Çözüm Riyad’da

Çözüm Riyad’da

Salı, 12 Mart, 2019 - 07:15
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Avrupa Komisyonu’nun kara para aklama ve terör finansmanı ile mücadelede başarısız olan ya da bunu ihmal eden ülkeler ile ilgili önerdiği listeye Suudi Arabistan’ı da eklemesine karşılık  Avrupalılara diyor ki;

“Suudi Arabistan’ın kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadele konusundaki çabaları hakkında bilgi sahibi olmak için buyurun (başkent) Riyad’a gelin.”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da son olarak Katar tarafına kendisini boykot eden 4 ülke ile arasındaki krizi çözmek için Riyad ile kendisi arasında arabulucuk ve diyalog çağrısı yapmaktan başka elinde çözüm önerileri olmadığını iletti.

Bazen gerçekler insanlara burunlarının ucundan çok daha yakındır, ama onu gerçekten görmek niyetinde olmayanlar onu anlamaktan da uzaktır.

Avrupa Komisyonu’nun listesi, sadece kusur ve hatalar ile dolu değildir. Ulaştığı sonuçların üzerine dayandığı standartlar açısından da kınanmalı ve reddedilmelidir. Bu nedenle AB ülkelerinin büyük bir çoğunluğu, Suudi Arabistan’ın sözkonusu listede yer almasını reddetti ve Komisyon’un görüşü kendi ülkeleri tarafından bile kabul edilmedi.

Sağlam haberlerin haksız ve yalan haberlerle karıştığı bir dönemde, her haber şüpheli görülse de itibar sahibi resmi taraflar, her zaman şekil ve içerik olarak haberin güvenilir kaynağı olmuşlardır. Bu nedenle Riyad, Avrupa Komisyonu’nun bu tutumuna resmi olarak 2 ilke çerçevesinde karşılık vermiştir.

Bu ilkeler; işinde güven ve kendini diğer bütün amaçlardan soyutlamaktır. Sonuç olarak da listenin hiçbir anlamı kalmamıştır. Her ne kadar ABD, İngiltere ve Fransa’nın dünyanın en güçlü 20 ekonomilerinden biri olan Suudi Arabistan’ın Afganistan ve Panama gibi şüpheli görülen ülkeler ile aynı listede yer almasına karşı çıkmış olsalar da Avrupa Komisyonu’nun Suudi Arabistan’a karşı yürüttüğü bu olumsuz tanıtım kabul edilemez.

Bunu sadece Suudi Arabistan uluslararası anlaşma ve yasaların onayladığı kara para aklama ile mücadele ve terör finansman kanallarını kurutmaya yönelik açık strateji ve işlemlere bağlı bir ülke olduğu için söylemiyoruz. Bunun yanında Suudi Arabsitan, terör örgütlerinin elde ettikleri finansman ile bölgede düzenledikleri saldırılardan en büyük zararı gören ülkelerden biri olduğu ve radikal grupların topraklarında saldırılar düzenlediği ülkelerin başında geldiği için de bizim için bu olumsuz kampanya kabul edilemez.

Sonuç olarak, AB ülkelerinin durumun farkına varıp Suudi Arabistan’ın adının kara listede yer almasına karşı çıkmaları, olumsuz kampanya ve tanıtımı sonlandırsa da resmi kurumların özellikle de terör ile ilgili konuları başka hedefler ya da meseleler lehine siyasileştirmek yerine son derece güvenilir olmaları hala önemini korumaktadır.

Riyad’da resmi ve devlete ait finansal kurumların çalışma mekanizmaları ve uluslararası finans sistemleri ile işlemlerinde şeffaflığa bağlı olduğu anlaşılabilir.

Katar’ın içinde bulunduğu kriz yine Riyad’da çözülebilir. Katar’ın krizinin çözümü sihirli değil gerçekçidir. Katar’ın çözüm için yapması gereken en önemli şey; Mısır, Libya ve Yemen ve Körfez’de terörü desteklemeyi bırakmaktır. Rusya Dışişleri Bakanı bile bölge liderleri ile görüşmek için geldiği ve uluslararası masanın daha büyük 2 meselesi olan Suriye’de siyasi çözüm ve Filistinliler ile İsrailliler arasında barış görüşmelerini yeniden canlandırma ile karşılaştırıldığında küçük kalan bu sorunu küresel bir sorun haline getirmeyi reddetti.

Riyad da Katar’ın ümitsiz tek taraflı çözüm önerisini reddedrek, ortakları Kahire, Abu Dabi ve Manama olmadan Doha ile görüşmeyeceği karşılığını verdi. Doha tek başına sıkıntı çekmeyi sürdürecek, çünkü kendisi için büyük olan bu kriz diğer ülkeler için küçüktür. İngiliz Barclays Bankası ve FIFA’ya uzanan rüşvet skandalları ile boğuşmak zorunda kaldığı zaman Katar rejimi, krizin kendisi için de küçük bir hale gelmesine karşı dikkatli olmalıdır.

İngiltere Ağır Dolandırıcılık Ofisi, 6 yıldır İngiltere merkezli Braclays Bankası’nın 2 üst düzey yetkilisi ile eski Katar Başbakanı Hamad bin Casim Al Sani arasındaki şantaj ve rüşvet skandalını araştırırken, bu skandalın ayrıntıları hakkındaki haberler, ardı ardına gelmektedir.

Elektronik postalar, toplantı ve görüşmeler ile ilgili veriler, muazzam detaylar ve üst düzey bir hırsızlığı ve dolandırıcılığı ortaya çıkardı. Bu ayrıntılara göre özetle İbn Casim; 2008 yılındaki ekonomik krizin ardından İngiltere hükümetinin elinden ve kamulaştırılmaktan kurtulması için bankanın ihtiyacı olan 1.6 milyar sterlinlik finansal yatırım paketine karşı kendisine 600 milyon sterlin rüşvet ödemesini talep etmiş.

Topraklarında bulunması karşılığında Katar’dan gittikçe daha fazla para talep eden ABD ve Türk askeri üslerinin maliyeti ve doğalgaz üretimindeki rekabetin artması ve genişlemesinin ardından doğalgaz devleti Katar’ın maruz kaldığı finansal baskıların yanında yine 2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapması karşılığında, FIFA’ya verdiği rüşvetin gerçekliğiyle ilgili haberler ve ayrıntılar da ortaya çıkmayı sürdürmektedir.

Bu büyük sorunlar, bir yandan paralarını politik tutumlar ve medyada bazı kalemleri satın almak için saçıp savuran rejimin omuzları üstündeki yükü artırırken, diğer yandan finansal ve siyasi sıkıntıların habercisidir.

Çözüm Riyad’dadır dediğimizde krizlerin çözümünün sadece onun tekelinde olduğunu söylemek istemiyoruz. Ancak bugün Riyad, ekonomik ve siyasi gücünün kendisine bilge ve sağlam bir liderlik rolünü dayattığı bir güç haline gelmiştir. Suudi Arabistan diplomasisi birçok kez kendisini açıkça ifade etmiştir. Hiç kimsenin iç işlerine karışmadığımız gibi hiç kimsenin de bizim iç işlerimize karışmasına izin vermeyeceğiz ve başkentimizin kapıları barıştan yana olan ve gerçekleri arayan herkese açıktır.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya