Terörle savaşın yeni arenası: Afrika

Terörle savaşın yeni arenası: Afrika

Pazartesi, 11 Mart, 2019 - 22:15
Nuakşot/Eş-Şeyh Muhammed
ABD ve müttefikleri, Suriye'de DEAŞ’a karşı gerçekleştirdikleri askeri operasyonlarda sona yaklaşırken aynı zamanda 11 Eylül 2001 saldırılarından bu yana teröre karşı savaştıkları Afganistan'dan çekilmeye hazırlanıyorlar.

Tüm bunlar yaşanırken Ortadoğu’da azalan teröre yönelik küresel savaşın Afrika kıtasına kayması ve bu savaşın yeni merkezi olması dikkat çekiyor.

Afrika dünyanın en fakir ve okuma-yazma oranının en düşük olduğu bölgelerinden biri. Birçok insan sıtma, AIDS ve Ebola gibi ölümcül salgın hastalıkların pençesinde.

Yoksulluk, salgın hastalıklar ve cehalet, Afrika’yı terör örgütlerinin büyümesi ve yayılması için verimli bir ortam haline getiriyor. Bunlara bir de yaygın şekilde görülen sosyal adaletsizlik, demokrasi eksikliği ve çoğu Afrika ülkesinde yaygın olan yolsuzluklar ekleniyor.

Buna karşılık Afrika, petrol, doğalgaz, uranyum ve altın gibi toprak altında uyuyan muazzam servetten pay almak isteyen dünya güçlerinin yatırım için verimli olan kıtada yer alma mücadelesi verdiği bir bölge. Tüm bu toprak altı zenginliklerinin yanı sıra kıta, terör faaliyetlerini finanse etmek için bölgeyi Güney Amerika'dan Avrupa'ya uyuşturucu kaçakçılığı koridorları olarak kullanan ve Batı’nın çıkarlarına karşı olan terör örgütleri karşısında savunmasız bir durumda.

Teröristler Ortadoğu'dan Afrika'ya kaçıyor

Son yıllarda yüzlerce yabancı savaşçı, Suriye ve Irak'taki savaş alanlarından başka bölgelere kaçtı. ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratfor tarafından yayınlanan Mart 2019 raporu, bu savaşçıların büyük bir kısmının Afrika kıtasına doğru kaçtıklarına işaret etti. Raporda Afrika’nın “terörle mücadelenin yeni arenası” olduğu vurgulandı. Geçtiğimiz yıl Afrika’daki yabancı savaşçı sayısında “önemli bir artış” yaşandığına işaret eden rapor, Afrika topraklarına giren ve militan gruplara katılanların, DEAŞ’ın Suriye ve Irak'ta yaptığı gibi aşırılık yanlısı bir devlet kurmaya çalıştıklarını ileri sürdü. Rapor, bu savaşçıların kıta için “gerçek bir tehdit” oluşturduğu konusunda uyardı.

Bu uyarıları ciddiye alan birçok Afrika ülkesi, yabancı savaşçıların ülkelerine giriş ihtimallerini engellemek için havaalanlarında ve sınır geçiş noktalarında güvenliği artırdı.

Senegal, Moritanya ve Gine'deki hükümetleri ince eleyip sık dokuyarak vatandaşlarıyla ilgili bir “kara liste” oluştururken birçoğu da Ortadoğu’daki terör gruplarının uğradığı büyük kayıpların ardından, çok sayıda yabancı savaşçı için büyük bir geçiş noktası olan Türkiye ile güvenlik işbirliğini arttırmayı tercih etti.

Afrika, başta petrol olmak üzere enerji üretiminde ve taşınmasında hayati bir bölge olan Ortadoğu gibi dünya gündemde yer tutmuyor olabilir. Ancak Afrika kıtasının yer altı zenginlikleri, Ortadoğu'ya alternatif arayışı içinde olan petrol ve doğalgaz araştırmalarında uzman birçok uluslararası şirketin gözünde “keşfedilmemiş” bir bölge olmaya devam ediyor. Bununla birlikte Kuzey ve Batı Afrika bölgelerindeki terör tehlikesi, başkentleri bu bölgelere sadece yüz kilometre uzakta olan Avrupa kıtasının ulusal güvenliğini de tehdit ediyor.

Bu nedenle, her ne kadar dünya güçleri, terörle mücadeleye kendi çıkarlarına ve bu çıkarların var olduğu alanlara göre değişen seviyelerde katılıyor olsalar da onları Afrika’da terörle mücadelede yer almaları için çeken birçok faktör var. Örneğin, ABD terörle mücadele faaliyetlerini Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'nu birbirinden ayıran Babu’l Mendeb Boğazı'nın yakınındaki Afrika Kıtası’nda yoğunlaştırmakta.

Kritik Nokta: Babu’l Mendeb

Stratejik bir öneme sahip olan Babu’l Mendeb Boğazı, küresel deniz taşımacılığında önemli bir etkiye sahip. Bu nedenle ABD, Cibuti'deki dünyanın en büyük insansız hava aracı (İHA) limanı olarak tanımlanan askeri üssünü, Somali'de eş-Şebab Hareketi ve DEAŞ’a karşı baskı yapmak için kullanıyor.

Birçok Avrupa ülkesi ister Fransa veya ister ABD ile olsun koalisyonlar kurarak Afrika’daki teröre karşı savaşta yer alırken başta ekonomi alanı olmak üzere kıtada Rusya ve Çin’in etkisi de artmaya devam ediyor. Bu ekonomik etki, “terörle” mücadelede yerel yönetimlerle yapılan güvenlik ve askeri işbirliği anlaşmalarının imzalanmasıyla ortaya çıkan güvenlik ve askeri etkinin ötesine geçiyor.

Afrika kıtasının birçok bölgesi militan grupların pençesine düşmeye başlamasından bu yana açıklanan veriler, Afrika'nın teröre karşı savaşın merkezi haline geldiğini gösteriyor. Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından bu yılın başlarında yayınlanan bir rapora göre Afrika, artık kasırganın tam merkezinde ve uluslararası gündemin ön saflarında yer alıyor.

Boko Haram ve DEAŞ tehdidi

Merkez tarafından yayınlanan raporda şu ifadeler yer aldı:


“Afrika’da teröre karşı yapılan küresel savaş, dört ana cephede gerçekleşiyor. Bunlar; Somali, Çad Gölü Havzası, Sahel Bölgesi (Mali’nin merkezi ve sınır bölgeleri) ve Mısır. Afrika’da militan grup sayısının 2018’de iki katına çıktığını gösteren veriler bulunuyor. Geçtiğimiz yıl 13 Afrika ülkesi günlük olarak terör saldırılarına maruz kalırken 2017’de terör mağduru sayısında yüzde 12’lik azalma gözlemlendi. Bu düşüşün sebebi ise Nijerya'nın kuzeyindeki Boko Haram örgütünün saldırılarının azalmasına bağlanıyor. Aynı şekilde eş-Şebab Hareketi tarafından gerçekleştirilen saldırılardaki kurbanların sayısında yüzde 15’lik düşüş yaşanırken DEAŞ’ın kurbanlarının sayısı da yüzde 21 oranında azaldı.”

Geçtiğimiz yıl Boko Haram tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları yüzde 25 oranında azalırken Boko Haram’dan ayrılarak 2015’te DEAŞ’a biat eden "DEAŞ'ın Batı Afrika kolu" (ISWA) adlı örgüt saldırılarını üçe katladı. 2017 yılında yalnızca 27 saldırı gerçekleştiren ISWA’nın 2018’de 83 terör saldırısı düzenlemesi saldırılarda önemli bir artışa işaret etti. Örgütün saldırılarında kurbanların oranı ise yüzde 58’e çıktı.

Sahel ve Sahra bölgelerinde aktif olan Mağrib El Kaidesi örgütü ve müttefikleri, geçtiğimiz yılki saldırılarında büyük artış kaydettiler. 2017’de 144 saldırı gerçekleştiren örgüt ve müttefikleri, 2018’de 322 saldırı gerçekleştirerek bu saldırıları iki katına çıkardı.



Mağrib El Kaidesi ve müttefikleri, coğrafi olarak faaliyet gösterdikleri alanları, Mali’nin kuzey ve orta bölgelerinin yanı sıra Burkina Faso ve Nijer’e doğru genişletti.

Öte yandan Sahel bölgesinde en fazla terör saldırısına maruz kalan ülke olan Burkina Faso, Sahel ülkeleri arasındaki en zayıf halka olarak tanımlanıyor.

Topraklarındaki terör saldırıları sayısı iki katına çıkan Burkina Faso’da saldırıların büyük bir kısmını Mağrib El Kaidesi gerçekleştiriyor.

Geriye kalanını ise “DEAŞ'ın Büyük Sahra kolu” örgütü üstleniyor. Burkina Faso’da 2017'de 34 terör saldırısı gerçekleşirken geçtiğimiz yıl bu sayı 136'ya yükseldi.

DEAŞ terör örgütünün Kuzey Afrika bölgesindeki faaliyetleri, 2018’de 2017 yılına göre herhangi bir artma ya da azalma göstermedi. DEAŞ’ın Sina’daki uzantısı “Sina Vilayeti” örgütünün saldırıları artarken, Afrika’daki 344 terör saldırısının 283’ünü, DEAŞ’ın kıtadaki kolları gerçekleştirdi.

Bununla birlikte Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin verdiği veriler açık bir şekilde DEAŞ’ın Mozambik'in kuzeyindeki terörist saldırılarını sıklaştırdığına işaret etti.

Yerel olarak “eş-Şebab Hareketi” olarak isimlendirilen militan grup, geçtiğimiz yıl 55 saldırı gerçekleştirirken bu saldırılarda 164 kişi hayatını kaybetti.

Editörün Seçimi

Multimedya