Şenol Güneş ve Milli Takım

Şenol Güneş ve Milli Takım

Salı, 12 Mart, 2019 - 06:45
Mehmet Atalay
Gençlik ve Spor eski Genel Müdürü ve Basın İlan Kurumu eski Genel Müdürü
2002’de “Dünya’nın En Başarılı Teknik Direktörü” seçildiğinde de farkına varamamıştık, Türkiye’yi Dünya Üçüncüsü yaptığında da kıymetini bilememiştik.

Başarısını hazmedemeyip, alkışlamak erdemini gösteremeyeler de olmuştu, şampiyonluğu kaçıran adam olarak ilan edip nankörlük edenler de...

Tam asrın yarısından fazla, Dünya Kupası finallerine gidemeyen, hatta eleme grubunda bile çoğu defa averaj takımı olan bir ülkenin, 2002 Dünya Kupası’nda,  makûs talihini yenen adam olduğu halde hırpalayalar da çok oldu...

Saçıyla başıyla, kıyafetiyle uğraşıp, karizmayı, hezimetleri bile zafer gibi anlatan pişkinliklere reva görenler, Onun, aslında, Anadolu’nun bağrından çıkan ve halkı temsil eden bir figür olduğunu hiç görmediler, görmek istemediler...

Gece kulüplerinde göremedikleri, birlikte gösterişli ortamların havasını attıramadıkları, medya maymunu haline getiremedikleri, özel muameleye alet edemedikleri, eğlencelerin adamı yapamadıkları, bir hocanın “adam duruşu”na da uyuz oldular...

Çünkü, sadece kendi doğrularını uygulayan, inandığından taviz vermeyen, şaibesiz, lekesiz, tertemiz ve hala kırılamayan, şampiyonluklarla dolu kaptan kalecilik hayatı ve hocalığında, milletin kalbinde silinmez izler bırakmıştı o.

Hiçbir başarıyla yetinmeyen, sürekli okuyan, araştıran ve kendini yenileyen, büyük başarılarda bile zafer sarhoşu olmayan, ayakları yerden kesilmeyen, başarıyı paylaşan, başarısızlığın faturasını sırtlayan, tevazu insanı da o...

Bu sebeple de, ne dedilerse, hepsini yutmak, tükürüklerini yalamak zorunda kaldılar...

Çünkü, onun Dünya üçüncülüğünü beğenmeyen ve tesadüfen olduğunu ileri sürenler, 2002’nin hemen akabinde 2003’te yapılan ve sadece dünya şampiyonlarının katılabildiği Konfederasyon Kupası’nda da tekrarlanan başarı, büyük alkış aldı.

Türkiye, 2002’de finale çıkma maçında 1-0 kaybettiği Brezilya’yı bile burada eleyip üçüncü olması, hayranlıkla izlendi...

Bütün ülkeler, Türkiye’nin futbolda aldığı mesafeyi, incelemeye aldılar ve bu büyük başarının sırrını çözmeye çalıştılar...

Sadece geri kalmış ülkeler değil, gelişmiş, futbolda ileri gitmiş ülkeler bile, Türkiye’nin bu kadar kısa zamanda bu büyük sıçramayı, nasıl başardığının analizini yapıyordu...

Dünya ve Avrupa futbolunun patronu FİFA ve UEFA, Şenol Güneş’i, sadece yılın en başarılı hocası olarak görmüyor, artık en önemli arenalara konuşmacı olarak çağırıyordu...

Ve Şenol Güneş’i isteyip de alamayacağını düşünenler, sihirli Türk formülüyle, kendi ülke futbolunu kalkındırmak için Türk teknik direktörlere görev teklif etmeye başladılar, hatta ikna için Başbakan ve Bakanlık nezdinde, çaba harcamamızı, onlara hoca göndermemizi bile istediler...

Bu büyük çıkış, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda, Fatih Terim’le yarıfinal başarısına dönüşse de, hiçbir Dünya Kupası’nda yaşanmadı, hatta rüyası bile görülmedi...

Güneş sonrası, 2006, 2010, 2014 ve 2018 elemelerimizde, gruplardan çıkamadık, final yüzü göremedik, üstüste 4 Dünya Kupası’nı es geçtik. Grubumuzda üçüncü olduğumuzda bile sevinip hoca ve futbolculara ödül verdik...

Şenol Güneş’siz geçen 18 yılı Türkiye, hayal kırıklıklarıyla, hezimetlerle, rezaletlerle geçen ve milletimizi küçük düşürecek sonuçlarla geçirdi...

Nice denemeler yaptık bu 18 yılda… Ersun Yanal, Fatih Terim, Abdullah Avcı,  Guus Hiddink, Fatih Terim, Mircea Lucescu geldi gitti bu sürede...

Beşiktaş’a geldiğinden beri, elde etmediği başarı ve kırılmadık rekor bırakmayan Şenol Güneş, özellikle Şampiyonlar Ligi’nde namağlup liderlik, en çok galibiyet, en fazla gol ve en yüksek puan rekoruyla muhteşem zaferler kazandırdı...

Ve Şenol Güneş, 2022 Dünya Kupası’nda gidebilmek, şeytanın bacağını kırabilmek ve Türkiye’ye hasretini çektiği başarıları yaşatabilmek için yeniden Milli Takım’ımızın başına kurtarıcı olarak getirildi...

Türkiye yeniden başta İslam Dünyası, Asya’sı, Afrika’sı ve ezilen bütün ülkelerin destekleyeceği, Gönüllerin Şampiyonu olmak, başta en güçlü ülkelerin yeniden kabusu olmak üzere, Şenol Güneş yönetiminde görücüye çıkıyor...

2002’de devler arenasında ilk 5’e giren, daha sonra 60’lara kadar gerileyen Türkiye’yi, bugün 40. sıralardan, yeniden aynı çizgiye taşımak, Brezilya, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ile aynı kategoriye taşımak için kolları sıvıyor...

Başaracak mı, inşallah başaracak. Tereddüdümüz yok. Sadece milletçe kenetlenmeli, yanında olmalıyız...

2002’de olduğu gibi, yeniden, Ay-Yıldızlı bayraklarla, sokaklara çıkmanın hazırlığını yapabilir, her kıtada, her coğrafyadaki Türkler’i ve kardeş ülkelerin seyircilerini coşturabiliriz...

Bu günler, inşallah geliyor ve de yakındır... Hayırlı olsun, İkilinin adı yeniden Şenol Güneş ve Türkiye...

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya