramların ortaya çıkmasına yardımcı olmuştur. Rafsanci’nin son başkanlık yılları İran toplumunun gelişimi, sivil düşünceler, entelektüel çoğulculuğun ve farklı eğilimlerin kabul edilmesi ile ilgili derin tartışmalara tanıklık etmiştir.

Başa yani sayın Hatemi’nin İslami Şura Meclisi’nde (parlamento) Reformcu Emel Bloğu milletvekilleri ile buluşmasına dönersek Hatemi bu buluşmada şunu da söylemiştir: “Bugün şahsen kitleler tarafından bana yöneltilen sorularla karşılaşıyorum. Bana reformcu hareket olarak sizler bizim seçim sandıklarına yönelmemizi sağladınız. Ama biz sizden İran’da gerçekleştirmeyi başardığınız gerçek bir reformu bizlere sunmanızı istiyoruz diyorlar.” Hatemi’nin daha tehlikeli ve içeride reform hareketini engelleyen ve projelerini gerçekleştirmesinin önüne geçen akımlara bir uyarı mesajı sayılabilecek sözleri ise şunlardı: “Reformcuların seçimlere katılmaması  diğer tarafın (yani Muhafazakarların) değil rejimin yıkılmasını talep edenlerin emeğine yağ sürecektir.”

Hatemi’nin Reformcular ile Muhafazakarlar ikilisi dışında rejimin yıkılmasını talep eden bir başka akımdan bahsetmesi; Reformcu Hareket’in fiili olarak Yeşil Hareket’e bağlı yeni neslini, sloganlarını yenilemeye ve başta genel özgürlükler ile ekonomi olmak üzere sosyal sorunların büyük bir çoğunluğunu kötü bir şekilde yöneten rejime karşı daha radikal tutumlar benimsemeye itmektedir. Rejimin bu başarısızlıkları, refomcular arasında sağcı olarak nitelenebilecek ve artık rejimi reforme etme seçeneği yerine belki de gerilimi yükseltme ya da boykot seçeneklerine yönelebilecek akımlara gerekli zemini sunmaktadır. Bu gerilimi artırma ya da boykot seçenekleri Hatemi’nin Emel Bloğu milletvekillerine yaptığı konuşmasını bağladığı gibi gelecek dönemde birbirleri ile bağlantılı olacak gibi görünmektedir: “Halktan bir kez daha seçimlerde oy vermesini talep etmek çok zor. Halkın bana ya da size kulak vererek seçimlere katılacağını mı düşünüyorsunuz? Ben bunu uzak bir ihtimal olarak görüyorum.” Muhafazakarlara göre reformcu kesimin gelecek seçimlere katılmaması devlet kurumlarını tamamen ele geçirilmesi ve rejim içerisinde temel değişiklikler yapmak isteyen bütün reformcu çabaları kuşatmak için bir fırsattır. Aşrılıkçı güç merkezleri ekonomik yaptırımlar ve dışarıda izole edilmesi nedeniyle karşı karşıya olduğu bütün zorluklara rağmen siyasi, kültürel ve sosyal protesto hareketi ne kadar genişlerse genişlesin geri adım atmayacaktır çünkü kendi imtiyazlarını, gücünü ve bekasını savunmak için bir savaş yürütmektedir.

Reformcuların ardından İran’da Muhafazakarların tam anlamıyla bir zafer elde etmeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü rejim iç reformları gerçekleştirmeyi reddetmekte ya da buna gücü yetmemektedir. Ancak rejimin kendisini reforme etme düşüncesi yerine artık açık bir şekilde kendisinin yıkılmasını talep eden yeni akıma karşı koyması da kolay olmayacaktır.

Sonuç olarak; baskıcı rejimler her zaman, kendisini rahatsız edip yorsalar da yıkmakta başarısız olan protesto hareketlerinin ümitsizliğe düşüp sona ereceğine güvenirler. Ama bu rejimler geçmişte içerideki yumuşak reform hareketine karşı kazanmaya alışkın olsa da gelecek karşılaşmada reformculara alternatif oluşturan yeni sert hareketi hesaba katmamışlardı.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya