Glenn Close ile The Wife’ı konuştuk: Önyargılara sanatımla direndim

Glenn Close ile The Wife’ı konuştuk: Önyargılara sanatımla direndim

Pazar, 10 Mart, 2019 - 08:15
Los Angeles/Muhamed Ruda
Geçtiğimiz ay düzenlenen Oscar ödülleri törenini izleyenler, Glenn Close'un 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülünü Olivia Colman'a kaptırdığına şahit oldular.

The Wife filmindeki oyunculuğuyla Oscar’a aday gösterilen Close, 1983 yılından bu yana 7 kere aday gösterildi fakat bir kere bile Oscar kazanamadı.

Ancak bu yıl Oscar’da kaybettiği ödülünü, Altın Küre’de kazanan Close, San Sebastian, Palm Springs ve Tokyo film festivallerinde dram filmi The Wife’daki başarılı oyunculuğu hasebiyle ödül kazanmıştı.

The Wife, Jonathan Pryce tarafından canlandırılan Joan Castleman adlı Nobelli yazarın eşini konu alan bir film. Ödülün sevinci, genç bir gazetecinin (Christian Slater) açığa kavuşturduğu gizemli sırlarla sarsılır. Close, film yönetmeni Björn Runge’in 7. uzun metrajlı çalışmasında sergilediği üstün performans ile dikkatleri çekti.

71 yaşındaki oyuncu, 30 yıllık sanat hayatında 55 filmde rol aldı. Oscar’dan günler önce yapılan röportajda oyuncuyla Siz Şarku’l Avsat okuyucuları için keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

-The Wife gece telefonun çaldığı sahne ile başlıyor ve eşinize Nobel edebiyat ödülünü kazandığı söyleniyor. Bu haber bir ödül için aday gösterildiğinizi haber aldığınız anlara benzemiyor mu?

Hayır. Bu başıma gelmedi. Sabah haberlerinde ödüle aday gösterildiğimi gördükten sonra telefonla arandım. Ödüllerin çoğunlukla gece düzenlenen törenlerde verildiğini biliyorsunuz. Kimse kazanıp kazanmayacağını bilmiyor ama bu törenleri izliyor.

-Sonuçları beklemek kritik bir durum. Gergin misiniz?

Sanırım en son 30 yıl önce gergindim ya da biraz gergindim ama geçti. Bu duruma, kontrol edemediğim diğer tüm durumlara baktığım gibi bakıyorum. Benim ya da başkasının kazanması demokratik bir sürecin sonucu. Ben rahatım. Bu önemsememek anlamına gelmiyor. Fakat hayatımı sürdürürken eskiden hissettiğimden farklı şeyler hissetmiyorum.

-The Wife evlilik ilişkisindeki sorununu ve bir kadının sevgisi uğruna nasıl çok fazla ve sessizce fedakarlıkta bulunabileceğini gündeme getiriyor. Bu içeriğin, eşitlik isteyen şu anki feminist eğilimlerle ilgisi var mı?

Bir yandan evet, bir ilişki var ama temelinde bununla bağlantı olduğunu düşünmüyorum ve filmin herhangi bir akışla ilişkilendirilmesinin planlandığını da sanmıyorum. Romanın seneler önce yazıldığını ve senaryonun 14 yıl önce geliştirildiğini unutmayın. Film, sanatsal ve kültürel yaşamda hüküm süren ve kadınların kendini göstermek hakkını sınırlayan bir tür önyargıya tanıklık ediyor.

-Filmin ışığını görmek neden bu kadar uzun zaman aldı?

Tüm detayları bilmiyorum ama bu durum, senaryonun ortaya çıkmasından bu yana geçen yıllar boyunca, özellikle finansörlerin desteklemeyeceğini düşündüğü konu hakkındaki filme zor fon bulunmasından kaynaklanıyor. Eğer bağımsız sinemaya karşı bir önyargı varsa bu film o önyargılarla karşılaşan filmlere örnek bir filmdir.

-Filmde yıkılmaya başlayan bir evlilik görüyoruz. Bir yandan eşinin hayatında biri olduğunu öğreniyorsun, diğer yandan da gerçekleri öğrenmeni isteyen bir gazeteci var. Doğru mu?

Sanırım öyle. Ancak bu etkenler bu evlilik anlaşmasının çöküşünde birleştiler. Gazeteci, 40 yıllık evliliğin ardından kadının kendisine ne olduğunu sormasını sağlayan bir fırsat olarak ortaya çıktı.

- Kadın, konu oğlu ile kocası Jonathan arasındaki ilişkiye geldiğinde en azından eşinden daha mantıklı davranıyor değil mi?

Evet, ilişkilerinin temelinde Jonathan gelecekte oğlunun ondan daha üstün olmasından korkuyor ve onu rakip olarak görüyor. Bu nedenle Jonathan, oğlunun kendisinden istediği destekten kaçınıyor.

-Önceden yetenek gerektiren birçok filmde oynadın. Bunlardan bazıları Öldüren Cazibe, Tehlikeli İlişkiler ve Hamlet gibi filmler fakat hepsi de 80’li yıllardan kalma. Oyunculuğun ya da kendi oyunculuğunun bu yıllar boyunca değiştiğini düşünüyor musunuz?

Evet kesinlikle. Eski filmlerime baktığımda büyük farklılıklar görüyorum.

-Bu farklılıklar nedir?

Günümüzdeki her film değil fakat çoğunda oyunculuk arka planda kalıyor. Bu durumdaki filmlerde efektler ön planda, oyunculuk ise geri planda kalıyor. Bu otomatik bir oyunculuk olur sistem iyi bilindiği takdirde kimin oynadığının önemi yoktur. Bu tür film sahnelerinde gördüğümüz oyuncular bahsettiğimiz konudaki en yetenekli oyunculardır ve bu roller onlara verilir.

-Herkesin bildiği gibi dramadan komediye geçebiliyorsunuz. Ya da her ikisini de yapabiliyorsunuz? Bir hazırlığınız var mı?

Evet bana senaryoyu açıkladıklarında, söylememi istedikleri şey konusunda ikna olmalıyım. Sorun o kişiliğe bürünmem ve beklentilerini gerçekleştirebilmem. Oyunculuk bu şekilde bir düzenlemedir. Oyuncu senaryoya kendi yöntemleriyle cevap verir.

-Yeni filminizde oyndığınız karakterin oğlunun teşvik edilmeye ihtiyacı var. Bir gün sizin ulaştığınız başarıya yeni bir yeteneğin ulaşmasını isterseniz ona ne dersiniz?

Kabiliyet için yaşamın her anından faydalanın. Oyunculuk, bu kabiliyetin toplumdaki kişiliğe aktarılmasından başka bir şey değildir. Ne kadar öğrenirsek kendimize özel ifade etme biçiminde o kadar başarılı oluruz. Bu gerçekten gerekli olan bir azimdir.

Editörün Seçimi

Multimedya